Ülkemizde hükümet, her araç sahibinin sigorta yaptırmasını zorunlu kılmaktadır. Araç sahibi ise, bu sigortadan hiçbir şey faydalanmamaktadır. Eğer sigortalanmış araç, bir kimseye çarparsa, kazada yaralanan veya ölen kimsenin âilesi sigorta şirketinin aleyhine dava açmaktadır. Bu dava ise, sigorta şirketinin, kazada yaralanan veya ölen kimsenin âilesine tazminat vermesiyle sonuçlanmaktadır. Araç sahibi, bu tazminattan olumlu ya da olumsuz, hiçbir şekilde etkilenmemektedir.

Bunun hükmü nedir?

Bilindiği üzere, ölen kimsenin âilesi, araç sahibini affetmekte, hükümet ise beşerî kanunlarla hükmetmektedir.  

Hamd,
yalnızca Allah’adır.

Birincisi:

Ticari
sigorta sözleşmesi, haram olan sözleşmelerdir. Ticari sigortanın
her türlüsü haramdır. Hiç kimsenin ticari sigortaya iştirak etmesi
(onu yaptırması) câiz değildir. Ancak mecbur kalan kimse bunun
dışındadır. Örneğin istemediği halde ticari
sigorta yaptırmak zorunda kalan kimse gibi.

Nitekim (8889)
ve (39474) nolu soruların cevaplarında bu sigorta
türünün hükmünün açıklaması geçmişti.

İkincisi:

Sigortaya
iştirak etmenin haram oluşu, eğer sigorta şirketi kazaya
uğrayan kimseye tazminat ödeyeceğine dâir taahhütte bulunmuşsa,
bu kimsenin sigorta şirketinden hakkını almasının da haram
olacağı anlamına gelmez.

Buna
göre:

Hata ile
öldürülen (trafik kazasında ölen) veya yaralanan kimsenin
diyetini veya tazminatını ödemesi için, onun ölümüne veya
yaralanmasına sebep olan kimse tarafından yetkili
kıldığı cihetten (sigorta şirketinden) veya mahkemenin
tayin ettiği cihetten hak sahiplerinin haklarını almalarında
dînen hiçbir engel (sakınca) yoktur. Bu cihet, ister sigorta şirketi,
isterse başka bir cihet olsun, farketmez. Hak sahiplerinin, diğer
tarafın (araç sahibinin) sigorta şirketi ile
alış-verişinin helâl olup-olmamasından sorumlu
değillerdir.

Nitekim
biz, değerli âlim Abdullah b. Abdurrahman el-Cibrîn’e, sigorta
şirketinden tazminat almanın hükmünü sorduğumuzda o
şöyle cevap vermiştir:


“Sigorta
şirketinden tazminat almak câizdir.Çünkü bu sigorta
şirketleri, sigorta yaptıran kimseye, ondan meydana gelebilecek her
türlü zararı karşılayacaklarını taahhüt
etmişlerdir. Dolayısıyla onlar, ödemeyi taahhüt ettiklerine
göre bu tazminatı almaktan kaçınmamak gerekir. Kaza sonucunda
vefât sözkonusu ise ve kaza yapan kimse de hatalı ise,  bu takdirde 
kazaya sebep olan kimseye, hata ile öldürmenin keffâretini de ödemesi
gerekir.”

Allah Teâlâ en iyi bilendir.