Uykunun, abdesti bozduğuna dâir delil nedir?
Hamd, yalnızca Allah’adır.
Uykunun, abdesti bozduğuna dâir delile gelince,
Safvân b.
Assâl’ın -Allah ondan râzı olsun- rivâyet ettiği şu
hadistir.
Safvân b.
Assâl şöyle demiştir:
(( كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى
اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَأْمُرُنَا إِذَا كُنَّا سَفَرًا أَوْ مُسَافِرِينَ
أَنْ لا نَنْزِعَ خِفَافَنَا ثَلاثَةَ أَيَّامٍ وَلَيَالِيهِنَّ إِلا مِنْ
جَنَابَةٍ وَلَكِنْ مِنْ غَائِطٍ وَبَوْلٍ وَنَوْمٍ.)) [ رواه الترمذي والنسائي وابن ماجه وصححه الألباني في صحيح الترمذي]
“Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-,
yolculukta veya yolcu olduğumuz zaman -cünüplük hâli bunun
dışındadır-, (abdestli
olarak giydiğimiz takdirde), büyük ve küçük abdest bozmak ile uyku
uyumak gibi hallerde üç gün ve üç gece (yetmiş iki saat) mestlerimizi
(çarıklarımızı) çıkarmamamızı
emrederdi.” (Tirmizî; hadis no: 96. Nesâî; hadis no: 127. İbn-i
Mâce; hadis no: 478. Elbânî; “Sahih-i Tirmizî’de; ‘hadis sahihtir’
demiştir.
Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-, uykuyu, abdesti bozan şeylerden olarak
zikretmiştir.
İslâm
âlimleri -Allah onlara
rahmet etsin-, uykunun abdesti bozup-bozmadığı konusunda
görüş ayrılığına düşmüşlerdir. Bu
görüşlerden bazıları şunlardır:
Birinci görüş:
Uykunun azı ve çoğu, ne şekilde olursa
olsun, (her halükarda) abdesti bozar. Bu, İshak, el-Müzenî, Hasan Basrî ve
İbn-i Münzir’in görüşüdür.Bunun delili; yukarıda zikredilen
Safvân b. Assâl’ın hadisidir. Çünkü Rasûlullah -sallallahu
aleyhi ve sellem-, uykuyu, abdesti bozan şeylerden olarak zikretmiş
ve herhangi belirli bir hal ile sınırlı
tutmamıştır.
İkinci
görüş:
Uyku,
mutlak olarak abdesti bozmaz.Delili; Enes b. Mâlik’in
-Allah ondan râzı olsun- şu hadisidir:
(( كَانَ أَصْحَابُ رَسُولِ اللَّهِ
صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَنْتَظِرُونَ الْعِشَاءَ الآخِرَةَ حَتَّى تَخْفِقَ
رُءُوسُهُمْ، ثُمَّ يُصَلُّونَ وَلا يَتَوَضَّئُونَ.)) [ رواه مسلم ]
“Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-’in ashâbı yatsı namazını
beklerken uyuklar, bu sebeple başları önlerine düşerdi.Sonra kalkarlar abdest almadan namaz
kılarlardı.” (Müslim; hadis no:376)
Başka
bir rivâyet ise şöyledir:
((كَانَ أَصْحَابُ رَسُولِ اللَّهِ
صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
يَضَعُونَ
جُنُوبَهُمْ فَيَنَامُونَ ، مِنْهُمْ مَنْ يَتَوَضَّأُ، وَمِنْهُمْ مَنْ لا يتَوَضَّأُ.))
[ رواه أبو يعلى والبزار ]
“Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-’in ashâbı (yatsı
namazını beklerken) yanlarını yere koyarak uyuklar, (yatsı
ezanı okunduktan sonra) onlardan kimisi kalkar abdest alır, kimisi
de abdest almazdı (kimisi abdest alarak, kimisi de abdest almadan namaz kılardı).” (Ebu Ya’la
ve Bezzâr)
Bu, Ebu Musa el-Eş’arî
-Allah ondan râzı olsun- ve Saîd b. el-Museyyib’in -Allah ona rahmet etsin- görüşüdür.
