Dînen yasak olup da vermenin câiz olmadığı isimler var mıdır? Bu isimler hangileridir?
Hamd,
yalnızca Allah’adır.
Evet. Dînen
yasak olan bazı isimler vardır ve bu isimleri vermek, câiz
değildir.
Bu isimlerden
bazıları şunlardır:
1.
Allah Subhânehu ve Teâlâ’ya has olan
isimleri vermek, haramdır.
Örneğin
el-Hâlık (yaratıcı), el-Kuddûs gibi…
Ya da Allah
Subhânehu ve Teâlâ’dan başkasına lâyık olmayan isimleri vermek.
Örneğin
Meliku’l-Mulûk (Mülklerin Hâkimi/Şahin şah) gibi…
Bu konuda
âlimler arasında görüş birliği vardır.
İbn-i
Kayyim -Allah ona rahmet etsin-, Allah
Teâlâ’ya has olan isimleri şöyle zikretmiştir:
“Allah, er-Rahmân, el-Hakem, el-Ehad, es-Samed,
el-Hâlık, er-Râzık, el-Cebbâr, el-Mutekebbir, el-Evvel,
el-Âhir, el-Bâtın, Allâmu’l-Ğuyûb”. (Tuhfetu’l-Mevdûd; s:
98).
Meliku’l-Mulûk
(Mülklerin Hâkimi) gibi Allah Subhânehu ve Teâlâ’ya has olan isimleri vermenin
haram olduğunu gösteren delillerden birisi şudur:
Buhârî ve Müslim’in, Ebu Hureyre’den -Allah ondan
râzı olsun- rivâyet ettiği hadiste -hadisin lafzı, Buhârî’dedir-
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
(( أَخْنَى الأَسْمَاءِ يَوْمَ
الْقِيَامَةِ عِنْدَ اللهِ رَجُلٌ تَسَمَّى مَلِكَ الأَمْلاكِ.))
[ رواه البخاري ]
“Kıyâmet
günü Allah katında isimlerin en çirkini (en günah
olanı/en yalancısı); bir kimsenin mülklerin sahibi diye
adlandırılmasıdır.” (Buhârî; hadis no: 2606).
Müslim’in rivâyet ettiği hadisin lafzı
ise şöyledir:
(( أَغْيَظُ رَجُلٍ عَلَى اللهِ
يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَأَخْبَثُهُ وَأَغْيَظُهُ عَلَيْهِ رَجُلٍ كَانَ يُسَمَّى
مَلِكَ الأَمْلاكِ، لا مَلِكَ إِلا اللهُ.))
[ رواه مسلم ]
“Kıyâmet günü Allah’ın
en çok buğzettiği kimse, O’na en çirkin gelen ve en şiddetlisi;
(dünyada
kendisini) mülklerin sahibi diye adlandıran kimsedir.Oysa Allah’tan
başka melik/hâkim yoktur.” (Müslim; hadis no: 2143).
Allah Teâlâ
ile başkası arasında müşterek olan isimlere gelince, bu
isimleri vermek, câizdir.
Örneğin
Alî, Latîf ve Bedii gibi…
el-Haskefî
şöyle demiştir:
“Bizim
hakkımızda murad edilen (kastedilen), Allah Teâlâ’nın
hakkında murad edilenden başkadır.”
2.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘den
başkasına lâyık olmayan isimleri vermek, haramdır.
Örneğin
Seyyidu Veledi Âdem (Âdem oğlunun efendisi), Seyyidu’n-Nâs
(İnsanların efendisi) ve Seyyidu’l-Kull (Herkesin efendisi) gibi…
Zirâ bu
isimler -Hanbelîlerin de belirttikleri gibi-, ancak Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e
lâyıktır.
3. Allah
Subhânehu ve Teâlâ’dan başkasına kul (abd) kelimesini izâfe ederek
isim vermek, haramdır.
Örneğin
Abdul-Uzza (Uzza’nın kulu), Abdul-Kâbe (Kâbe’nin kulu), Abdu’d-Dâr (Evin
kulu), Abdu Ali (Ali’nin kulu), Abdu’l-Huseyn (Hüseyin’in kulu), Abdu’l-Mesîh
(Mesih’in kulu) veya Abdu Fulân (Falancanın kulu) gibi…
(İbn-i
Âbidîn Hâşiyesi; c: 5, s: 268. Muğnî’l-Muhtac; c: 4, s: 295. Tuhfetu’l-Muhtac;
c: 10, s: 373. Keşşâfu’l-Kınâ’; c: 3, s: 27. Tuhfetu’l-Mevdûd;
s: 90).
