Eskiden iletişim araçlarının olmaması Müslümanlar arasında Ramazan ayının hilalinde farklılıklar yaşanması özür olarak kabul edilirdi, Fakat günümüzde Ramazan ayının hilali bir olmasına rağmen, neden Müslümanlar Oruç konusunda birlik oluşturmuyorlar?
Allaha hamd olsun
Birincisi: Oruç başlangıcının bir
bölgede, başka bir bölgeden farklı olması, genellikle
hilalin görünmesiyle alakalıdır. Hilalin görünmesinin
farklı olması, hissi ve akli yönden, bilinen bir durumdur.
Böylece bütün Müslümanların aynı vakitte
Oruç tutmaları mümkün değildir. Çünkü bu, bir toplumun hilali
görmeden, hatta hilal doğmadan, Oruç tutmasına neden
olacaktır.
Şeyh İbn Useymin’e, ümmeti bir vakitte Oruç
tutmaya çağıranlar ve bunun için Mekke’de hilalin gözükmesini itibar
edilmesi hakkında soru soruldu.
O da şu şekilde cevap verdi: Bu astronomik
yönden imkânsız. Çünkü İbn Teymiyye’nin dediği gibi:
”Astronomi uzmanların tartışmasız kabul ettiği gibi,
hilalin görünmesi yerden yere değişmektedir. Böylece
hilalin farklılık arz etmesiyle, pratik ve teorik delillere
göre, her bölgenin kendi hükmüne uyması gerekiyor.
Pratik delile gelince, Allahu teala şöyle
buyuruyor: “Sizden kim hilale şahit olursa, oruç tutsun”
[1]. Farz edelim ki,
Mekke halkı hilali gördü ancak dünyanın diğer ucunda olan
bir bölge halkı ona şahit olmamaktadır. Peki hilali
görmeyen kişilere, aynı hüküm nasıl uygulanır.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor: “(Hilali)
gördüğünüzde Oruç tutun ve yine (hilali) gördüğünüzde iftar
edin.”[2]. Örneğin
Mekkeliler hilali gördüğünde, nasıl Pakistan ve onun
arkasındaki doğu ülkelerini tutmaya zorlayabiliriz. Halbuki
onların bölgesinde hilalin görünmediğini biliyoruz. Zira
peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Oruç tutmayı Hilalin
görünmesine bağlamıştır.
Teorik delile gelince, karşı
çıkması mümkün olmayan sağlam bir kıyastır. Malumdur
ki, fecrin çıkması doğuda, batıdan önce
gerçekleşmektedir. Fecr doğu bölgesinde doğduğunda,
bizim geceleyin oruç tutmamız gerekiyor mu? Cevap: Hayır. Ve yine
doğu bölgesinde güneş battığında, bize gündüz
vaktinde orucumuzu açmamız caiz olur mu? Cevap: Hayır. Öyleyse
Hilal tamamen güneş gibidir. Ayın vakti hilale bağlıdır,
aynen günün vakti güneşe bağlı olduğu gibi. “Beyaz
ipliği siyah iplikten, fecirde ayırt edene kadar, yiyin için ve sonra
orucunuzu geceye kadar tamamlayın.”[3] Buyuran rabbimiz şunu da
indirmiştir: “Sizden kim hilale şahit olursa oruç tutsun.”[4] Pratik ve Teorik deliller, Oruç ve
İftarla alakalı konularda, her bölgeye özel bir hüküm
gerektiriyor. Buda Allah’ın kitabında ve Rasulünün sünnetinde
belirlediği somut bir alametle bağlantılıdır.
Şüphesiz bu hilalin, güneşin veya fecirin takip edilmesidir.”[5]
Hilalin çıkmasının
farklı olduğunu benimseyenlerin delillerini kuvvetlendirip,
kıyası açıklayarak rahmetli şöyle diyor:
Ayın vakti günün vakti gibi
hesaplanır. Nasıl ki, farklı bölgelerde günlük oruca
başlama ve iftar saati değişiyorsa, aynı şekilde
Ramazan ayının başlangıcı ve sonu
değişebiliyor. Günlük değişimler Müslümanlar arasında
tartışılmaz olan ve bilinen bir olaydır. Batıda
yaşayanlar doğuda yaşayanlardan önce oruç tutarlar ve yine
önceden oruçlarını açarlar.
Günlük zamanlamada güneşin
doğması farklı olduğunu biliyorsak, o zaman
aynısı aylık zamanlamada da geçerlidir.
Hiç kimse, Allahu Teâlâ’nın şu
ayetine: “Beyaz ipliği siyah iplikten, fecirde ayırt edene kadar,
yiyin için ve sonra orucunuzu geceye kadar tamamlayın.”