Yukarıda
zikredilen iki görüş, birbirlerine zıt olan iki
görüştür.Her görüş, delillerden birisini
almışlardır.
Âlimlerin
çoğunluğu (cumhur), delillerin arasını bulma konusunda
kendi aralarında görüş ayrılığına
düşmüş olmakla birlikte bu delilllerin arasını bularak
şöyle demişlerdir:
“Uyku,
belirli hallerde abdetsi bozar, başka hallerde ise abdesti bozmaz.”
Üçüncü
görüş:
Makatını
yere tam oturtarak uyursa, abdest bozulmaz.Eğer makatını tam
olarak oturtmadan uyursa, ne şekilde olursa olsun, abdest bozulur.Bu,Hanefî
ve Şâfiî mezhebinin görüşüdür.” (“el-Mecmû'”; c:
2, s: 14)
Dördüncü
görüş:
Oturarak
veya ayakta durarak uyuyan kimsenin uykusu gibi, hafif uykunun
dışındaki uyku abdesti bozar. Bu, Hanbelî mezhebinin
görüşüdür. (Bkz: “el-İnsaf”; c:2, s: 20 ve 25)
Oturarak
veya ayakta durarak uyuyan kimsenin uykusu gibi hafif uykunun istisnâ
kılınmasının sebebi şudur: İnsanın, bu halde
iken hadesin çıkış yerinden (makattan) emîn
olmasıdır.Dolayısıyla bir kimse bu halde iken abdestini
bozmadığı zannı üstün gelir.
Bu
kimseler şöyle demişlerdir: Ki bu, beşinci
görüştür:
Hafif
uykunun dışında her türlü derin uyku abdesti bozar. Bu, Mâlik’in
görüşüdür. Ahmed’in de bir rivâyeti (görüşü) bu
doğrultudadır.
Derin ve
hafif uyku arasındaki fark şudur:
Çok
olan derin uyku, insanın, (uykuda iken) abdestini bozduğu takdirde
–tıpkı yellenmesi gibi- bunu hissedemediği (bilemediği)
uykudur. Hafif uyku ise; insanın, (uykuda iken) abdestini bozduğu
takdirde bunu hissettiği (bildiği) uykudur.
Bu, Şeyhulislâm
İbn-i Teymiyye’nin -Allah
ona rahmet etsin- tercih ettiği görüştür. Günümüzdeki âlimlerden
Abdulaziz b. Baz ve Muhammed b. Salih el-Useymîn ile İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi âlimleri de bu görüşü tercih etmişlerdir. -Ki
doğru olan görüş de budur-. Böylelikle delillerin
arası bulunmuş olmaktadır.
Şöyle ki:
Safvân b. Assâl’ın -Allah ondan râzı olsun- hadisi,
uykunun abdesti bozduğuna delâlet etmiştir.
Enes b. Mâlik’in -Allah ondan râzı olsun- hadisi,
uykunun abdesti bozduğuna delâlet etmiştir.
Buna göre Enes’in hadisi; insanın, (uykuda
iken) abdestini bozduğu takdirde bunu hissettiği (bildiği) hafif
uykuya yorumlanır.
Safvân’ın
hadisi ise;
insanın,
(uykuda iken) abdestini bozduğu takdirde bunu hissedemediği
(bilemediği) derin uykuya yorumlanır.
Bu görüşü teyid eden Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘in şu hadisidir:
(( إِنَّ الْعَيْنَيْنِ وِكَاءُ
السَّهِ، فَإِذَا نَامَتِ الْعَيْنَانِ اسْتُطْلِقَ الْوِكَاءُ.)) [ رواه أحمد وحسنه الألباني في صحيح الجامع ]
“Şüphesiz gözler, makatın (dübürün) kapağıdır Gözler
uyuduğu zaman kapak açılmış olur.” (Ahmed; hadis
no: 97. Elbânî; “Sahihu’l-Câmi’; hadis no: 4148’de ‘hadis, hasendir,’
demiştir.)
