Benim sorum; abdest alırken çorapların üzerini meshetme hadisi ile ilgilidir.
İbn-i Huzeyme’nin, Safvân b. Assâl’dan -Allah ondan râzı olsun- rivâyet ettiği hadise göre, o şöyle demiştir:
(( أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِالْمَسْحِ عَلَى الْخُفَّيْنِ إِذَا لَبِسْنَاهُمَا عَلَى طَهَارَةٍ لِمُدَّةِ ثَلَاثَةِ أَيَّامٍ لِلْمُسَافِرِ وَ لِمُدَّةِ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ لِلْمُقِيمِ.))
“Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, ayakkabıların (mestlerin) üzerini, abdestli olarak giydiğimiz zaman yolcu için üç gün (ve üç gece), mukim için ise, bir gün ve bir gece meshetmemizi emretti.”
Benim sorum şudur:
Hadiste geçen bir gün ve bir geceyi, 24 saat olarak farzedebilir miyim?
Buna göre abdestli olarak giydikten sonra, örneğin meshin süresi 24 saat olduğuna göre, çoraplarımın üzerini her abdest aldığımda meshedebilir miyim?
Örneğin herhangi birgün gece saat 11’de çoraplarımı giyip ardından da bir sonraki gün gece saat 11’e kadar her abdest aldığımda çoraplarımın üzerini meshetmem câiz midir?
Yine, çorabın meshedilmesi gereken kısmının neresi olduğunu bana haber verebilir misiniz?
Ben, çorapların altlarının meshedilmesinin câiz olmadığını biliyorum. Fakat çorapların yanları, arkaları ve önlerini meshetmemiz gerekir mi?
Sizden, sorularıma cevap vermenizi ricâ ediyorum. Çünkü bu durum, hayatıma çok kolaylıklar sağlayacaktır.
Ayrıca tenimin hassas olması ve bu işi ihmal etmem sebebiyle bu durum birçok vesveseye ve buna rızâ göstermemeye yöneltmektedir.
Hamd,
yalnızca Allah’adır.
Mest veya çorapların üzerini meshin süresinin
başlangıcı, abdest bozulduktan sonra mest veya çorapların
üzerini ilk defa meshedilen süre ile başlar. Fakat mest veya
çorapların ilk giyildiği anda başlamaz.
Bu konuda (9640) nolu sorunun cevabına
bakabilirsiniz.
Mest veya çorapların üzerini meshin yapılışına
gelince, bu şöyledir:
“Bir kimsenin, su ile ıslatmış
olduğu el parmaklarını,önce ayak parmaklarının
ucundan başlayarak incik (fibula) kemiğine kadar meshetmesidir. Sağ
parmakları ile sağ ayağın üzerini,sol el parmakları ile
de sol ayağın üzerini mesheder.Meshederken el parmaklarının
arasını açmalı ve sadece bir defa meshetmelidir (yani meshi
tekrarlamamalıdır).” (Prof. Dr. Salih el-Fevzân;
“el-Mulahhasu’l-Fıkhî”; c: 1, s: 43.)
Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn de -Allah
ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:
“Yani meshedilen yer, ayakkabının (mestin)
üst kısmıdır. (Abdest alan kimse) elini ayak
parmaklarının ucundan başlayarak incik (fibula) kemiğine
kadar mesheder. Ayakların üzeri meshedilirken iki el parmakları ve
iki ayak parmakları ile olur. Yani sağ el parmakları ile sol
ayak parmaklarının üzerini, sol el parmakları ile de sol ayak
parmaklarının üzerini, -kulaklarını meshettiğii gibi- aynı
anda mesheder. Çünkü, sünnetin zahiri bunu gösterir.
Nitekim Muğîre b. Şu’be’nin -Allah ondan
râzı olsun-:
‘… Ardından her iki ayağının
üzerini meshetti…” sözü, buna delâlet etmektedir.
Muğîre b. Şu’be’nin -Allah ondan râzı
olsun-: “Sağ ayağının üzerini, sol ayağından
önce meshetti” dememiştir. Aksine “her iki
ayağının üzerini meshetti” demiştir. Sünnet olan
meshetme şekli, işte budur.
Evet. Farzedelim ki bir kimsenin iki elinden birisi
iş görmüyorsa, bu takdirde önce sağ ayağının
üzerini meshetmekle başlar,sonra sol ayağının üzerini
mesheder.Pek çok insanın, her iki eliyle önce sağ
ayağının üzerini, sonra da sol ayağının üzerini
meshetmektedir. Bildiğim kadarıyla bunun dînde hiçbir delili yoktur. Bununla
birlikte bir kimse, mestinin üzerini hangi şekilde meshederse, bu
geçerlidir. Fakat burada sözkonusu olan, daha fazîletlisi
hakkındadır.” (Bkz: Müslüman
Kadınla İlgili Fetvâlar; c: 1, s: 250).
Mestin yan tarafı ile arkası meshedilmez. Çünkü
bu konuda Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘den herhangi bir delil
gelmemiştir.
Nitekim değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn -Allah
ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:
“Bir kimse: Mestin üzeri değil de
altının meshedilmesi, daha yerinde olurdu, diyebilir. Çünkü toprağa
bulaşan ve kirlenen, mestin alt kısmıdır. Fakat iyice
düşünüldüğü zaman mestin üzerini meshetmenin daha yüksek
olduğunu görmekteyiz. Akıl da buna delâlet etmektedir. Çünkü
meshetme olayı ile mestin üzerinin temizlenmesi ve kirden
arındırılması kastedilmemektedir.Bununla kastedilen, ibâdetten
başka bir şey değildir. Eğer mestin altını
meshetmiş olsaydık, bu hareket, mestin kirlenmesi demek olurdu.
Allah Teâlâ en iyi
bilendir.” (Muhammed b. Salih el-Useymîn;
“eş-Şerhu’l-Mumti'”; c: 1, s: 213).
