Benim sorum, gizli veya açık (okunan) namazlarda Kur’an sûrelerinin dizilişine göre okunmasıyla ilgili. Namaz kılan bir kimse, sûre ve âyetleri, Kur’an’daki dizilişine göre mi okumalıdır. Bir anlamda, ilk rekâtta Asır sûresinin, sonra ikinci rekâtta Kevser sûresinin okunması… Peki, Bakara sûresinin 50-60 âyetlerini birinci rekâtta, sonra 10-20 âyetlerini ikinci rekâtta okumak câiz midir?  Bu hususu izah etmenizi ve sebebini açıklamanızı ricâ ediyorum.

Hamd,
yalnızca Allah’adır.

Kur’an
(âyetlerinden) sonra geleni, önce okumak, “tenkis” (yerlerini
değiştirmek, öncekinin yerine sonra geleni koymak, sonra gelen âyeti,
öncekinden evvel okumak) olarak adlandırılır. Bu da
dört kısımdır:

1.
Harflerin tenkisi

2.
Kelimelerin tenkisi

3. Âyetlerin
tenkisi

4.
Sûrelerin
tenkisi

Harflerin
yerlerinin değiştirilmesi, aynı kelimede bulunan sonraki bir
harfin önce okunmasıdır. Örneğin, “Rab”
yerine “Bar” şeklinde okunması.

Bunun
haramlığında şüphe yoktur.Bu şekilde namaz da bozulur.Çünkü
Kur’an’ı, Allah’ın konuştuğu biçimden
çıkarmıştır. Büyük ihtimalle de, mana çok değişmiş
olacaktır.”

(Muhammed
b. Salih el-Useymîn; “eş-Şerh’ul-Mumti’”; c:  3, s: 110).

Kelimelerin
tenkisi ise; sonra gelen bir kelimenin, evvelki kelimeden önceye alınmasıdır.

Örneğin;

((
قل هو الله أحد))
“De ki: O Allah bir tekdir.”
yerine;
((أحد
الله هو قل))
“Bir tekdir Allah O de”!

Bu
da haramdır şüphesiz; çünkü Kur’an’ı Allah’ın
konuştuğu biçimden çıkarmaktır.” 

(Muhammed
b. Salih el-Useymîn; “eş-Şerh’ul-Mumti’”; c:  3, s: 110).

Âyetlerin
sırasının değiştirilmesi de; bir sonraki âyetin, bir önceki
âyetten önce okunmasıdır.

(( إله الناس ))
“İnsanların
ilahına”dan önce

(( من شر الوسواس الخناس )) “İnsanların
kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin şerrinden…”
okumak!.

Bu
konuda Kadı İyaz -Allah ona rahmet etsin- şöyle
demiştir:

Şüphe
yok ki her bir sûrenin,
şu andaki mushaftaki şekliyle âyetlerinin
sıralanışı,  Allah Teâlâ’nın
emriyledir.Ümmet, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘den bu
şekilde nakletmiştir.

(Nevevî Şerhi’nden
(6/62),  İbn-il- Arabî’de,
“el-Fetih” de böyle demiştir. (2/257)

Değerli
âlim İbn-i Useymîn
de şöyle demiştir:

“Aynı
şekilde, tercih edilen görüşe göre, âyetlerin yerlerinin
değiştirilmesi haramdır. Çünkü âyetlerin
sıralanışı, tevkîfîdir.Tevkîfî’nin manası ise;
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve
sellem-’in emriyledir.

(Muhammed
b. Salih el-Useymîn; “eş-Şerh’ul-Mumti’”; c:  3, s: 110).

Sûrelerin
tenkisi’ne -sonraki bir surenin öncekinden evvel okunmasına- gelince;
örneğin Âl-i İmran sûresinin, Bakara sûresinden önce
okunması.

Hükmü:

Âlimlerden
bir kısmı, “sûrelerin dizilişi tevkîfî değildir; dolayısıyla
sakınca yoktur” demişlerdir.

Bazıları
ise, sûrelerin sıralamasının tevkîfî olduğu veya bu hususta sahâbenin
icma’ının bulunduğu görüşündedir. Dolayısıyla
(sûrelerin) sıralanışına muhalefet etmenin câiz
olmadığı görüşündedir.

Doğrusu:

Sûre dizilişleri tevkîfî değildir. Ancak, tevkîfî olduğu, bazı sahâbenin
ictihadıdır.

Kur’an
sûrelerinin
tertibi konusunda,
– Örneğin, Abdullah b. Me’ud Mushafı, diğer
Mushafların sıralamasından farklı olmakla beraber- sahâbe
arasında icma’ yoktur.

Sünnette de, câiz olduğunu te’yid
eden (deliller) vardır:

1).
Huzeyfe -Allah ondan râzı olsun- demiştir ki:

“Bir
gece Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve
sellem- ile namaz kıldım. Bakara sûresiyle
başladı, 100. (âyette) rüku’ya gider dedim, sonra
devam etti. Bu rekâtı bununla kılar dedim. Ama devam etti. Sonra Nisâ
(sûresine) geçti ve onu okuduktan sonra da Al-i İmran’a
başlayarak onu okudu…” (Müslim; hadis no: 772).

Hadisteki
delil, Nisâ suresini Âl-i İmran sûresinin önce
okumasıdır.

Nevevi:

Kadı
İyaz; bu hadiste, “sûrelerin
dizilişi, müslümanların mushafı yazarken kendi
ictihadlarıyla oluşmuştur” diyenler için delil vardır; bu dizilişin,Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-’den değil, bilakis ondan sonraki ümmetinin
(bir ictihadı)’dır, demiştir. Ayrıca, bu, Mâlik b. Enes ve âlimlerin
çoğunluğunun görüşüdür.

