Ben, Âşûrâ günü ile ilgili bütün hadisleri okudum. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in yahudilere aykırı hareket etmek için onbirinci günü de oruç tutmaya işâret ettiğine dâir hiçbir hadis bulamadım.

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şu hadisten başka bir şey buyurmamıştır:

(( لَئِنْ عِشْتُ إِلَى قَابِلٍ لَأَصُومَنَّ التَّاسِعَ.))

“Şayet gelecek yıl yaşarsam, onuncu gün ile birlikte dokuzuncu günü de oruç tutacağım.”

Aynı şekilde Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ashâbını onbirinci günü oruç tutmaya da yönlendirmemiştir.

Buna göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ve ashâbının yapmadıkları bir şeyi bizim yapmamız bid’at olmaz mı?

Dokuzuncu günü kaçıran kimse, sadece onuncu gün (Âşûrâ günü) ile yetinebilir mi?

Hamd, yalnızca Allah’adır.

Âlimler, Muharrem
ayının (onuncu günü ile birlikte) onbirinci günü oruç tutmayı
müstehap görmüşlerdir. Zirâ Nebi
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘den bu günde oruç tutmakla ilgili emir
gelmiştir.

Nitekim Abdullah b.
Abbas’tan -Allah ondan ve babasından râzı olsun- rivâyet
olunduğuna göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-
şöyle buyurmuştur:

 (( صُومُوا يَوْمَ عَاشُورَاءَ،
وَخَالِفُوا فِيهِ الْيَهُودَ صُومُوا قَبْلَهُ يَوْمًا أَوْ بَعْدَهُ يَوْمًا.))
[ رواه أحمد ]

“Âşûrâ günü oruç tutun ve o
günde yahûdilere aykırı hareket
edin. Âşûrâ günü ile birlikte bir gün önce veya bir gün sonra
da oruç tutun.” (Ahmed)

Âlimler,
bu hadisin sahih olup-olmadığı konusunda görüş
ayrılığına düşmüşlerdir. Değerli âlim, muhaddis
Ahmed Şâkir hadisin hasen olduğunu, İmam Ahmed’in Müsnedi’ni
tahkik eden âlimler ise hadisin zayıf olduğunu belirtmişlerdir.

İmam
İbn-i Huzeyme (hadis no: 2095) hadisi bu lafızla rivâyet
etmiştir.

Muhaddis
Elbânî, hadis hakkında şöyle demiştir:

“İbn-i
Ebî Leylâ’nın ezberinin zayıf olmasından dolayı hadisin
isnâdı zayıftır. Fakat Atâ ve başkası ona
aykırı hareket ederek hadisi, İbn-i Abbas’tan mevkûf olarak
rivâyet etmişlerdir. Tahâvî ve Beyhakî’ye göre ise, hadisin senedi
sahihtir.”

Eğer hadis hasen ise, ne güzel.
Yok eğer zayıf ise, âlimler bu gibi zayıf hadise
hoşgörüyle bakmaktadırlar. Çünkü hadisin
zayıflığı hafiftir. Dolayısıyla hadis ne
yalandır, ne de mevzûdur. Ayrıca hadis, amellerin fazîletleri
konusundadır. Özellikle de Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-‘den
Muharrem ayı orucunun teşviki konusunda hadis gelmiştir. Hatta
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle
buyurmuştur:

(( أَفْضَلُ الصِّيَامِ بَعْدَ رَمَضَانَ شَهْرُ اللهِ الْمُحَرَّمُ،
وَأَفْضَلُ الصَّلاَةِ بَعْدَ الْفَرِيضَةِ صَلاَةُ اللَّيْلِ.)) [ روا مسلم ]

“Ramazan’dan sonra en fazîletli oruç, Allah’ın
Muharrem ayı orucudur. Farz namazlardan sonra en fazîletli namaz ise, gece
namazıdır.” (Müslim; hadis no: 1163)

İmam Beyhakî yukarıda
zikredilen hadisi, ‘Sunen-i Kübrâ’da şu lafızla rivâyet
etmiştir:

(( صُومُوا يَوْمَ عَاشُورَاءَ،
وَخَالِفُوا فِيهِ الْيَهُودَ صُومُوا قَبْلَهُ يَوْمًا أَوْ بَعْدَهُ يَوْمًا.))

