Benim sorum pek çok şeyi içermektedir. Ben, çok kısa bir süre önce İslâm’a girdim. Başlangıçta gücüm yettiğince bütün namazları vaktinde kılmaya devam ediyordum. Bir kişi bana, Arapça konuşmam gerektiğini söyledi.Oysa ben Arapça bilmiyorum. İşin sonunda namaz kılmayı bıraktım. Ben, her gün Rabbimi defalarca düşünüyorum.İslâm’ın öğretilerine uyuyorum. Fakat ben, yanlış olduğunu bildiğim bazı şeyleri yapmaktan vazgeçemiyorum. Allah’ın bana hidâyet verdiğinden beri hayatımı daha hayırlı olanla değiştirdim.Şimdi ben, uzun yıllar içinde bulunduğum durumdan çok daha mutlu bir haldeyim. Eskiden her gün sarhoş oluncaya kadar içki içerdim. Şimdi ben, kesinlikle içki içmiyorum. Yine ben, eskiden bütüm mallarımla kumar oynardım.Şimdi ben, tüm bunları yapmaktan tamamen vazgeçtim. Bu gibi şeyleri tekrar yapmak istediğimde bunun yanlış olduğunu, bir daha eski günlerime dönmek istemediğimi biliyorum ve bildiğim yollarla Allah’ın bana hidâyet vereceğinin bilincindeyim. Ben, günahı hissetmiyorum ama bunu niçin yapıyorum, onun bilincindeyim. Birlikte çalıştığım birçok müslümana bu konuyu sordum. İnternet üzerinden tanıştığım bazı kimselere bana nasıl doğru namaz kılındığını öğretmelerini ve diğer dînî konularda bana yardımcı olmalarını istedim. Fakat Avustralyalı olmam ve benim müslümanlığımda samimi olduğumun bilincinde olmamalarından dolayı onlar tereddüt içindeydiler. Sanırım ben iyi bir insan değilim.Fakat ben, daha önceki halimden daha iyi bir durumdayım.Allah’ın yardımı ve hidâyeti ile başarabileceğimi biliyorum. Önümde öğrenmem gereken daha pek çok şey var. Lütfen bana öğüt verir misiniz? Tek başıma bu durumun üstesinden gelmeye çalışmam mı gerekir, yoksa başka müslümanlardan yardım istemeye devam mı edeyim? Bununla birlikte sanırım onlar bana yardım etmek istemiyorlar.
Cevap:
İşin başına ve sonunda hamd, yalnızca
Allah’adır. Şükür, dâima ve ebedi olarak O’nadır. Allah Teâlâ
dilediğine hidâyeti bahşeder.Dilediğine mutluluk nimetini verir,
kulunu dalâletten kurtarır ve kıyamet kopuncaya kadar veli
kullarına yardım eder.
Ey müslüman kardeş!
Hidâyet nimetinden dolayı ne mutlu size! Ölünceye kadar hidâyet
üzere sebât göstermenizi Allah’tan dilerim.
Şüphesiz İslâm dînine girmeye karar vermek, üzerinde yetişip
büyüdüğünüz dalâleti terk etmek ve yasaklandığınız
şirkten uzak durmaklae büyük bir işi yerine getirmiş oldunuz. Bu
sebeple müslümanlar için yeni bir kardeş ve web sitemizin kıymetli
bir ziyaretçisi olarak size hoşgeldiniz, diyoruz.
Öncelikle size şunu hatırlatmak istiyoruz: Bu dünya
hayatında insan, büyük bir imtihan ve belâdan geçmektedir. Bu imtihan ve
belâya sabretmek, bu yolda sebât göstermek ve ölünceye kadar azimli
ve kararlı olmak gerekir.
Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
(( يَا أَيُّهَا الْإِنسَانُ إِنَّكَ
كَادِحٌ إِلَى رَبِّكَ كَدْحاً فَمُلَاقِيهِ )) [سورة الانشقاق الآية: 6]
“Ey insan! Şüphesiz, sen Rabbine (kavuşuncaya kadar) didinip duracaksın
(hayır ve şer
olan ameller işleyeceksin) ve
sonunda (kıyamet günü) didinmenin
karşılığına kavuşacaksın (O’nun lütuf veya adaleti ile amelinin
karşılığını alacaksın).”
İnşikak Sûresi: 6
Namazlar, oruç, zekat, hac ve diğer
ibâdetler gibi, kulların üzerine farz kılınan farzlar ile yalan,
aldatma, zina ve eşcinsellik gibi kullarına yasakladığı
haramlar, Allah Teâlâ’nın, kullarını onlarla imtihan
ettiği şeylerden bazılarıdır. Tâ ki Allah’ın
emrini yerine getiren samimi mü’min, Allah’ın kendisini cennete
girdirmesini görsün. Allah’a itaati terk eden yalancı münâfık
ise, Allah’ın kendisini cehenneme girdirmesini görsün.
Kıymetli kardeş!
Allah sizi hayırlı amellerde
muvaffak kılsın. Yerine getirebilmeniz için Allah’ın emrini,
ondan uzak durabilmeniz için Allah’ın haram
kıldığını öğrenmeye gayret etmelisiniz.
Allah Teâlâ’nın emirleri pek çoktur. Yasakları
da emirleri gibi pek çoktur. Bu emir ve yasakları burada saymak veya
açıklamak mümkün değildir. Fakat biz, sizi web sitemizde bulunan
hanif İslâm dîninin öğretilerini kapsayan birtakım sorulara
yönlendireceğiz. Faydalanacağınızı ümit ederek bu
soruların cevaplarında geçen açıklamalara bakmanızı
dileriz. Umulur ki Allah Teâlâ onları size faydalı kılar.
Sorunuzda, Arapça öğrenmeniz
gerektiğine dâir zikrettiğiniz konuya gelince, bu doğrudur ama
dilin hepsini öğrenmeniz gerekmez. Aksine dîniniz konusunda ihtiyaç
duyduğunuz kadarını öğrenmeniz yeterlidir.
Bu konuda (6524) nolu sorunun
cevabına bakabilirsiniz.
Arapçayı bilmemeniz, namazı terk
etmek için bir mazeret olamaz. Çünkü namaz için ihtiyaç duyacağınız
şeyleri kısa bir sürede öğrenebilirsiniz. Bunları
öğreninceye kadar da namazları vaktinde kılmaya devam
edersiniz ve gücünüz yettiği kadar namaz kılarsınız.
Çünkü Allah, hiç kimseye güçünün yetireceğinden
başkasını yüklemez.
Namazın nasıl
kılınması gerektiğine gelince, bu konuda web sitemizde
bulunan (13340) nolu sorunun cevabına bakabilirsiniz.
Ayrıca daha faydalı bilgi edinmek
için (8580), (2427) ve (11040) nolu
soruların cevaplarına bakabilirsiniz.
Son olarak ey kardeş!
Size, kendi ülkenizdeki İslâm Merkezi’ni
aramanızı ve dînlerine sıkı sıkıya
bağlı olan müslümanlarla birlikte olmanızı tavsiye ederiz. Bu
arada güvenilir web sitelerini takip etmeyi ve o sitelerden mümkün
olduğunca istifâde etmeyi de unutmayınız.
Ayrıca size ve sizin gibi, kendilerine
fayda verecek şeyleri öğrenmeye gayret eden kardeşlerimize
hizmet etmekten mutluluk duyarız. Gücümüzün yettiğince sizin için
nasihat ve dînî öğütler sunmaya devam edeceğiz. Bizimle
iletişim halinde olmanızı dileriz.
Allah Teâlâ sizi korusun.
Allah’ın selâmı üzerinize olsun.
