Maddî bakımdan istikrarlı bir durumda değilseler, câmi imamına veya müezzinine zekat verilebilir mi?
Cevap:
Hamd, yalnızca Allah’adır.
Zekat verilmesi gereken yerler sekizdir. Allah Teâlâ bunları şu
sözüyle açıklamıştır:
(( إِنَّمَا الصَّدَقَاتُ
لِلْفُقَرَاءِ وَالْمَسَاكِينِ وَالْعَامِلِينَ عَلَيْهَا وَالْمُؤَلَّفَةِ
قُلُوبُهُمْ وَفِي الرِّقَابِ وَالْغَارِمِينَ وَفِي سَبِيلِ اللَّهِ وَابْنِ
السَّبِيلِ فَرِيضَةً مِنَ اللَّهِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ )) [ سورة التوبة الأية: ٦٠]
“Zekâtlar, Allah’tan bir farz olarak,
ancak fakirlere, düşkünlere, zekât toplayan görevlilere
(memurlara), kalpleri (gönülleri) İslâm’a
ısındırılacak olanlara,
(hürriyetlerini satın almaya
çalışan) kölelere,
borçlulara, Allah yolunda savaşanlara ve (muhtaç kalmış) yolculara mahsustur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir, hikmet sahibidir.”[1]
Allah Teâlâ’nın farz kıldığı kimselerden
başkasına zekatın verilmesi câiz değildir.
Câmi imamı veya müezzini,âyette geçen bu sınıflardan
birisinden ise,onlara zekattan vermek câizdir. Örneğin imam veya
müezzinin fakir veya yoksul olması veyahut da borçlu olması gibi.
Hatta bu ikisine zekat verilmesi daha evlâdır. Çünkü onlara zekat
vermekle ihtiyaçları karşılanmış, bu görevi
(imamlık ve müezzinlik) yerine getirmeleri için onlara yardımcı
olunmuş ve bu boşluk doldurulmuş olur. Fakat imam ve müezzin
zekat ehlinden değil iseler, -zekatı hak edenlerden oluncaya kadar-
ezan okumak ve namaz kıldırmak vasfından dolayı onlara zekat
malından bir şeyler vermek câiz değildir.
İlmî Araştırmalar ve Dâimî Fetvâ Komisyonu âlimlerine:
“Cuma namazı kılınan büyük câmi imamının mâlî
zekattan nasibi var mıdır?
Fıtır sadakasında nasibi var mıdır?” diye
sorulmuş, bunun üzerine komisyon âlimleri şöyle cevap
vermişlerdir:
“Allah -azze ve celle- aziz kitabında zekat verilen yerleri
açıklayarak şöyle buyurmuştur:
(( إِنَّمَا الصَّدَقَاتُ
لِلْفُقَرَاءِ وَالْمَسَاكِينِ وَالْعَامِلِينَ عَلَيْهَا وَالْمُؤَلَّفَةِ
قُلُوبُهُمْ وَفِي الرِّقَابِ وَالْغَارِمِينَ وَفِي سَبِيلِ اللَّهِ وَابْنِ
السَّبِيلِ فَرِيضَةً مِنَ اللَّهِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ )) [ سورة التوبة الأية: ٦٠]
“Zekâtlar, Allah’tan bir farz olarak,
ancak fakirlere, düşkünlere, zekât toplayan görevlilere
(memurlara), kalpleri (gönülleri) İslâm’a
ısındırılacak olanlara,
(hürriyetlerini satın almaya
çalışan) kölelere,
borçlulara, Allah yolunda savaşanlara ve (muhtaç kalmış) yolculara mahsustur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir, hikmet sahibidir.”[2]
Eğer Cuma namazı kılınan büyük câmi imamı, bu
sınıflardan birisinden ise, kendisine zekat verilmesi câizdir. Yok
değilse kendisine zekat verilmesi câiz değildir.”[3]
Değerli âlim Abdullah b. Abdurrahman el-Cibrîn -Allah ona rahmet
etsin- de bu konuda şöyle demiştir:
“Zekat, imama veya müezzine aylık (maaş) olarak verilemez. Fakat
imam veya müezzin fakir veya yoksul ise, imamlık ve müezzinliğe bir
mükafat olmaksızın, fakir ve muhtaç vasfından dolayı onlara
zekat vermek câizdir.”
Değerli âlim İbn-i Cibrîn’in fetvası kendi web sitesindeki
şu linkten alınmıştır:
http://www.ibn-jebreen.com/fatwa/vmasal-8727-.html
Bu konuda (46209) ve (190566) nolu
soruların cevaplarına bakabilirsiniz.
Allah Teâlâ en iyi bilendir.
[1]
Tevbe Sûresi: 60
[2]
Tevbe Sûresi: 60
[3]
İlmî Araştırmalar ve Dâimî
Fetvâ Komisyonu Fetvâları, c: 9, s: 381