[6] ve Rasulullah’
sallallahu aleyhi ve sellem ın şu sözü: “Gece
şu taraftan gelir, gündüz şu
taraftan gelir ve güneş de batarsa oruçlu iftar etmiş olur.” bütün bölgelerdeki bütün Müslümanlar
için geçerlidir, diyemez.
Aynı şekilde Allah’ın
şu genel ifadesinde bahsettiği gibi: “Sizden kim hilale şahit
olursa oruç tutsun.”
[7]
ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in “(Hilali) gördüğünüzde
Oruç tutun ve yine (hilali) gördüğünüzde iftar edin.” Aylık
zamanlamanın günlük zamanlamasına kıyas edilmesi, Hadisin anlam
itibariyle, sağlıklı bir bakışla ve uygun bir
karşılaştırmayla, geçerli bir kıyastır.”[8]
Büyük Alimler Komitesi tarafından,
konuyla ilgili önemli bir açıklama yapıldı. Ve metni de
şu şekildedir:
Birincisi: Hilalin
çıkmasının farklılığı, hissen ve aklen
bilinen konulardandır. Bu konuda alimler arasında hiçbir
görüş farklılığı olmadı. Ancak Müslümanlar
arasında tartışma sebepi: Hilalin farklı doğmasını
itibar etmek veya etmemek konusundadır.
İkincisi: Hilalin
doğmasının itibar alınması veya alınmaması,
görüşle alakalı olan içtihat konusudur. Bu tartışma
dinde ve ilim seviyesinde belirli bir konuma sahip olan kişiler arasında
olmaktadır. Bu, isabet edenin iki ecir aldığı (Gayret ecri
ve isabet ecri), hatalının ise bir ecir aldığı (gayret
ecri) mümkün olan tartışmalardandır.
İlim ehli bu konuda iki
görüşe ayrılmaktadır: Bir kısmı hilalin
farklı doğmasını itibar edilmesi, diğerleri ise itibar
etmemektedirler. Her iki gurupta Kur’an ve Sünnetten delil getirmektedirler.
Hatta bazen iki gurupta, kendi görüşleri için aynı delili
kullanmaktadırlar. Ortakça Allahu Teâlâ’nın şu ayetini delil
getirdikleri gibi: “Sana hilalden soruyorlar, deki onlar insanlar ve özellikle
hacc için vakit ölçüleridir.”[9]
Veya Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şu hadisi gibi: “(Hilali)
gördüğünüzde Oruç tutun ve yine (hilali) gördüğünüzde iftar
edin.” Bunun nedeni de, nassı anlamakta ve ondan delil getirmekte izlenen
farklı yöntem ve metottan kaynaklanmaktadır.
Alimler Birliği Komitesi bu iki
görüşü değerlendirdiğinde farklılığın
neticesinde korkulacak bir sonuç olmadığına karar verdi. Bu din
on dört asırdır var olmasına rağmen, ümmetin bu konu
üzerinde hiçbir zaman görüş birliği olmamıştır.
Alimler Birliği Komitesi meclis üyeleri bu durumun olduğu gibi
kalmasına ve tekrardan tartışılmamasını karar
verdiler. Böylece her İslami ülkesi kendi alimlerinin bu konudaki iki
görüşü göz önünde bulundurarak, seçme hakkına
sahiptir. Nitekim her iki görüşünde delilleri ve dayanakları
vardır.
Üçüncüsü: Alimler Birliği
Komitesi, hilalin hesap ile sabit olma konusundaki görüşü,
Kuran’ı, sünneti ve İlim ehlinin sözlerini itibar alarak,
İcmaen şeriatta hilalin, yıldızlarla hesaplanamayacağına
karar verdiler. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şu iki
hadisinden dolayı: “(Hilali) gördüğünüzde oruç tutun ve yine
(hilali) gördüğünüzde iftar edin.” Ve “Onu (Hilali) görmedikçe
oruç tutmayın, onu (Hilali) görmedikçe iftar etmeyin”. Ve bu manaya
gelecek bütün deliller.
[10]
[1] – Bakara 185
[2] – Mutefekkun aleyh
[3] – Bakara 187
[4] – Bakara 185
[5] – Alıntı: İslam Rükünlerinin Fetvaları S. 451
[6] – Bakara 187
[7] – Bakara 185
[8] -“Ramazan fetvalarından alıntılar bitti. Toplayan
Eşref Abdulmaksud S.104
[9] -(Bakara 189)
[10] -“Daimi Komisyonun fetvalarında alıntı burada
bitmiştir. (102/10)
