Ben, (1584) nolu soruyu okudum. Orada Ramazan ayının girdiğinin sâbit olması için adâletli güvenilir bir kimsenin hilâli görmesi yeterlidir, denilmektedir.Peki bu adâletli kimse kim olmalıdır?

Hamd,
yalnızca Allah’adır.

Sözlük anlâmı olarak adâletli kimse; eğrinin zıddı olan dosdoğru kimsedir.

Terim anlâmı olarak adâletli kimse: Farzları yerine getiren, büyük günah
işlemeyen ve küçük günah işlemekte ısrar etmeyen kimsedir.

Farzları yerine getirmekten kasıt; beş vakit namazlar gibi farzları yerine
getirmektir.

Büyük günahları işlememekten kasıt; koğuculuk ve gıybet etmek gibi büyük
günahları işlememektir.

Adâletle birlikte bu kimsenin, iddiâ ettiği şeyde doğru olduğunu göstermesi için
kuvvetli bir bakışa sahip olması şarttır.Zirâ zayıf bakışlı olan kimse, adâletli
olsa bile şâhitliği kabul edilmez.Çünkü zayıf bakışlı olan bu kimse hilâli
görmüş olsa bile, kendisi şüphe duyulan ve itham edilen kimsedir.

Bunun delili ise: Allah -azze ve celle- kuvvet ve emâneti, bir işe tevdi
edilmenin gerekçelerinden kılmıştır.

Nitekim Musa -aleyhisselâm- ile Medyen’deki yaşlı adam arasında geçen kıssada
yaşlı adamın iki kızından birisi şöyle demişti:

 (قَالَتْ
إِحْدَاهُمَا يَا أَبَتِ اسْتَأْجِرْهُ إِنَّ خَيْرَ مَنِ اسْتَأْجَرْتَ الْقَوِيُّ
الْأَمِينُ)

[ سورة القصص الآية:

٢٦]

 

“Kızlardan
biri: Babacığım! dedi. Onu işçi olarak tut! Zira senin çalıştıracağın en iyi
adam, böyle kuvvetli ve güvenli biri olmalıdır.”

(Kasas Sûresi:26)

Süleyman
-aleyhisselâm-‘a, Sebe Melikesi’nin arşını getirmeyi taahhüt eden cinlerden
mağrur ve iddiacı bir ifrit şöyle demişti:

(قَالَ عِفْرِيتٌ مِنَ
الْجِنِّ أَنَا آتِيكَ بِهِ قَبْلَ أَنْ تَقُومَ مِنْ مَقَامِكَ وَإِنِّي عَلَيْهِ
لَقَوِيٌّ أَمِينٌ)

[ سورة النمل الآية:

٣٩]

“Cinlerden
mağrur ve iddiacı bir ifrit: Ben, dedi. Sen makamından kalkmadan, onu sana
getiririm. Benim gerçekten onu taşımaya gücüm yeter, hem de zâyi etmeden
güvenilir tarzda getirecek emîn bir kimseyim.”

(Neml Sûresi:39)

 

 Bu iki vasıf (özellik), her amelin -şâhitlik de bu amellerden birisidir- kabul
edilmesinde aranan rükün ve esastır.

 

Muhammed b. Salih el-Useymîn, “eş-Şerhu’l-Mumti'”, cilt:6, sayfa:323

Bknz: “el-Mevsûatul-Fıkhıyye”, cilt:30, sayfa:5 (Kuveyt baskısı)