Allah
Subhânehu ve Teâlâ’dan başkasına abd kelimesini izâfe etmenin haram
olduğunu gösteren delil şudur:
İbn-i
Ebî Şeybe’nin, Yezîd b. el-Mikdâm b. Şureyh, o babasından, o
dedesi Hâni b. Yezîd’den
-Allah
ondan râzı olsun- rivâyet ettiğine göre o şöyle
demiştir:
(( وَفَدَ عَلَى النَّبِيِّ صَلَّى
اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَوْمٌ فَسَمِعَهُمْ يُسَمُّونُ رَجُلاً مِنْهُمْ: عَبْدُ
الْحَجَرِ فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَا اسْمُكَ؟ قَالَ:
عَبْدُ الْحَجَرِ، فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّمَا
أَنْتَ عَبْدُ اللهِ.))
[ رواه ابن أبي
شيبة ]
“Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in huzuruna bir
topluluk geldi.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, onlardan
birisinin kendilerinden birisine:
Abdul-Hacer (Taşın kulu) diye isimlendirdiklerini (çağırdıklarını)
işitti.
Bunun üzerine Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ona
şöyle buyurdu:
– Senin adın nedir?
Adam:
-Abdul-Hacer, diye cevap verdi.
Bunun üzerine Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- ona şöyle buyurdu:
– Sen, ancak Abdullah’sın (Allah’ın kulusun).” (el-Mevsûatu’l-Fıkhiyye;
c: 11, s: 335).
4. Allah Teâlâ’nın dışında ibâdet
edilen putların isimlerini vermek, haramdır.
5. İblis ve Hınzeb gibi şeytanların
isimlerini vermek, haramdır.
Nitekim bu isim verilen kimsenin isminin
değiştirilmesi konusunda Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in
sünnetinde bazı hadisler gelmiştir.
Mekruh olan isimlere gelince, bu isimleri şöyle
sınıflandırmak mümkündür:
1. Anlam ve lafızları veya ikisinden birisi,
kalplerin nefret ettiği isimleri vermek, mekruhtur. Çünkü bunlar, -güzel
isimler seçmeyi emreden Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in sünnetine
aykırı olmasını bir tarafa bırakın, sahipleriyle
alay edilmesine yol açar, onları mahçup duruma düşürür ve
hayatlarını etkiler.
2. Şehevî duyguları
çağrıştıran isimleri vermek, mekruhtur. Kız
çocuklarının isimlerinde buna çokça rastlanmaktadır. Örneğin
Fâtin (etkileyici/büyüleyici/tatlı) ve Miğnâc (cilveli, flört
eden) gibi…
3. Fâsık ve fâcir artistlerin, sanatçıların,
çalgıcıların ve boş faydasız oyunlarla tiyatro sahnelerinde
oynayan tiyatrocuların isimlerini bilerek vermek.
Îmân izzetinden soyutlanmış bazı
nefislerin alametlerinden birisi de, bu kimselerin, sahnede soyunmuş
kadınları gördüklerinde çocuklarına hemen onların
isimlerini vermeleridir.Günümüzde nüfus idâresinde, yeni doğan
çocukların kayıtlarını gören kimse,
söylediklerimizin doğru olduğunu görecektir. Bu durumu yalnızca
Allah’a şikâyet ederiz.
4.
Günah ve masiyet anlamları ifâde eden isimler vermek, mekruhtur.
5.
Firavunların ve diktatörlerin isimlerini vermek, mekruhtur.
6.
Kâfirlere has olan yabancı isimleri vermek, mekruhtur.
Dîni ile mutmain olan bir müslüman, bu isimlerden uzak
durur, onlardan kaçar ve bu isimlerin etrafında dolaşıp durmaz.Zamanımızda
bu isimlerin fitnesi, büyük olmuştur. Avrupa ve Amerika’dan bir kâfirin
ismi alınır hâle gelmiştir. İşte bu, günahın en şiddetlisi
ve zilletin en büyük sebeplerindendir.Kâfirleri, onların isimlerini
vererek taklit etmek, bir hevâ ve hevese tâbi olmaktan ve akılsızca
hareket etmekten ibâret bir davranış için ise, bu büyük bir
günahtır.Yok eğer kâfirlerin isimleri, müslümanların isimlerinden
daha üstün olduğu inancına sahip ise, bu takdirde bu kimse,
îmânın temelini sarsan büyük bir tehlike ile karşı
karşıyadır. Her iki durumda derhal tevbe etmesi gerekir.Bu
isimleri değiştirmek, onlardan tevbe etmenin bir
şartıdır.
