Bir grup Müslüman, organların eylemlerini imanın gerçekleşmesi için bir koşul olarak görürler, ancak onun temel rükünlerden saymazlar. Başka bir tabirle imanın sahih olması için bir şart görmezler. Nitekim bu konuda ihtilafa düşülmüştür, bu görüşün doğruluğunu bize açıklamanızı rica ederiz, ayrıca iman açısından organ eylemlerin konumunu belirtiniz.?

Allah’a hamd olsun,

Kitap,
sünnet ve salih selefin icma’ına göre iman söz ve amelden ibaret
olup eksilir ve artar,  amelsiz iman
olmadığı gibi söylem olmadan iman olmaz. Nitekim iman her
ikisi olmadan sahih olmaz. Bu konu ehli sünnet nezdinde bilinen bir konudur.
Amelin imanın kemalı için bir şarttır görüşü ise
Eş’ari ve benzerlerin görüşüdür. Şüphesiz Eşarilerin
iman hakkındaki görüşleri murcilerin bir
görüşlerindendir.

İmam
Şafii rahimehullah şöyle dedi: Sahabeler, tabiinler ve onlara yetiştiklerimiz
zatlar şöyle derlerdi: iman; söz, amel ve niyettir. Hiçbiri
diğerleri olmadan geçerli olmaz.
[1]

Aciri
rahimehullah şöyle dedi: Allah bize ve size rahmet eylesin! Biliniz
ki; islam alimleri, imanın tüm insanlara vacip olduğuna
inanıyorlar iman ise kalp ile tasdik, dil ile ikrar ve organlarla ameldir.
Sonra biliniz ki kalple marife ve tasdik dil ile  telaffuz olmadan iman olmaz. Organlarla amel
olmadan kalp ile marifet ve dil ile telaffuz geçerli değildir.
İnsanda şu üç husus tamamlandığı zaman o kişi
mümin olur. Bu konu; kitap, sünnet ve islam alimleri tarafından
kanıtlanmaktadır.[2]

Şeyhul
İslam ibn Teymiye rahimehullah şöyle dedi: Bu meselenin iki
tarafı bulunmaktadır; Birincisi: açık olan küfrü
ispatındadır. Diğeri ise imanın söz ve amel
olmasıyla ilgili konudur. Bir kişinin kalbinde sabit bir imana sahip
olduğu halde, Allah ona namaz, zekat, oruç ve haccı farzettiği
halde, O tüm hayatını Allah’a bir secde bile etmeden
hayatını geçirmesi mümkün değildir. Bu ancak bir münafıkta
veya zındıkta mümkün olabilir. Doğru bir imanla olamaz.
[3]

Muhammed
bin Abdulvehhap rahimehullah şöyle dedi: Şüphesiz Tevhid, kalple
olması gerekir nitekim buda ilimdir. Dille olması gerekir bu da
söylemektir. Ve amel ile olması gerekir bu da emirleri yerine
getirmek ve yasaklardan kaçınmakla olur. Şayet bunlardan birini
yerine getirmezse kişi Müslüman olmaz. Bu konuda ümmet arasında
farklı görüş yoktur.

Kişi
Tevhid ile ikrar eder de onunla amel etmezse Firavun ve İblis gibi
inatçı kafir olur. Şayet açık tevhitle amel ederse ancak içinden
buna inanmıyorsa bu halis bir münafıktır. Bu da Allah daha iyi
bilir kafirden daha kötüdür.[4]

Yine
şöyle demiştir: Allah sana rahmet eylesin bil ki; Allah’ın
dini kalpte itikat ile olur, sevgi ve buğz ile olur. Dilde ise, küfürle
telaffuzdan kaçınarak tevhitle telaffuzla olur. İslam’ın
rükünlerini yerine getirmekle organ eylemleriyle olur. Küfre götüren
eylemleri bırakarak. … bunlardan biri yerine getirilmezse kişi mürtet
ve kafir olur.

[5]

Ehli
sünnetin bu konudaki sözleri çoktur. Bununla beraber Daimi fetva kurulu,
organlarla amelin imanın kemali için bir şart olduğunu öner
süren kitaplardan sakındırmıştır. Bu görüşün
Mürcie ehlinin görüşü olduğunu bildirmiştir.[6]

Ehli
sünnete göre organların ameli imanın bir rüknü ve ondan bir
parça olduğuna söylemektedirler. Nitekim ameller olmadan iman geçerli
olmaz. Onun olmaması kalbin amelin eylemi yerine getirilmediği
anlamını taşır. Çünkü her ikisin arasında
ayrılmaz bir bağlantı mevcuttur. Her kim organlarıyla amel
etmez bilerek ve gücü yettiği halde sadece kalbi ile inanarak imana sahip
olacağını zannederse imkansız bir şeye
inanmış sayılır. Açık ve gizli durum arasındaki
bağlantıyı yok saymış olur ve Mürcienin
görüşüne katılmış olur.

En iyisini Allah bilir.

 

[1] Şerh Usul itikat ehl sünne, el kai, 5/956.
Mecmu el fetava 7/209

[2] El şeria 2/611

[3] Mecmu el fetava 7/616

[4] El dürer el 
seniyye fi ecvibe el necdiye 2/124

[5] El dürer el 
seniyye 10/87

[6] Daimi Fetva Kurulu fetvaları 2/127-139
ikinci cilt.