Ölü, kabristanda kendisini ziyâret edenleri hisseder mi?

(Kabir ziyâreti sırasında) kabrin önünde mi durmak gerekir yoksa kabristana girmek yeterli midir?

Bizi bu konuda aydınlatır mısınız? Allah da sizi nuruyla aydınlatsın.

Hamd,
yalnızca Allah’adır.

“Ölünün
kendisini ziyâret edeni hissetmesi konusunda Allah Teâlâ en iyi bilendir. Seleften bazı kimseler,
ölünün kendisini ziyâret edeni hissettiğini söylemişlerdir.
Ancak bildiğimiz kadarıyla buna delâlet eden hiçbir açık delil
yoktur. Fakat kabirleri ziyâret etmenin meşrû oluşu ve onlara selâm
verip şöyle dememiz gerektiği konusundaki Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in sünneti
bilinmektedir:

(( اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ دَارَ قَوْمٍ مُؤْمِنيِنَ، وَإِنَّا
إِنْ شاَءَ اللهُ بِكُمْ لاَحِقوُنَ، نَسْأَلُ اللهَ لَناَ وَلَكُمُ الْعاَفِيَةَ،
يَغْفِرُ اللهُ لَنَا وَلَكُمْ ، يَرْحَمُ اللهُ الْمُسْتَقْدِمِينَ مِنْكُمْ
وَالْمُسْتَأْخِرِينَ.))

“Ey
mü’minler yurdunun (kabristanın) sâkinleri! Allah’ın
selâmı üzerinize olsun. İnşaallah bizler de size
erişeceğiz (îmân
üzere öleceğiz). Allah’tan bize ve size,

(her türlü
belâlardan, dünyâ ve âhiret azabından) kurtuluş dileriz. Allah,
bizi ve sizi bağışlasın. Allah, sizden önce
ölenlere de, sonra öleceklere de merhamet etsin.”

Bütün
bunlar dînen meşrû olan şeylerdir. Ölünün kendisini ziyâret
edeni hissedip hissetmediği konusuna gelince, bunun açık bir delile
ihtiyacı vardır. Bunu ancak Allah
Subhânehu ve Teâlâ bilir. Ölünün hissedip hissetmemesinin bize bir
zararı olmaz. Fakat

bize
düşen görev; sünneti yerine getirmemizdir. Buna göre bizi
hissetmeseler bile kabirleri ziyâret etmemiz ve kabirlerde yatan ölülere
duâ etmemiz müstehaptır. Çünkü bu davranış bize sevap
kazandırır, onlara ise fayda verir. Bu sebeple ölülere duâ
etmemiz, onlara fayda verir. Onları ziyâret etmemiz ise bize fayda verir.
Çünkü kabirleri ziyâret etmekte sevap vardır. Ayrıca kabirleri
ziyâret etmekte ölümü ve âhireti hatırlama vardır ki, bununla
biz istifâde etmiş oluruz.Aynı şekilde ölü de bizim
duâlarımızdan ve istiğfarımızdan istifâde eder.

Kabrin
başında durmaya gelince, bu konuda hüküm geniştir. Eğer
ziyâretçi kabrin başında durursa, bunda bir sakınca yoktur.
Kabristanın sınırında durup selâm verirse, bu yeterlidir.

Ziyâretçi,
kabirlerin bir kenarında durup:

  
(( اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ أَهْلَ الدِّياَرِ مِنَ الْمُؤْمِنيِنَ
وَالْمُسْلِميِنَ، وَإِنَّا إِنْ شَاءَ اللهُ بِكُمْ لاَحِقوُنَ، نَسْأَلُ اللهَ
لَناَ وَلَكُمُ الْعاَفِيَةَ، يَرْحَمُ اللهُ الْمُسْتَقْدِمِينَ مِنَّا
وَالْمُسْتَأْخِرِينَ))

“Bu
yurdun (kabristanın)
mü’minler ve müslümanlardan olan sâkinleri! Allah’ın selâmı üzerinize
olsun. İnşâallah biz de sizin gibi olacağız (îmân üzere
öleceğiz). Allah’tan bize ve size, (her türlü
belâlardan, dünyâ ve âhiret azabından) kurtuluş dileriz. Allah,
bizi ve sizi bağışlasın. Allah, bizden önce
ölenlere de, sonra öleceklere de merhamet etsin.”

Derse, bu da
yeterlidir.

Eğer
ziyâretçi babasının veya kardeşinin kabrinin yanına gelip
başında durursa, bu daha fazîletli ve daha kâmil olur.

Ziyâretçinin
kardeşinin veya babasının veya akrabasının veyahut da
arkadaşının kabrinin yanına gelip:

“(Adını zikrederek) ey falanca! Esselamu Aleyke ve Rahmetullahi
ve Berakâtuh. Allah seni bağışlasın. Allah sana merhamet etsin. Allah senin
sevaplarını kat kat arttırsın” gibi duâlarla duâ ederse, bu güzeldir, daha
fazîletli ve daha kâmildir.”