Ben, gayr-i müslimlerin kutlama törenlerine katılmanın câiz olmadığına dâir fetvâları okudum. Fakat ben, okul veya üniversitede düzenlenen kutlama törenlerine gayr-i müslimlerle birlikte katılmanın hükmünü öğrenmek istiyorum.

Hamd,
yalnızca Allah’adır.

Birincisi:

Dînî bayramlarından dolayı kâfirleri kutlamak,
haramdır ve bunun haram olduğunda şüphe de yoktur. Nitekim
birçok fetvada bunun açıklamasını yapmış ve bundan
sakınılması gerektiğini belirtmiştik.

Bu konuda daha detaylı bilgi için (947),
(11427), (4528) ve (1130) nolu
soruların cevaplarına bakabilirsiniz.

İkincisi:

Evlilik, okulda başarılı olma (sınıf
geçme), bir vazifeye tayin olma, hastalıktan iyileşme, çocuk sahibi
olma ve yolculuktan dönme gibi, gayr-i müslimlerin kişisel özel
münâsebetlerine gelince, İslâm âlimleri bu konuda üç görüşe
ayrılmışlardır. Bu üç görüş, İmam Ahmed’den
nakledilmiştir.

Âlimlerden kimisi bunu câiz görmüştür. Kimisi
câiz görmemiştir. Kimisi ise, onların kalplerini İslâm’a
ısındırmak veya onları İslâm dînine dâvet etmek gibi,
dînî bir faydanın olması şartına bağlı olarak
câiz görmüştür ki bu, görüşlerin en tercihli
olanıdır. Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye de -Allah ona rahmet etsin- bu görüşü tercih
etmiştir.

Hanbelî mezhebi âlimlerinden İbn-i Muflih
-Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:

“Gayr-i müslimleri hastalıklarında ziyâret
etmek, onları kutlamak ve onlara başsağlığı
dilemek, haramdır…”

Yine İmam Ahmed’den
-Allah ona rahmet etsin- şöyle nakledilmiştir:

“Müslüman olmasını ümit etme gibi bir
fayda varsa, bu takdirde câizdir.Hocamız İbn-i Teymiyye de bu
görüşü tercih etmiş, anlamını ise Âcurrî tercih
etmiştir. Âlimlerin görüşü ise; gayr-i müslim kimse,
hastalığında ziyâret edilir ve kendisine İslâm dîni arz
edilir.

Ebu Davud -Allah ona
rahmet etsin- şunu
nakletmiştir:

“Eğer onu İslâm’a dâvet etmek istiyorsa,
evet, ziyâret edilir.” (el-Furû'” ve “Tashîhu’l-Furû'”; c:
10, s: 334).

Câiz olduğunu söylemek için başka
şartlara da dikkat etmemiz gerekir. Bunlar:

1. Erkeklerle kadınların aynı ortamda ve
karışık bulunmaları, çalgı aletlerinin olması,
haram olan yiyecek ve içeceklerin bulunması gibi dînen haram sayılan
şeylerden kutlama ve ziyâret ortamının arınmış
olması gerekir.Müslümanların tören ve kutlamaları
genellikle -üzülerek söylemek gerekirse- haram olan şeylerden
arınmış olmadığına göre, gayr-i müslimlerin
tören ve kutlamaları nasıl arınmış olsun.

Bu konuda (3325) nolu sorunun cevabına
bakınız.

2. Kutlamanın, “Esselamu Aleykum” demekten
veya kutlanan kimsenin güçlü ve kalıcı olmasını temennî
etmek gibi, kutlama ibârelerinin dîne aykırı şeylerden
arınmış olması gerekir.

İbn-i Kayyim -Allah ona rahmet etsin-
şöyle demiştir:

“Gayr-i müslimi, eş veya çocuk sahibi
olması, yolculuktan dönmesi, hastalıktan iyileşmesi veyahut
da istenmeyen bir şeyden kurtulması münâsebetiyle onu kutlama
babı:

İmam Ahmed’den bu konuda farklı rivâyetler
gelmiştir. Bazen bunun mübah, bazen de haram olduğunu söylemiştir.
Bu konudaki görüşü; gayr-i müslime
başsağlığı dilemek ve hastalığında onu
ziyâret etmek gibidir. İkisi arasında hiçbir fark yoktur. Fakat
müslüman, câhil kimselerin yaptıkları gibi, gayr-i müslimin dînine
rızâ göstermeye delâlet eden sözler telaffuz etmekten
sakınmalıdır.

