Babam yakın bir zamanda vefat etti. Bizim örfümüzde insanlar taziyede bulunmak için taziye evine gelirler. Vefat eden kimseye dua etmek ve Fatiha okumak için hep birlikte ellerini kaldırıp dua ederler. Ben bunun caiz olmadığını biliyorum. Buna engel olmak içinde çok çabaladım.

Bazı sorularım var:

Taziyede yapılması ve yapılmaması gerekenler nelerdir?

Cenazeyi kaldırırken ne söylenmesi gerekir?

Cenazeyi kabire koyarken ne söylenmesi gerekir?

Kabire vefat eden kimsenin adının yazılı olduğu bir levha vb. koyulabilir mi?

Defin işlemi tamamlandıktan sonra hangi dua okunur?

Vefat eden kimsenin mezarını sulamak ne ölçüde doğrudur?


Allah’a hamd olsun.

İlk olarak:

Cenazenin taşınması ve defin edilmesi
Müslümanın bir Müslüman üzerindeki haklarındandır. Bunu
yapanlara büyük sevap vardır. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)
şöyle buyurmuştur: ‘Cenazede, cenaze namazı
kılınıncaya kadar hazır bulunan kimseye bir kırât
vardır. Cenaze gömülünceye kadar hazır bulunan kimse için ise
iki kırât sevap olur” buyurdu. İki kırât nedir? Diye
soruldu. Rasulullah: “İki büyük dağ gibidir” buyurdu.[1]

cenazenin kaldırılması esnasında İslam’a
uygun olmayan şeylerin yapılması caiz değildir. Bunlardan:

Yüksek sesle ağlamak, tütsü ile cenazeyi takip etmek,
cenazenin önünde yüksek sesle zikirde bulunmak gibi eylemlerdir. Bu
eylemler ise bidattir. Bunun delili ise Kays b. İbad’ın şu
sözüdür: ‘Sahabeler cenazenin yanında ses yükseltmeyi çirkin
görüyorlardı.’. Çünkü bu fiilde Hristiyanlara benzeme
vardır.

İkincisi: Defin işlemi:

Müslüman bir kimse kâfir biri ile defin edilemez. Bir kâfir de
Müslüman biri ile defin edilemez. Müslüman olan kimse Müslüman
mezarlığına defin edilir.

Sünnet olan cenazeyi arka kısımdan kabire
koymaktır. Cenaze sağ tarafı üzerine yatırılır.
Yüzü kıbleye döndürülür. Cenazeyi kabire yerleştiren kişi
şöyle dua eder: “Allah adına ve Allah Resulünün yolu üzerine”.[2]

Mezarın yanında bulunan kimse mezar
kapatıldıktan sonra mezarın üstüne her iki eli ile üç avuç
toprak atması müstehaptır.

Definden sonra sünnet olan şeyler:

Kabrin belli olması için zeminden yaklaşık olarak
bir karış yüksek tutulması gerekir. Zeminden daha yüksek
tutulur, yer düzeyinde bırakılmaz. Aynı aileden biri vefat
ettiğinde yanına gömülebilmesi için bir taş ve ya benzeri
bir şey ile belirlemesinde bir sakınca yoktur. Aynı şekilde
kabrin üzerindeki toprağın uçmaması için sulamasında bir
sakınca yoktur. Bazı kişilerin yaptığı gibi
ölüye telkin yapılmaz. Kabrin başında durulur ve
Allah’ın ayaklarını sabit kılması ve onu affetmesi
için dua edilir. Cenaze başında bulunanlara Osman b. Affan’dan radiyallahu
anhu
gelen hadiste geçen şu duayı okumalarını emreder:
Osman b. Affan rademiştir ki: ‘Peygamber Rasulullah sallallahu aleyhi
vesellem
cenazeyi defnetme işini bitirince, (kabrinin)
başında durup: “Kardeşiniz için Allah’tan af dileyiniz.
Onun için (kabir sualine cevap vermekte) muvaffakiyet isteyiniz. Çünkü
o, şu anda sorguya çekiliyor.” buyurdu.’[3]

Kabir başında Kur’an okunmaz. Bu bidattir. Peygamber
Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem ve Sahabe-i Kiram kabir
başında Kur’an okumamıştır. Kabirlerin üzerine yapılar
inşa etmek, yazı yazmak ve ya sıva yapmak haramdır. Cabir radiyallahu
anhu ’dan gelen rivayette: ‘Efendimiz Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem  kabre kireçle sıva yapılması,
üzerine oturulmasını ve üzerine bina yapılmasını
yasakladı.’[4]
Ebu Davud’a geçen rivayette: ‘ Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem  kabrin kireçlenmesini, üzerine yazı
yazılmasını ve üzerine basılmasını yasakladı.’
Demiştir.[5]

Üçüncü olarak:

Taziye sahibine baş sağlığı dilenir.
Taziyede bulunurken taziye sahibi teselli edilmeye
çalışılır. Üzüntüleri azaltılmaya
çalışılır. Sabretmeleri tavsiye edilir. Rasulullah
sallallahu aleyhi vesellem bize emrettikleri ile orada bulunanlara vaazda
bulunur. Eğer bunu yapmaya güç yetiremiyorsa bu çerçevede hadislere
zıt olmayacak şekilde güzel birkaç kelam eder. Rasulullah sallallahu
aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:  “Allah’ın aldığı ve
verdiği her şey Allah’a aittir ve her şey Allah katında belirlenmiş
bir müddet, bir ömüre tabidir. Binâenaleyh sen sabret ve bu sabrın
karşılığını Allah’tan bekle.’[6]

İki şeyden uzak durmak gerekir:

taziye için bir yerde toplanmak.

Taziyeye sahibinin evini gelenlere yemek yedirme ve ikram yeri
olarak kullanmak.

Bilakis sünnet olan taziye sahibinin akrabalarının ve
ya komşularının yemek yapıp taziye sahibini doyurması
gerekir.

Daha fazla bilgi için Elbani’nin 
Ehkamu’l Cenaiz adlı eserine ve Fevzan’ın Kitabu’l Mulhis
El-Fıkhi (213-216) adlı eserine bakılabilir.

En doğrusunu Allah bilir.

[1] Buhari (1240)

[2] Tirmizi (967) Albani süne ebu Davud 836 da sahih
demiştir.

[3] Ebu Davud (2804) Albani 2758

[4] Müslim (1610)

[5] Ebu Davud (3226)

[6] Buhari (1204)