Kep, şapka veya kufiye gibi başımın üzerine giydiğim şeyin üzerini abdest suyu ile mesh edebilir miyim?

Hamd, yalnızca Allah’adır.

Birincisi:

Abdest
sırasında imâmenin üzerini mesh etmenin câiz olduğuna dâir Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘den sahih hadisler
gelmiştir. Bu hadisler, iki şekilde gelmiştir:

Birincisi:
Başın ön kısmının (perçemin) ve imâmenin üzerini
mesh etmektir.

Nitekim
Muğîre b. Şu’be’den -Allah
ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre o şöyle
demiştir:

(( أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ
عَلَيْهِ وَسَلَّمَ تَوَضَّأَ فَمَسَحَ بِنَاصِيَتِهِ وَعَلَى الْعِمَامَةِ
وَعَلَى الْخُفَّيْنِ.))
[ رواه البخاري
ومسلم ]

“Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- abdest
alırken perçemini, imâmesinin ve çarıklarının üzerini mesh
etti.”
(Buhârî;
hadis no:182. Müslim; hadis no:274. Lafız, Müslim’e âittir.)

İkincisi: Sadece imâmenin üzerini mesh etmektir.

Nitekim Amr b. Umeyye’den -Allah ondan râzı olsun-
rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir:

(( رَأَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ
عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَمْسَحُ عَلَى عِمَامَتِهِ وَخُفَّيْهِ.)) [ رواه البخاري ]

“Ben, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘i, imâmesinin
ve çarıklarının (mestlerinin) üzerini mesh ederken gördüm.” (Buhârî; hadis
no: 205)

İmam Ahmed -Allah ona rahmet etsin- bu hadislerle amel etmiştir (O’nun
görüşü, bu hadisler doğrultusundadır). (Bkz:
“Keşfu’l-Kinâ'”; c: 1, s: 120)

Âlimlerin çoğunluğu abdest
sırasında sadece imâmenin üzerini mesh etmenin yeterli
olmayacağı ve böyle yapanın abdestinin geçersiz olacağı
hükmüne varmışlardır.Bu meselenin açıklaması ve
İmam Ahmed’in mezhebinin bu konudaki tercihi, (129557) nolu sorunun
cevabında daha önce geçmişti.

İkincisi:

İmâme, takiyye ve buna benzer şeylerin üzerini
mesh etme konusundaki mezheplerin görüşlerine gelince:

Şâfiîlere göre: Öncelikle başın
bir kısmının mesh edilmesi gerekir.Ardından
(başın geri kalan kısmını) imâmenin üzerinden mesh
etmeyi tamamlaması ise, müstehap olur.

İmam Nevevî -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:

“Arkadaşlarımız (Şâfiî âlimleri)
şöyle demişlerdir:Bir kimsenin başının üzerinde
imâme varsa ve mazereti olsun veya olmasın, onu çıkarmak istemiyorsa,
perçeminin tamamını mesh eder. (Başın geri kalan
kısmını) imâmenin üzerinden mesh etmeyi tamamlaması ise,
müstehap olur.İmâmeyi ister abdestli olarak giysin, isterse abdestsiz
olarak giysin fark etmez.Eğer başının üzerinde takke,
başlık veya külah gibi bir şey varsa ve onu çıkarmak
istemiyorsa, başının üstündeki bu şey imâme gibidir, sadece
perçemini mesh eder, takke veya külahın üzerinden mesh etmeyi
tamamlaması ise, müstehap olur.

Kadının başındaki şeyin hükmü de
böyledir. Bir kimse, abdest sırasında sadece imâmenin üzerini
mesh eder de başından hiçbir bir yeri mesh etmezse, bize göre
ihtilafsız, abdesti geçerli değildir.” (Nevevî;
“el-Mecmû'”; c: 1, s: 440)

Buna göre Şâfiîler; -başın bir
kısmını mesh etmek kaydıyla- imâme, takke ve külahın
üzerini mesh etmeyi câiz görmüşlerdir.Bu ise, Şâfiîlerde
abdestte başın sadece bir kısmını mesh etmek farzdır,
tamamını mesh etmek farz değildir, görüşünden
kaynaklanmaktadır. Bunun içindir ki Şâfiîler,imâme veya takke ve
külahın üzerinden mesh etmeyi tamamlamayı müstehap olarak
zikretmişlerdir.Bir kimse, imâme veya takke ve külahın üzerinden mesh
etmeyi tamamlamazsa, abdesti geçerlidir.

Abdestte başın tamamının mesh
edilmesi gerektiğine dâir en tercihli görüş, (70530)
nolu sorunun cevabında daha önce geçmişti. Bu görüş, İmam Mâlik ve İmam Ahmed’in -Allah ikisine de rahmet etsin- görüşleridir.

Mâlikîlere göre: Zaruret hâli dışında
imâmenin üzerini mesh etmek câiz değildir.Bu zaruret ise, bir kimsenin,
imâmeyi çıkarmakla zarar görmekten endişe etmesidir.