Tıpkı bazı kimselerin: “Allah seni
dîninle mutlu kılsın”, “Allah seni dîninde güçlü ve
kuvvetli kılsın”, “Allah seni aziz kılsın”
veya “Allah sana ikramda bulunsun” demeleri gibi.

Ancak, “Allah seni İslâm ile
şereflendirsin” veya “Allah seni İslâm ile aziz
kılsın” gibi sözler söyleyebilir.Dolayısıyla
bu davranış, müşterek şeyleri kutlama konusuna girer.”  (Zimmet Ehli İle İlgili Hükümler; c: 1, s: 441)

3. Kâfir, günah işlediği yolculuktan
dönüşünde tebrik edilmez (müslüman için de hüküm böyledir).
Müslümanlara savaş açan veya (fâiz ile alış-veriş yapan)
bir bankada çalışmak veya insanlar arasında Allah’ın
şeriatından başka hükümle hükmeden hâkimlik gibi haram olan bir
vazifeye tayin olan kimse de tebrik edilmez.

İbn-i Kayyim -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:

“Her kim, bir insanı, işlediği
günahından veya bid’atından veyahut da küfründen dolayı tebrik
ederse (kutlarsa), kendisini Allah’ın gazabına ve öfkesine maruz
bırakmış olur. Oysa takvâ sahibi olan ilim ehli, Allah’ın
gazabından kaçınmak ve O’nun gözünden düşmemek için, zâlim
kimseleri, vâlilik makamlarına, câhil kimseleri de kadılık,
öğretmenlik ve fetvâ gibi makamlara tâyin olmalarından
dolayı tebrik etmekten uzak dururlardı.Eğer bir kimse,
başına gelebilecek bir kötülükten dolayı onlara gider de onlara
hayırdan başka bir şey söylemezse ve iyilik ve
doğrulukta muvaffak olmaları için onlara duâ ederse, bunda bir
sakınca yoktur.” (Zimmet Ehli İle İlgili Hükümler; c: 1, s:
441-442)

 4. Müslüman
olmaları beklenmeyen, -papazlar ve hahamlar gibi-, küfrün
başlarını ve küfrün elebaşlarını tebrik etmekten
uzak durmak gerekir. Çünkü onları tebrik etmek ve onlara
katılmak, onları güçlendirmek ve müslümanı zelil
kılmaktır.Ancak müslüman olması ümit edilen belirli birisi
varsa, onu tebrik etmek câizdir.

Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-,
amcası Ebu Tâlib’i hastalığında ziyâret etmişti.

Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn -Allah ona
rahmet etsin-, papazın gelişi dolayısıyla onu tebrik
etmenin hükmü hakkında sorulduğunda o şöyle demiştir:

“Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in hasta
olan yahudiye gitmesine (onu ziyâret etmesine) gelince, çünkü bu yahudi, Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘e hizmet eden bir çocuk idi. Çocuk
hastalanınca, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ona
İslâm’ı arz etmek için onu ziyâret etti.Peygamber -sallallahu aleyhi
ve sellem- ona İslâm’ı arz edince o da müslüman oldu.Müslüman
olması için birisini ziyâret eden Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-
ile sağ-salim ulaştığından dolayı papazı
tebrik eden ve onun mâneviyatını yükselten (ona moral veren) kimseyi
kıyaslamak mümkün değildir. Bunu ancak ya câhil veya hevâsına
uyan kimse kıyaslayabilir.” (Fetâvâ İbn-i Useymîn; c: 3, s: 47).

Sözün özü:

Bu meselede tercihli olan görüş,
-müslümanın, bundan tamamen kaçınması ve onlarla iç içe olmaktan
uzak durması, daha ihtiyatlı olmakla birlikte-, yukarıda
zikredilen şartlar doğrultusunda gayr-i müslimi tebrik etmek câizdir.            

Allah Teâlâ en iyi bilendir.