Kadı
Ebu Bekir el-Bâkıllânî’ de bu
görüşü seçmiştir.

İbn-i
Bâkıllânî: “Bu iki görüşten en
doğru olanıdır”, demiştir.

Yine şöyle demiştir.

“Bizim dediğimiz şey: Yazılışta,
namazda, derste ve eğitim (esnasında) sûrelerin
sıralanışına riâyet etmek, gerekli değildir. Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-’den bu hususta herhangi bir hadis de yoktur. Bu
(dizilişe) uymamanın sınırı da yoktur. Bu yüzden,
Osman Mushafı’ndan önceki mushaflar (ın her biri) farklı
farklı olmuştur.

Der ki:

“Peygamber -sallallahu aleyhi ve
sellem- ve ondan sonra da ümmeti, her asırda, namazda, derste ve okuma sırasında,
sûrelerin sıralamasına uymamamayı câiz
saymışlardır.”

Yine demiştir ki:

“İlim ehlinden
bazılarının: ‘Sûrelerin dizilişi, Osman Mushafı’nda
olduğu üzere, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in emridir, –
mushaflardaki farklılıklar, kendilerine tevkif emri ulaşmadan önce
ve Cebrail -aleyhisselâm-‘ın son tekrarından önce idi’ diyenlerin
sözüne; ‘Evet, Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-
önce Nisâ sûresini, sonra da Âl-i İmran sûresini okumuştur.Çünkü
tevkif ve tertipten önce diziliş böyleydi ve bu iki sûre Ubeyy
b. Ka’b Mushafı’nda da böyledir.” şeklinde yorumlanır.

Yine der ki:

“Namaz kılan birinin, birinci
rekâtta okuduğu sûreden önceki bir sûreyi ikinci rekâtta
okumasının câiz olduğunda ihtilaf yoktur. Ancak, bunun aynı
rekatta yapılması ve namaz dışında okunması kerih
görülmüştür.

Der ki:

“Bazıları (da) mübah
saymışlardır.”

Selef-i Sâlihîn’in yasaklamış
oldukları; Kur’an’ın tersten -surenin sonundan başına
doğru- okunmasıdır.

Yine şöyle der:

“Her bir sûrenin âyetlerinin
dizilişi, bugünkü mushafta olduğu gibi, Allah Teâlâ tarafından
(belirlenmiştir).Ümmet, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’den bu
şekilde de nakletmiştir. İşte Kadı İyaz’ın
son sözü budur. Yine de en iyisini Allah Teâlâ bilir. (Müslim Şerhi;
c: 6, s: 61-62).

es- Sindî şöyle demiştir:

“Sonra Al-i İmran’a
başladı” sözünün gereği, kıraatta sûreler arasında
tertibin gerekli olmadığıdır. (Nesaî Şerhi; c: 3, s: 22).

2. Enes b. Mâlik’ten -Allah ondan
râzı olsun-: Ensar’dan bir adam, Kubâ Mescidi’nde kendilerine imamlık
yapıyordu. Namazda onlara, herhangi bir sûreyi
okuyacağı zaman mutlaka evvela

(( قل هو الله أحد))
“De ki: O Allah bir tekdir”
ile başlar, sonuna kadar okur ve sonra onunla birlikte başka (bir sûre)
okurdu.Bunu her rekâtta yapardı. Arkadaşları onunla
konuştular ve dediler ki:

“Sen
bu sûreyle başlıyorsun ve yeterli gelmiyormuşçasına
başka bir (sûre daha) okuyorsun. Ya bunu oku ya da bunu bırak,
başka birini oku!.”

O
da dedi ki:

-Bırakmam!Size
bu şekilde imamlık yapmamı istiyorsanız, yaparım,
eğer istemezseniz (imamlıktan) vazgeçerim.

Aralarında
en layık olanı o idi ve ondan başkasının imamlık
yapmasını doğru bulmadılar.
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e
geldiğinde durumu bildirdiler. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-

ona
şöyle sordu:

– Ey
falanca! Arkadaşlarının istediği gibi yapmanı
engelleyen nedir? Seni, bu sûreyi her rekâtta okumaya iten nedir?

  – Ben bunu

(bu
sûreyi okumayı) seviyorum, dedi.

 Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:

– Ona
olan sevgin seni cennete girdirdi, dedi. (Buharî rivayet
etmiştir ve Tirmizî’de
Buhârî tarikiyle rivâyet etmiştir. Hadis no: 2901). 

Buradaki delil: Adamın,
namazında (kendisinden önceki sûrelerden) önce ihlâs sûresini
okuması ve Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’in de bunu
onaylamasıdır.

3. Bu, aynı zamanda Ömer’in de -Allah
ondan râzı olsun- uygulamasıdır:

İmam Buhârî der ki:

“el-Ahnaf, birinci rekâtta Kehf sûresini,
ikinci rekatta ise Yusuf veya Yunus sûresini okumuştur.Anlatıldığına
göre, bu iki sûreyi,Ömer -Allah ondan râzı olsun-  ile birlikte kıldığı
bir sabah namazında okumuştur. (Ezan” kitabından; ‘İki sûreyi
bir rekâtta birleştirme babı’).

Sorunun, son kısmına gelince,
deriz ki:

Bakara sûresinin (50-60) âyetlerini
birinci rekâtta, sonra da (1-20) âyetlerini ikinci rekâtta okumak câizdir;
çünkü mana bütünlüğü vardır.

Fakat (10-20) arasında mana
kopmaktadır. Doğru olan yapmamaktır. Sanıyorum, bu
rakamları örnek olarak zikretmiş olmalısın, bizzat âyetleri
kastetmiyorsundur!

Yine de en iyisini Allah Teâlâ bilir.