Gayri müslimler, yeni yıl münâsebetiyle: “Yeni yılınız kutlu olsun” veya ” Yeni yılda en iyi dileklerimi sunarım” gibi sözlerle beni kutladıkları zaman onlara: “Ben de size aynısını dilerim” diye cevap vermem câiz midir?

Hamd,
yalnızca Allah’adır.

Noel yortusu (Yılbaşı) ve başka
bayramları münâsebetiyle kâfirleri kutlamak câiz değildir. Aynı
şekilde bu bayramlar münâsebetiyle bizi kutladıkları zaman
onlara cevap vermemiz de câiz değildir.Çünkü bu bayramlar, dînimizce
meşrû sayılan bayramlar değildir. Zirâ onların
kutlamalarına cevap vermek, bu bayramları kabul ve itiraf etmek
demektir.

Müslümanın, dîni ile izzet ve şeref
duyması, onun hükümleriyle iftihar etmesi, gayr-i müslimleri Allah Teâlâ’nın
dînine dâvet etmesi ve bu dîni onlara tebliğ etmesi gerekir.

Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn’e
-Allah ona rahmet etsin-:

– Noel Yortusu münâsebetiyle kâfirleri kutlamanın
hükmü nedir?

– Bizi kutladıkları zaman onlara nasıl
cevap vermeliyiz?

– Kâfirlerin bayram münâsebetiyle şenlikler
düzenledikleri yerlere gitmek câiz midir?

– Bir insan, yukarıda zikredilen şeylerden
birisini kasıtsız olarak yaparsa, günahkâr olur mu? Bunu
yapmasının sebebi; onlara yaranmak (dalkavukluk), utangaçlık
veya mahcup duruma düşmemek gibi sebeplerle yapmışsa, günahkâr
olur mu?   

Bu konuda kâfirlere benzemeye çalışmak câiz
midir?

Gibi konular hakkında sorulduğunda o bunlara
şöyle cevap vermiştir:

“Noel Yortusu veya başka dînî bayramları
münâsebetiyle kâfirleri kutlamak (tebrik etmek), ittifakla haramdır.

Nitekim İbn-i Kayyim -Allah ona rahmet etsin-
“Zimmet Ehliyle İlgili Hükümler” adlı kitabında bunu
nakletmiş ve şöyle demiştir:

“Küfrün sembollerine has olan bayramları
kutlamaya gelince, bu ittifakla haramdır.

Örneğin: Kâfirlerin bayramlarını ve
oruçlarını kutlayıp: “Bayramınız mübarek
olsun” veya “Bu bayramda mutlu olasın” demek gibi.

Bunu söyleyen kimse, kâfir olmaktan kurtulsa bile,
söylediği bu söz, haram olan şeylerdendir.Bu
davranış; kâfirin haç’a (istavroz’a) secde etmesini kutlaman ile
aynı değerdedir. Hatta bu
davranış, Allah Teâlâ katında daha büyük günah ve içki içmeyi,
cana kıymayı ve zinâ işlemeyi kutlamandan daha şiddetlidir.
Dîne değer vermeyen birçok kimse, bu hataya düşmekte ve işlediği
bu çirkin fiilin farkına bile varmamaktadır. Her kim, bir
insanı, günah veya bid’attan veyahut da küfürden dolayı kutlarsa, hiç
şüphe yok ki, Allah Teâlâ’nın azabına ve gazabına kendisini
maruz bırakmış olur.”

İbn-i Kayyim’in -Allah ona rahmet etsin-
zikrettiği, dînî bayramları münâsebetiyle kâfirleri kutlamanın
haramlılığının bu değerde oluşunun sebebi
şudur:Çünkü bu davranışta, kâfirlerin üzerinde
bulundukları küfrün şiârını kabul etmek ve bu konuda onlara
rızâ göstermek vardır. Bu küfre
kendisi râzı olmasa bile, müslümanın, kâfirlerin sembollerine
rızâ göstermesi ve bu sembolleri kutlaması haramdır.
Çünkü Allah Teâlâ buna asla râzı olmaz.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle
buyurmuştur:

(( إِنْ تَكْفُرُوا فَإِنَّ اللهَ
غَنِيٌّ عَنْكُمْ وَلَا يَرْضَى لِعِبَادِهِ الْكُفْرَ وَإِنْ تَشْكُرُوا يَرْضَهُ
لَكُمْ…)) [ سورة الزمر من الآية: 7 ]

“(Ey insanlar! Rabbinizi) inkâr ederseniz, (O’na îmân etmez ve elçisine
uymazsanız), O size muhtaç değildir.(O’nun size bir ihtiyacı
yoktur, fakat siz O’na muhtaçsınız). O, kullarının kâfir
olmalarına râzı olmaz (olmalarını da emretmez). (Ancak size
bahşettiği nimetlere) şükrederseniz, ona râzı olur.”[1]

Yine
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

((… الْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ
وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ الإِسْلَامَ دِيناً…)) [
سورة المائدة من الآية: 3 ]

“Bugün
size dîninizi (İslâm’ı)
kemâle
erdirdim, (sizi
cehâlet karanlığından İslâm nûruna çıkarmak sûretiyle) üzerinize nimetimi
tamamladım ve dîn olarak size İslâm’ı seçtim (râzı oldum).”[2]

İster
aynı işyerinde çalışan kimseler olsun, isterse
olmasın, bayramlarından dolayı kâfirleri kutlamak,
haramdır.

