Fecir namazının farzından sonra sünnet namaz var mıdır?
Hamd, yalnızca Allah’adır.
Fecir
namazının farzından sonra sünnet namaz yoktur.
Fecir
namazının farzından önce ise, iki rekâtlık müekked
sünnet vardır ki bu sünnet, müekked sünnetler içerisinden en önemli
olanıdır. Hatta Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- hem mukimlik,
hem de yolculuk hallerinde bu sünneti terk etmezdi.
Nitekim
Âişe’den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna
göre o şöyle demiştir:
(( لَمْ
يَكُنِ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ
عَلَيْهِ
وَسَلَّمَ عَلَى شَيْءٍ مِنَ النَّوَافِلِ أَشَدَّ مِنْهُ تَعَاهُدًا
عَلَى
رَكْعَتَيِ الْفَجْرِ.)) [ رواه البخاري ومسلم ]
“Peygamber -sallallahu aleyhi ve
sellem-, fecir
namazının iki rekâtı gibi başka hiç bir nâfile namaza devam
etmemiştir.”
(Buhârî; hadis no: 1163.
Müslim; hadis no: 724)
Fecir
namazının sünnetinin fazîleti hakkında Peygamber -sallallahu
aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
))
رَكْعَتَا
الْفَجْرِ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا.)) [ رواه مسلم ]
“Fecir
namazının iki rekât sünneti, dünyadan ve dünyada bulunan her
şeyden daha hayırlıdır.” (Müslim; hadis no: 725)
Namaz kılan kimsenin, Fecir namazının
sünnetinde Kâfirûn ve İhlas sûrelerini okuması sünnettir.
Ebu Hureyre’den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet
olunduğuna göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-
şöyle buyurmuştur:
((
أَنَّ
رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ
عَلَيْهِ
وَسَلَّمَ قَرَأَ فِي رَكْعَتَيِ الْفَجْرِ: (قُلْ يَا أَيُّهَا
الْكَافِرُونَ)
وَ (قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ)) [ رواه مسلم ]
“Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- fecir
namazının sünnetinde (1. Rekâtta) ‘Kul yâ Eyyuhel-Kâfirûn’ (Kâfirûn sûresini) ve (ikinci
rekâtta) Kul huvellahu Ehad (İhlâs sûresini) okudu.” (Müslim;
hadis no: 726)
Fecir namazının farzından önceki
sünnetini kaçıran (farzdan önce kılamayan) kimse, sabah
namazının farzından sonra sünnetini kılabilir.
Bunun delili şu hadistir:
Kays b. Amr’dan -Allah ondan râzı olsun- rivâyet
olunduğuna göre o şöyle demiştir:
((
خَرَجَ
رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
فَأُقِيمَتِ
الصَّلاةُ، فَصَلَّيْتُ مَعَهُ الصُّبْحَ ثُمَّ انْصَرَفَ النَّبِيُّ
صَلَّى
اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَوَجَدَنِي أُصَلِّي، فَقَالَ: مَهْلا يَا
قَيْسُ!
أَصَلاتَانِ مَعًا ؟! قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ! إِنِّي لَمْ أَكُنْ
رَكَعْتُ
رَكْعَتَيِ الْفَجْرِ. قَالَ : فَلا إِذَنْ.)) [ رواه الترمذي وصححه الألباني في
صحيح الترمذي ]
“Rasûlullah -sallallahu aleyhi
ve sellem- çıkınca
namaza duruldu.Ben
de O’nunla
birlikte sabah namazını kıldım.Sonra Peygamber -sallallahu
aleyhi ve sellem-
namazı
bitirince beni namaz
kılarken
buldu.
Bunun üzerine bana:
–
Ağır ol ey
Kays! Aynı vakitte iki farz namaz mı
kılıyorsun? Diye sordu.
Ben:
– Ey
Allah’ın elçisi! Fecir namazının iki rekâtlık sünnetini
kılmamıştım (onu kılıyorum), dedim.
Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:
– Öyleyse (bu iki rekâtlık sünneti
kılmanda) bir beis yoktur.”
Ebu Davud’un rivâyetinde şu fazlalık
vardır:
“Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve
sellem- sustu (bir şey söylemedi).” (Tirmizî;
hadis no: 422. Ebu Davud; hadis no:126.Elbânî de “Sahih-i Tirmizî”de
hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.)
el-Hattâbî -Allah ona rahmet etsin- hadis hakkında
şöyle demiştir:
“Bu hadis, sabah namazının farzından
önce iki rekâtlık sünneti kaçıran (kılamayan) kimsenin,
farzdan sonra güneş doğmadan önce bu sünneti
kılabileceğini beyan etmiştir.” (“Avnu’l-Ma’bûd”)
Safiyyurrahman el-Mubarakpori -Allah ona rahmet etsin-
hadisi şerh ederken şöyle demiştir:
”
( أَصَلاتَانِ
مَعًا؟ ):
İstifham-ı
inkârîdir (yani soru olumsuz sorulduğundan dolayı kınama ifâde
eder). Cümlenin anlamı şudur: Aynı vakitte iki farz birden mi
kılıyorsun? Zirâ fecir namazının farzından sonra
nâfile namaz yoktur.
Uyarı: Bilmelisin ki Rasûlullah -sallallahu aleyhi
ve sellem-‘in:
( فَلا إِذَنْ )
Sözünün anlamı şudur: Öyleyse sabah
namazının bu iki rekâtlık sünnetini, farzdan sonra kılmanda
bir beis yoktur.
Ebu Davud’un rivâyetindeki şu lafız buna
delâlet etmektedir:
“Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve
sellem- sustu (bir şey söylemedi).”
Atâ b. Ebî Rabah’ın, Ensar’dan bir adamdan şu
rivâyeti de buna delâlet etmektedir:
“Ona bir şey söylemedi.” (Hâfız
el-Irâkî: Hadisin isnadı hasendir, demiştir.)
İbn-i Ebî Şeybe’nin rivâyet ise
şöyledir:
“Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ona ne
emretti, ne de nehyetti.”
İbn-i Hibbân’ın rivâyeti ise
şöyledir:
“Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onun bu
fiilini reddetmedi.”
Hadisin bu rivâyetleri, birbirini
açıklamaktadır.”
Allah Teâlâ en iyi bilendir.