(Yani
uyanıklık hali, makatın kapağıdır.Yani içeride
olan bir şeyin dışarı çıkmaktan korur (sübap
görevi yapar). Çünkü insan uyanık olduğu sürece
kendisinden çıkacak olanı hisseder. Uykuya daldığı zaman
bu kapak açılır.)”
et-Tıybî -Allah ona rahmet etsin- şöyle
demiştir:
“Bir kimse, uyanık olduğu zaman
karnındaki tutar. Uyuduğu zaman (karnındaki tutma) irâdesi gider
ve mafsalları gevşemeye başlar.”
(“Avnu’l-Ma’bûd”)
Bir kimse, abdestini bozduğunda hissedemeyecek
derecede makatını sıkı tutmazsa, bu uykusu abdesti bozar.
Aksi takdirde abdesti bozulmaz.(Bkz: “eş-Şerhu’l-Mumti'”;
c: 1, s: 275)
es-San’ânî -Allah ona rahmet etsin- şöyle
demiştir:
“Safvân’ın hadisinden dolayı abdestin
bozulduğunu söylemek, en yakın görüştür… Fakat
Safvân’ın hadisinde geçen uyku lafzı, mutlaktır. Enes’in
hadisinde geçen sahâbenin uyudukları,horlamalarına rağmen abdest
almadıkları, yanlarını yere koydukları ve uykudan
uyandıkları konusu, sahâbenin yüce konumları itibariyle
onların abdesti bozan şeyleri bilmediklerini göstermez.Özellikle
de Enes -Allah ondan râzı olsun- bu uykuyu sahâbeden mutlak olarak nakletmiştir.
Bilindiği üzere sahâbeden dînin hükümlerini, özellikle de İslâm
dîninin en büyük rüknü olan namazı bilen nice âlimler vardı.
Özellikle sahâbeden, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte
yatsı namazını bekleyenler, sahâbenin bilinenleri idi. Böyle
olunca Safvân’ın hadisi, insanın uykuda iken ne olduğunu idrak
edemediği derin uykudur. Enes’in
zikrettiği horlama ve yanları yere koyma olayı ise, derin
olmayan uykuya yorumlanır. Nitekim bir kimse, derin uykuya dalmadan
önce horlamaya başlayabilir.Yan tarafını yere koymak, derin
uykuya dalmayı gerektirmez.” (“Subulu’s-Selâm”; c: 1, s:
97)
Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn
-Allah ona rahmet etsin-, “Mecmû’ul-Fetâvâ”da
abdesti bozan şeyleri sayarken şöyle demiştir:
“Bir kimse, uykuda iken abdestini bozduğu
takdirde bunu hissedemeyecek derecede derin uyumuşsa, bu uyku abdesti
bozar. Yok eğer bir kimse uykuda iken abdestini bozduğu takdirde bunu
hissedecek derecede hafif uyumuşsa, bu hafif uyku abdesti bozmaz. Hafif
uykuda insanın sırt üstü veya bir şeye dayanarak veyahut da bir
şeye dayanmayıp oturarak uyuması arasında hiçbir fark
yoktur. Önemli olan, kalbin uyanık halde
olmasıdır.İnsan, uykuda iken abdestini bozduğu takdirde
bunu hissediyorsa, onun abdesti bozulmaz. Eğer uykuda iken abdestini
bozduğu takdirde bu hissetmiyorsa, abdest alması gerekir.Çünkü
uykunun kendisi, abdesti bozmaz.Fakat abdestin bozulma ihtimalinin olduğu
bir vakittir.İnsanın, uykuda iken abdestini bozduğu takdirde
bunu hissedebiliyorsa, hades (abdestsizlik durumu) olmadığından
dolayı abdesti bozulmaz. Uykunun kendisinin abdesti
bozmadığına delil; uykunun hafif olanın abdesti bozmamasıdır.Şayet
uyku abdesti bozmuş olsaydı, idrarın azı ve çoğu abdesti
bozduğu gibi, uykunun da azı ve çoğu abdesti bozardı.