Bir kimsenin başının bir kısmı
açık ise, açık kısmını mesh etmesi, sonra da imâmenin
üzerinden mesh etmeyi tamamlaması gerekir.” (Hâşiyetu’l-Adevî;
c: 1, s: 195)

Mâlikîlerin kitaplarından olan
“eş-Şerhu’l-Kebîr”de şöyle gelmiştir:

“Bir kimse, eğer başının bir
kısmını mesh etme imkânı bulursa, bunu yapması, geri
kalan kısmını ise imâmenin üzerinden mesh etmesi gerekir.”
(“eş-Şerhu’l-Kebîr”;c:1, s:163)

Hanefîlere göre: Bu konuda hadisler gelmesine
rağmen Hanefîler, imâmenin üzerini mesh etmenin câiz
olmadığı görüşündedirler.” ((Bkz: İbn-i
Âbidîn Hâşiyesi; c: 1, s: 181)

Hanbelîlere göre: İmâmenin üzerini mesh etmeyi
câiz gören Hanbelîler, her abdest alırken imâmeyi çıkarmak zor
olduğundan dolayı câiz olarak görmüşlerdir. Hanbelîler, bu
hükme göre, takke ve külahın üzerini mesh etmeyi câiz
görmemektedirler.Çünkü takke ve külahı çıkarmakta bir
zorluk yoktur.

Hanbelî âlimi el-Behûtî -Allah ona rahmet etsin- bu
konuda şöyle demiştir:

“Kadının, başörtüsünün üzerine
koyduğu “Vikâye”nin üzerini mesh etmesi câiz
değildir.Çünkü Vikâye,erkeğin takkesi gibidir.Onu
çıkarmakta hiçbir zorluk yoktur.Külahların üzerini mesh etmek de câiz
değildir. Bunun sebebi; külahı çıkarmak sahibine zorluk vermez.
Bu sebeple külahın üzerine mesh etmek câiz değildir.”
(Keşfu’l-Kinâ’; c: 1, s: 113)

İbn-i Kudâme -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:

“Külah ve takkenin üzerini mesh etmek, câiz
değildir.İmam Ahmed böyle belirtmiştir.”
(el-Muğnî; c: 1, s: 384)

Böylelikle takke ve ona benzer külah ve kep gibi
şeylerin üzerini mesh etmek, doğru değildir.Aynı
şekilde (güneşten korunmak için başa örtülen)
Şimağ, Ğutra ve Kufiye’nin üzerini mesh etmek de doğru
değildir. Üçü de aynı hükümdedir. Ancak İmam Şâfiî’nin
mezhebine göre, başın bir kısmını mesh ederse, bu
zikredilen şeylerin üzerini mesh etmek câizdir.Bu ise -daha önce de
geçtiği üzere-, Şâfiîlere göre abdestte başın
tamamını mesh etmek farz değildir, sadece bir
kısmını mesh etmek farzdır, görüşünden
kaynaklanmaktadır.

Günümüzde âlimlerimiz, takke, külah ve
Şimağ’ın üzerini mesh etmenin câiz olmadığı
yönünde fetvâ vermişlerdir.

Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn
-Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle
demiştir:

“Erkeğin imâmesinin üzerini mesh etmek câizdir.
İmâme ise, başın tamamını örten ve yuvarlak dâire
şeklindeki bilinen şeydir.

İmâmenin üzerini mesh etmenin câiz olduğuna
dâir delil ise Muğîre b. Şu’be’nin hadisidir.
Muğîre b.
Şu’be -Allah
ondan râzı olsun- o şöyle demiştir:

(( أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ
عَلَيْهِ وَسَلَّمَ تَوَضَّأَ فَمَسَحَ بِنَاصِيَتِهِ وَعَلَى الْعِمَامَةِ
وَعَلَى الْخُفَّيْنِ.))
[ رواه البخاري
ومسلم ]

“Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- abdest
alırken perçemini, imâmesinin ve çarıklarının üzerini mesh
etti.”
(Buhârî
ve Müslim)

İmâme, hadiste “Himâr” olarak da ifâde
edilir.

Tıpkı Sahih-i Müslim’de geçen Bilal’in -Allah
ondan râzı olsun- hadisinde olduğu gibi.

Hadis şöyledir:

(( أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ
وَسَلَّمَ مَسَحَ عَلَى الْخُفَّيْنِ وَالْخِمَارِ.قَالَ: يَعْنِي الْعِمَامَةِ.)) [ رواه مسلم ]

 “Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem- çarıkların (mestlerin) ve himârın
(yani imâmenin) üzerini mesh etti.” (Müslim; hadis no: 275)

Hadiste
geçen “Himâr” kelimesini, “İmâme” olarak tefsir
etmiştir. Eğer hadisteki bu açıklama olmasaydı,
kadının başörtüsünde câiz olduğu gibi,
(güneşten korunmak için başa örtülen)
“Ğutra”, -başın tamamını örtüyorsa-,
onun üzerini mesh etmenin câiz olduğunu söylerdik.”
(eş-Şerhu’l-Mumti’; c: 1, s: 236)

Değerli âlim Abdullah b. Cibrîn -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle
demiştir:

“Takke,
Arapçadaki “Kalensuva” denilen şey olup güneşten ve
sıcaktan korunmak için başa giyilen ve başın en üst
kısmını örtecek şekilde yapılan, genellikle iki
kulağı örtmeyen bir şeydir.Takke, abdestte üzeri mesh
edilen imâmeye kıyas edilemez. Çünkü takkeyi çıkarmakta bir
zorluk yoktur.”


http://ibn-jebreen.com/book.php?cat=6&book=60&page=3318

Değerli âlim Salih el-Fevzân da bu konuda şöyle demiştir:

“Takke, imâme gibi değildir.Takke, külah ve
kep:Başı örten her şey, imâme hükmünü almaz. İmâme
özeldir. Çünkü sünnette üzeri mesh edilmesi câiz olan sadece
imâmedir. Takke, külah ve tarbuş
gibi başı örten diğer şeylere ve başa giydirilen
giysilere gelince, bütün bunların üzeri mesh edilmez.”


http://www.alfawzan.ws/AlFawzan/FatwaaTree/tabid/84/Default.aspx?View=Page&NodeID=10098&PageID=11773

Allah Teâlâ
en iyi bilendir.