“Âşûrâ günü oruç tutun ve (o günde) yahûdilere aykırı hareket ederek Âşûrâ
günü ile birlikte bir gün önce veya bir gün sonra da oruç tutun.”

Başka bir rivâyette ise
şu lafızla rivâyet etmiştir:

 ((
صُومُوا يَوْمَ عَاشُورَاءَ
خَالِفُوا الْيَهُودَ صُومُوا يَوْمًا قَبْلَهُ وَ يَوْمًا بَعْدَهُ.))

“Âşûrâ günü oruç tutun.Yahûdilere aykırı hareket ederek Âşûrâ
günü ile birlikte bir gün önce ve bir gün sonra da oruç tutun.”

Hâfız İbn-i Hacer
-Allah ona rahmet etsin-, “İthâfu’l-Mehera”; s: 2225’de şu
lafızla rivâyet etmiştir:

((
صُومُوا
يَوْمَ عَاشُورَاءَ خَالِفُوا الْيَهُودَ صُومُوا قَبْلَهُ يَوْمًا وَ بَعْدَهُ
يَوْمًا.))

“Âşûrâ günü oruç tutun.Yahûdilere aykırı hareket ederek Âşûrâ
günü ile birlikte bir gün önce ve bir gün sonra da oruç tutun.”

İbn-i Hacer daha sonra
şöyle demiştir:

“Ahmed ve Beyhakî,
hadisi, Muhammed b. Ebî Leylâ’nın zayıf olması sebebiyle
zayıf bir senedle rivâyet etmişlerdir. Fakat hadisi sadece Muhammed
b. Ebî Leylâ rivâyet etmemiş, aksine Salih b. Ebî Salih b. Hayy da rivâyet
etmiştir.”

Bu rivâyet, Muharrem
ayının dokuzuncu, onuncu ve onbirinci günlerinde oruç tutmanın
müstehap olduğunu göstermektedir.

Nitekim bazı âlimler,
onbirinci günde de oruç tutmanın müstehap oluşu için başka bir
sebep zikretmişlerdir ki o da, onuncu gün için ihtiyatlı
davranmaktır. Dolayısıyla insanlar, hilâli görme konusunda
hata edebilirler ve hangi günün onuncu gün olduğu tam olarak
bilinmeyebilir. Bir müslüman, Muharrem ayının dokuzuncu, onuncu ve
onbirinci günlerinde oruç tuttuğu takdirde, Âşûrâ orucunu
tutmuş olduğundan emîn olur.

İbn-i Ebî Şeybe
“Musannef”; c: 2, s: 313’de rivâyet ettiğine göre
“Tâvus -Allah ona rahmet etsin- Âşûrâ orucunu kaçırmaktan
endişe ettiği için bir gün önce ve bir gün sonra da oruç
tutardı.”

İmam Ahmed -Allah ona
rahmet etsin- şöyle demiştir:

“Âşûrâ orucunu
tutmak isteyen kimse, dokuzuncu ve onuncu günü oruç tutsun. Ancak aylar
kendisine karmaşık gelen kimse, üç gün oruç tutsun. İbn-i Sîrîn de
böyle derdi.”

Böylelikle üç günlük
orucun bid’at olduğunu nitelemenin (söylemenin), doğru
olmadığı açıkça belli olmaktadır.

Dokuzuncu günün orucunu
kaçıran kimseye gelince, sadece onuncu günü oruç tutarsa, bunda bir
sakınca yoktur. Bu fiili mekruh sayılmaz. Fakat onuncu güne onbirinci
günü de eklerse  (onuncu gün ile birlikte
onbirinci günü de tutarsa), bu daha fazîletlidir.

Merdâvî
“el-İnsâf” c: 3, s: 346’da şöyle demiştir:

“Mezhebimizde sahih olan
görüşe göre, sadece onuncu günü oruç tutmak mekruh
değildir. Şeyhulislâm Tekiyyuddîn İbn-i Teymiyye de buna
muvafakat etmiş ve sadece onuncu günü oruç tutmak mekruh değildir,
demiştir.”

Allah Teâlâ en iyi bilendir.