Defnettikten sonra kabrin yanında durmanın ve duâ ölü için etmenin hükmü nedir?

Hamd,
yalnızca Allah’adır.

Defnettikten sonra ölü için duâ etmek sünnettir.

Nitekim Osman b. Affan’ın -Allah ondan râzı
olsun- rivâyet ettiği hadiste o şöyle demiştir:

(( كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا فَرَغَ
مِنْ دَفْنِ
الْمَيِّتِ وَقَفَ عَلَيْهِ فَقَالَ: اسْتَغْفِرُوا
لِأَخِيكُمْ، وَسَلُوا لَهُ بِالتَّثْبِيتِ، فَإِنَّهُ الْآنَ يُسْأَلُ.)) [ رواه
أبو داود وصححه الألباني في صحيح أبي
داود
]

“Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ölüyü
defnettikten sonra kabrinin başında durur ve şöyle derdi:

-Kardeşiniz
için Allah’tan bağışlanma isteyin ve (kabirdeki sorgu
sırasında cevap verirken) onun için sebat dileyin. Zirâ o, şu
an sorguya çekilmektedir.” (Ebu Davud, hadis no: 3221. Elbânî,
“Sahih-i Ebî Davud”da hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.)

İmam
Şevkânî -Allah
ona rahmet etsin- (yukarıdaki hadisi zikrettikten sonra)
şöyle demiştir:

“Bu hadis,
defnettikten sonra ölü için istiğfarda bulunmanın ve ona sebât
dilemenin meşrû olduğuna işâret etmektedir.Çünkü
ölü, o an sorguya çekilmektedir.” (“Neylu’l-Evtâr”, c: 4,
s: 110)

İbn-i
Münzir -Allah ona rahmet etsin- bu konuda
şöyle demiştir:

“Âlimlerin
cumhuru, kabrin yanında duâ etmenin meşrû olduğunu
söylemişlerdir.

el-Âcurrî
-Allah ona rahmet etsin- ve
diğer âlimler şöyle demişlerdir:

‘Ölüyü
defnettikten sonra biraz beklemek ve ölü için duâ etmek müstehaptır.’

Tirmizî -Allah ona rahmet etsin- şöyle
demiştir:

‘Kabrin yanında
durmak ve defnedilirken ölü için duâ etmek, ölünün cenâze
namazını kıldıktan sonra onun için bir yardım ve
destek anlamındadır. Çünkü müslümanların cemaati ile ölünün
cenâze namazını kılmak, onu askerlerle desteklemek gibidir.Bu
askerler, kralın kapısına gelip onun için aracı
olmaktadırlar. Kabrin yanında durmak ve ölü için sebât dilemek
ise, askerlere yardım ve destek gibidir. O an, ölünün meşgul
olduğu andır. Çünkü o, korkunç bir durum ve (Münker ve Nekir
adlı) iki meleğin sorgusuyla karşı
karşıyadır.” (İbn-i Kasim, “er-Ravdu’l-Murbi’
Hâşiyesi”, c: 3, s: 124)

el-Mevsûatu’l-Fıkhiyye’de
şöyle gelmiştir:

“İstiğfar,
sözlü bir ibâdettir. Ölü için yapılması doğru bir
davranıştır… Bir topluluğun, ölüyü defnettikten sonra
ona istiğfarda bulunmak için durmaları menduptur. Çünkü
ölü o an, Münker ve Nekir adlı iki melek tarafından sorguya
çekilmektedir… Âlimlerin cumhuru bunu açıkça beyan
etmişlerdir.” (“el-Mevsûatu’l-Fıkhiyye”, c: 4, s: 41)

Değerli âlim Abdulaziz b. Baz -Allah ona rahmet etsin- bu konuda
şöyle demiştir:

“Defnettikten
sonra ölü için sebât ve mağfiret dilemek, sünnettir.”
(“Mecmû’ Fetâvâ İbn-i Baz”, c: 13, s: 205)

Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn de -Allah ona rahmet etsin- bu konuda
şöyle demiştir:

“Defnettikten sonra kabrin yanında durmak ve
ölü için duâ etmek, sünnettendir. Çünkü
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ölüyü
defnettikten sonra kabrinin başında durur ve şöyle derdi:

-Kardeşiniz
için Allah’tan bağışlanma isteyin ve (kabirdeki sorgu sırasında
cevap verirken) onun için sebat dileyin. Zirâ o, şu an sorguya
çekilmektedir.” (“Açık Kapı Görüşmesi”, 118.
Görüşme)

Allah Teâlâ
en iyi bilendir.