Malların zekâtını; barınaksız, yaralı, hasta veya aç hayvanların yararına kullanılmak üzere çıkarıp vermek câiz midir?
Hamd, yalnızca Allah’adır.
Allah Teâlâ, farz olan
zekâtın konulduğu, zekât verilmesi gereken yerleri belirleyip tayin
etmiştir.Bu konuda zekât verenin içtihadına veya tercihine yer
bırakmamıştır.
Nitekim Allah Teâlâ, zekât
verilmesi gereken yerler hakkında şöyle buyurmuştur:
(( الصَّدَقَاتُ لِلْفُقَرَاءِ وَالْمَسَاكِينِ وَالْعَامِلِينَ
عَلَيْهَا وَالْمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُهُمْ وَفِي الرِّقَابِ وَالْغَارِمِينَ وَفِي
سَبِيلِ اللَّهِ وَابْنِ السَّبِيلِ فَرِيضَةً مِنَ اللَّهِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ
حَكِيمٌ )) [ سورة التوبة الأية: ٦٠]
“Zekâtlar, Allah’tan bir
farz olarak, ancak fakirlere, düşkünlere, zekât toplayan görevlilere
(memurlara),
kalpleri (gönülleri) İslâm’a ısındırılacak
olanlara, (hürriyetlerini satın almaya çalışan)
kölelere, borçlulara, Allah yolunda savaşanlara ve (muhtaç
kalmış) yolculara mahsustur. Allah her şeyi hakkıyla
bilendir, hikmet sahibidir.”[1]
Bu âyette geçen, zekât verilmesi gereken sekiz sınıf
hakkında daha detaylı bilgi için (42609) nolu sorunun
cevabına bakabilirsiniz.
Hayvanlar, genel olarak, Allah Teâlâ’nın kulları için tayin
etmiş olduğu zekât verilmesi gereken yerlerden birisi değildir. Bu,
ister hayvanları doyurmak için olsun, ister onları tedavi etmek için
olsun, isterse başka bir amaçla olsun, farketmez. Bu yasak (zekâtın
bu gibi şeylerde harcanmaması), sadece farz olan zekâtla
sınırlıdır. Bu sebeple farz olan zekâttan bir şeyi
hayvanlar için veya onları doyurmak için veyahut da onları tedavi
etmek ve onlara bakmak için harcamak câiz değildir. Hayvanlara, farz
zekâtın dışındaki nâfile sadakadan harcanabilir.
Câbir’den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre,
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
(( مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَغْرِسُ غَرْسًا
إِلَّا كَانَ مَا أُكِلَ مِنْهُ لَهُ صَدَقَةً، وَمَا سُرِقَ مِنْهُ لَهُ صَدَقَةٌ،
وَمَا أَكَلَ السَّبُعُ مِنْهُ فَهُوَ لَهُ صَدَقَةٌ، وَمَا أَكَلَتِ الطَّيْرُ
فَهُوَ لَهُ صَدَقَةٌ، وَلَا يَرْزَؤُهُ أَحَدٌ إِلَّا كَانَ لَهُ صَدَقَةٌ.)) [ واه
مسلم وللبخاري نحوه ]
“Bir müslüman, bir ağaç dikerse, o ağaçtan yenilen ürün,
onun için bir sadaka olur. O ağaçtan çalınan meyve onun için bir
sadaka olur.Vahşi hayvanların ondan yediği onun için bir sadaka
olur. Kuşların yediği onun için bir sadaka olur.Kim ondan yiyip
eksilttirse, onun için bir sadaka olur.”[2]
Ebu
Hureyre’den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre,
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
(( بَيْنَمَا رَجُلٌ يَمْشِي بِطَرِيقٍ
اشْتَدَّ عَلَيْهِ الْعَطَشُ، فَوَجَدَ بِئْرًا فَنَزَلَ فِيهَا فَشَرِبَ ثُمَّ
خَرَجَ، فَإِذَا كَلْبٌ يَلْهَثُ يَأْكُلُ الثَّرَى مِنَ الْعَطَشِ، فَقَالَ
الرَّجُلُ: لَقَدْ بَلَغَ هَذَا الْكَلْبَ مِنَ الْعَطَشِ مِثْلُ الَّذِي كَانَ
بَلَغَ مِنِّي، فَنَزَلَ الْبِئْرَ فَمَلَأَ خُفَّهُ مَاءً ثُمَّ أَمْسَكَهُ
بِفِيهِ حَتَّى رَقِيَ فَسَقَى الْكَلْبَ، فَشَكَرَ اللَّهُ لَهُ فَغَفَرَ لَهُ. قَالُوا
: يَا رَسُولَ اللَّهِ! وَإِنَّ لَنَا فِي هَذِهِ الْبَهَائِمِ لَأَجْرًا ؟!
فَقَالَ:
فِي كُلِّ كَبِدٍ رَطْبَةٍ أَجْرٌ.)) [ رواه البخاري ومسلم ]
“Vaktiyle bir adam yolda giderken çok susadı. Bir kuyu
buldu ve içine indi; su içip dışarı çıktı. Bir de ne
görsün! Bir köpek, dili dışarıda soluyor ve
susuzluktan nemli toprağı yalayıp duruyordu. Adam kendi kendine:
Bu köpek de tıpkı benim gibi pek susamış! deyip hemen
kuyuya indi, ayakkabısını su ile doldurdu ve
ayakkabısını ağzıyla tutup yukarıya
çıktı ve köpeği suladı. Onun bu hareketinden Allah
Teâlâ hoşnut oldu ve onu bağışladı.
Bunun
üzerine sahâbe:
-Ey
Allah’ın elçisi! Bizim hayvanlar(a
yaptığımız iyilikler) için de bir ecir var
mıdır? dediler.
Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:
-Evet!
Her yaş ciğer
(sahibi)
için bir ecir vardır.”[3]
Vakti
geldiğinde bu gibi davranışı yapmak, şüphesiz
övülen, güzel bir davranıştır. Fakat İslâm
şeriatından değildir.Bir kimsenin bunu araştırmak için
kendisini bu davranışla meşgul etmesi bu hayvanların
bakımı için dernekler kurması; hikmetli ve akıllı bir
davranış da değildir.Zirâ insanlardan, hatta açlıktan,
çıplaklıktan ve hastalıktan ölen,açlığını
giderecek veya hastalığını tedavi ettirecek veya
başını sokacak bir ev satın almak için mal bulamayan nice
müslüman kardeşleri bulunmaktadır.
Müslümana
düşen görev; bizzat kendisi veya malı ile onlara ulaşma
imkanı bulabiliyorsa, kendisinden uzakta ve başka bir ülkede olsalar
bile, müslüman kardeşlerinin ihtiyaçlarını gidermek için gayret
etmelidir.Zirâ kul, müslüman kardeşinin yardımına
koştuğu müddetçe Allah Teâlâ da onun yardımında olur.
Allah Teâlâ en iyi
bilendir.
[1]
Tevbe Sûresi: 60
[2] Müslim, hadis no:1553. Buhârî’nin de Enes’ten rivâyet ettiği buna
benzer bir rivâyeti vardır. Hadis no: 2220.
[3] Buhârî, hadis no: 2363. Müslim, hadis no:2244