Değerli âlim Abdulaziz b. Baz’ın fetvâlarında
da buna benzer gelmiştir.Şöyle ki:
“Uyku, insanın bilinci kaybedecek şekilde
derin olursa abdesti bozar. Nitekim
kıymetli sahâbî Safvân b. Assâl’ın -Allah ondan râzı olsun-
rivâyet ettiği hadiste o şöyle demiştir:
(( كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى
اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَأْمُرُنَا إِذَا كُنَّا سَفَرًا أَوْ مُسَافِرِينَ
أَنْ لا نَنْزِعَ خِفَافَنَا ثَلاثَةَ أَيَّامٍ وَلَيَالِيهِنَّ إِلا مِنْ
جَنَابَةٍ وَلَكِنْ مِنْ غَائِطٍ وَبَوْلٍ وَنَوْمٍ.)) [ رواه الترمذي والنسائي وابن ماجه وصححه الألباني في صحيح الترمذي]
“Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-,
yolculukta veya yolcu olduğumuz zaman -cünüplük hâli bunun
dışındadır-, (abdestli
olarak giydiğimiz takdirde), büyük ve küçük abdest bozmak ile uyku
uyumak gibi hallerde üç gün ve üç gece (yetmiş iki saat) mestlerimizi
(çarıklarımızı) çıkarmamamızı
emrederdi.” (Tirmizî; hadis no: 96. Nesâî; hadis no: 127. İbn-i
Mâce; hadis no: 478. Elbânî; “Sahih-i Tirmizî’de; ‘hadis sahihtir’
demiştir.
Yine, Muâviye’nin -Allah ondan râzı olsun- rivâyet
ettiği hadiste Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle
buyurmuştur:
(( إِنَّ الْعَيْنَيْنِ وِكَاءُ السَّهِ،
فَإِذَا نَامَتِ الْعَيْنَانِ اسْتُطْلِقَ الْوِكَاءُ.)) [ رواه أحمد وحسنه الألباني في صحيح الجامع ]
“Şüphesiz gözler, makatın (dübürün) kapağıdır Gözler
uyuduğu zaman kapak açılmış olur.” (Ahmed; hadis
no: 97. Elbânî; “Sahihu’l-Câmi’; hadis no: 4148’de ‘hadis, hasendir,’
demiştir.)
Hadisin
senedinde zayıflık olmakla birlikte Safvân’ın hadisi gibi, onu
destekleyen başka rivâyetler vardır. Böylelikle bu hadis, hasen
hadis derecesine yükselir….
Uyuklamaya
gelince, bu, abdesti bozmaz. Çünkü uyuklamakla insanın bilinci
gitmez. Böylelikle bu konuda gelen hadislerin tamamının
arası bulunmuş olmaktadır.”
İlmî
Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi âlimleri şöyle
demişlerdir:
“Derin uyku,
abdestin bozulması ihtimalinin olduğu bir vakittir.Buna göre her
kim mescitte veya başka bir yerde uyursa, yeniden abdestini alması
gerekir.İster ayakta, ister oturarak, ister sırt üstü, ister elinde
tesbih olduğu halde, isterse elinde tesbih olmadan uyumuş olsun fark
etmez.İnsanın bilincini kaybetmediği uyuklama gibi derin olmayan
uykuya gelince, yeniden abdest alması gerekmez. Çünkü bu konuda
yukarıda zikredilen detaylara delâlet eden Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘den gelen sahih hadisler, gelmiştir.” (İlmî
Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi Fetvâları; c: 5, s: 262)
Yine, İlmî
Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi âlimleri şöyle
demişlerdir:
“İnsanın bilincini kaybetmediği hafif
uyku, abdesti bozmaz.Nitekim Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- yatsı
namazını bazı vakitler geciktirirdi.Öyle ki Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘in ashâbı (yatsı namazını
beklerken) başları öne düşer, sonra kalkarlar, abdest
almadan namaz kılarlardı.” (İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi
Fetvâları; c: 5, s: 263)
Bkz:
“el-Mecmû'”; c: 2, s: 14-24. “Mevâhibu’l-Celîl”; c: 1, s:
312. “eş-Şerhu’l-Mumti'”; c: 2, s: 189-191.