Kâfirler,
kendi bayramları münâsebetiyle bizi kutladıkları zaman bile
onlara cevap vermemeliyiz. Çünkü bu bayramlar, bizim bayramlarımız
değildir. Yine bu bayramlar, Allah Teâlâ’nın râzı olduğu
bayramlar değildir. Çünkü bu bayramlar, ya onların dînlerine
sonradan sokulan (bid’at) bayramlardır ya da aslen meşrû olup, fakat
Allah Teâlâ’nın Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- ile bütün yaratılmışlara
gönderdiği İslâm dîni ile hükümleri ortadan kaldırılan
bayramlardır.

Nitekim Allah Teâlâ onlar hakkında şöyle
buyurmuştur:

 (( وَمَنْ
يَبْتَغِ غَيْرَ الإِسْلاَمِ دِينًا فَلَنْ يُقْبَلَ مِنْهُ وَهُوَ فِي الْآخِرَةِ
مِنَ الْخَاسِرِينَ )) [ سورة آل عمران الآية: 85 ]  

“Her
kim, İslâm’dan başka bir dîn isterse, o dîn ondan asla kabul
olunmayacaktır. Ve o, âhirette hüsrâna uğrayanlardan olacaktır.”[3]

Müslümanın,
bu münâsebetle onların dâvetlerine icâbet etmesi de haramdır. Çünkü
onların dâvetine icâbet etmek, onlarla birlikte bayramlarına
katılmayı içerdiğinden dolayı bunun günahı,
onların bayramlarını kutlamaktan daha büyüktür.

 Aynı şekilde müslümanların, bu
münâsebetle merasimler düzenleyerek kâfirlere benzemeleri veya onlarla
karşılıklı hediyeleşmeleri veya tatlılar ve
yemekler hazırlayıp dağıtmaları veyahut da işi
bırakmaları da haramdır.

Nitekim Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda
şöyle buyurmuştur:

(( مَنْ تَشَبَّهَ بِقَوْمٍ
فَهُوَ مِنْهُمْ.)) [ رواه أبو داود وأحمد ] 

“Her
kim, bir topluluğa benzerse (onların giyindiği gibi giyinirse,
gittiği yolda giderse ve onların işlediği fiilleri
işlerse), (günah ve sevap bakımından) o da onlardandır.”[4]

Şeyhulislâm
İbn-i Teymiyye -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir:

“Bazı
bayramlarında kâfirlere benzemek, üzerinde bulundukları bâtıl
inançları sebebiyle onların kalplerinin sevinmelerini gerektirir.
Belki de, fırsatı değerlendirmelerine ve zayıf îmânlı
kimseleri kullanmalarına sevk eder.”[5]

Kim,
bunlardan bir şeyi yaparsa, ister bunu onlara şirin görünmek
için, ister onlara yaranmak için, ister utandığı için, isterse
herhangi bir sebepten dolayı yapsın, bu kimse
günahkârdır.Çünkü bu davranış, Allah’ın dîninde yağcılıktır
ve kâfirlerin kalplerini güçlendirme ve dînleriyle iftihar etmelerinin
sebeplerinden birisidir.

Allah
Teâlâ’dan, müslümanları dînleriyle güçlü ve aziz kılmasını,
dînlerinde onlara sebât göstermesini ve düşmanlarına
karşı onları muzaffer kılmasını dileriz.
Şüphesiz ki O, güçlü ve azizdir.”[6]

Allah Teâlâ en iyi bilendir.

[1]

Zümer Sûresi: 7

[2]

Mâide Sûresi: 3

[3]

Âl-i İmrân Sûresi: 85

[4]

İmam Ahmed, hadis no: 2/50. Ebu Davud, hadis no:
4/314. İbn-i Teymiyye, “İktidâu’s-Sıratı’l-Mustakîm”,
c: 1, s: 279’da hadisinin senedinin ceyyid/iyi olduğunu
söylemiştir. Suyutî de
“el-Câmiu’s-Sağîr”, hadis no: 5893’de hadisin hasen
olduğunu belirtmiştir.

[5] İktidâu’s-Sırâti’l-Mustakîm

[6]

Mecmû’u Fetâvâ ve Resâili’ş-Şeyh İbn-i
Useymîn, c: 3, s: 44