Günümüzde bazı müslümanlar, kız çocuklarına
Linda (Lynda), Nansi (Nancy) ve Diyana (Diana) isimlerini vermektedirler. Bu
durumu, yalnızca Allah’a şikâyet ederiz.
7.
Tiksindirici ve iğrenç sıfatlarla bilinen hayvanların
isimlerini vermek, mekruhtur.
Örneğin köpek, eşek, teke ve buna
benzer isimler gibi…
8. Her türlü isim, mastar veya sıfatı, dîn ve
İslâm lafızlarına izâfe ederek vermek, mekruhtur. Çünkü
bu, isim verilen kimseyi tezkiye etmek demektir.
Örneğin Nuriddin (Nureddin: İslâm’ın
nuru), Ziyâuddin (Ziyâeddin: Dînin ışığı), Seyfulislâm
(İslâm’ın kılıcı) ve Nurulislâm (İslâmın
nuru) gibi…
Kendisine bu isimler verilen kişiler, büyüdüklerinde
isimlerinin tam tersi olabilirler. Böylelikle müslümanların başlarına
belâ olurlar.Nitekim İslâm düşmanı olduğu halde ismi
Nâsıruddin olan nice kimseler vardır.Dîn ve İslâm
lafzının konumunun büyüklüğü sebebiyle bunlara izâfe edilerek
verilen isimler, içi yalan olan boş bir iddiâdır.Bunun içindir ki
bazı âlimler, bu isimleri vermenin haram olduğunu
belirtmişlerdir.Fakat âlimlerin çoğunluğu mekruhtur,
demişlerdir.Çünkü bu isimlerden kimisi, verilmesi câiz olmayan
gerçek dışı anlamlar içeren isimleri
çağrıştırmaktadır.
Bu isimlerden kimisi iki yönden yasak olabilir.
Örneğin Şihâbuddin (Şihâbeddin: Dînin
ateşi), Şihâb: Ateşten bir şuledir. Üstelik bu
şule, dîn kelimesine izâfe edilmiş!
Günümüzde durum öyle bir hale gelmiştir ki
bazı kimseler, Zehebuddîn (Dînin altını), Elmasuddîn (Dînin
elması) isimlerini vermişlerdir.
Hatta bazı kimseler, Cehennem, Rek’ateyn (İki
rekat), Sâcid (Secde eden), Râki’ (Rükû eden) ve Zâkir (Zikreden) isimlerini
vermişlerdir.
İmam Nevevî -Allah ona rahmet etsin- kendisine “Muhyiddîn:
Dîni ihyâ eden” lakabı verilmesini çirkin görürdü.
Yine Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye -Allah ona
rahmet etsin- kendisine “Takiyyuddîn: Dînin Takvâlısı”
lakabı verilmesini çirkin görür ve şöyle derdi:
“Fakat âilem, bana bu lakabı verdi ve bu
sebeple meşhur oldu.”
9. Bazı âlimler,meleklerin isimlerini vermeyi mekruh
görmüşlerdir.Meleklerin isimlerini kadınlara vermeye gelince, bu
haramdır.Çünkü bu olayda, meleklerin, Allah’ın
kızları olduğuna inanan müşriklere benzeme vardır.Allah
Teâlâ müşriklerin söylediklerinden münezzehtir.
10. Bazı âlimler, Kur’an-ı Kerim sûrelerinin
isimlerini vermeyi mekruh görmüşlerdir.
Örneğin Tâhâ, Yâsîn ve Hâmîm gibi…
Halk arasında, Tâhâ ve Yâsîn isimlerinin, Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘in isimlerinden olduğunun söylenmesi,
doğru değildir.
11. Tezkiye anlamı ifâde eden isimleri vermek,
mekruhtur.
Örneğin Berra, Takiyy ve Âbid gibi…
Bu konuda daha detaylı bilgi için İbn-i
Kayyim’in “Tuhfetul-Mevdûd” adlı kitabı ile Bekr Ebu
Zeyd’in “Tuhfetul-Mevlûd” adlı kitabına bakılabilir.
Allah Teâlâ en iyi bilendir.
