Ben, 14 aydır ikinci dereceden şeker hastalığından muzdaribim.Bu hastalık, insülin iğnesine gerek duyulmayan “diyabet” diye bilinmektedir.Ben, herhangi bir ilaç kullanmıyorum. Fakat şeker oranı uygun bir oranda kalması için sürekli perhiz uyguluyorum ve biraz da egzersiz yapıyorum. Geçen yıl Ramazan ayında bazı günler oruç tuttum. Fakat bendeki şeker oranı düştüğü için Ramazan orucunun tamamını tutamadım.Ama şimdi ben, Allah’a hamd olsun kendimi daha iyi hissediyorum.Fakat ben, oruç tuttuğumda sadece başımda bir ağrı hissediyorum.

Bundan dolayı hastalığıma bakmaksızın oruç tutmam gerekir mi?

Oruçlu olduğum halde şeker oranını ölçmek için kanı kontrol edebilir miyim? (Çünkü parmaktan kan aldırmak gerekiyor.)

Hamd,
yalnızca Allah’adır.

Hasta için
meşrû olan; Ramazan ayında oruç kendisine zarar veriyor veya
kendisine zor geliyorsa veyahut da hap ve şurup gibi yenilen ve içilen
ilaç almaya gündüz gerek duyuyorsa, oruç tutmamasıdır.

Nitekim
Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

((… وَمَن كَانَ مَرِيضاً أَوْ
عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ…)) [ سورة البقرة من الآية: 185 ]

“…Her kim de onda hasta veya yolcu olursa
(tutamadığı
günler sayısınca) başka günlerde kaza etsin…”

(Bakara
Sûresi: 185)

Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- de bu konuda şöyle buyurmuştur:

 ((
إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ أَنْ تُؤْتَى رُخَصُهُ كَمَا يَكْرَهُ
أَنْ تُؤْتَى مَعْصِيَتُهُ. ))
[
رواه أحمد وابن حبان صححه شعيب الأرناؤوط ]

“Şüphe yok ki Allah,
kendisine karşı gelinmesinden (günah işlenmesinden) hoşlanmadığı
gibi, (verdiği) ruhsatlarının (izinlerinin) kullanılmasından
da hoşnut olur.” (Ahmed ve İbn-i Hibbân rivâyet etmişler,
Şuayb el-Arnaût da hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.)

 

Başka bir rivâyette şöyle
buyurmuştur:

(( إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ
يُحِبُّ أَنْ تُؤْتَى رُخَصُهُ كَمَا يُحِبُّ أَنْ تُؤْتَى عَزَائِمُهُ.)) [ رواه الطبراني والبزار ]

“Allah
-azze ve
celle- farzlarının yerine
getirilmesinden hoşlandığı
gibi, ruhsatlarının (izinlerinin) kullanılmasından da hoşnut olur.”

(Taberânî
ve Bezzâr)

Tahlil veya
başka bir şey için damardan kan aldırmaya gelince, doğru
olan görüşe göre bu davranış, orucu bozmaz. Fakat tahlil
için çok miktarda kan aldıracak olursa, daha evlâ olan bunu geceye
ertelemektir. Eğer bunu gündüz yaparsa, o günkü orucunu kaza etmesi daha
ihtiyatlıdır. Çünkü çok kan aldırmak hacamat
yaptırmaya benzer.” (Abdulaziz b. Baz, “Fetâvâ
İslâmiyye”, c: 2, s: 149)

Hastanın
iki hali vardır:

Birincisi:

Hastanın
oruçtan hiç etkilenmemesidir.

Örneğin
hafif nezle olması, başının dönmesi veya dişinin
ağrıması gibi…

Bu
durumdaki hastanın oruç tutmaması (veya orucunu bozması)
kendisine helal olmaz. Fakat bazı âlimler şu âyet gereği:

((… وَمَن كَانَ مَرِيضاً أَوْ
عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ…)) [ سورة البقرة من الآية: 185 ]

“…Her kim de onda hasta veya yolcu olursa
(tutamadığı
günler sayısınca) başka günlerde kaza etsin…”

(Bakara
Sûresi: 185)

Oruç
tutmaması (veya orucunu bozması) kendisine helal olur,
demişlerdir.

Bununla
birlikte biz bu görüşe şöyle deriz: Bu hüküm, bir sebeple
bağlantılıdır ki o da, oruç tutmamanın hastaya daha kolay
gelmesi ve meşakkatsiz olmasıdır.Bu takdirde ona şöyle
deriz: Oruç tutmamak, daha fazîletlidir.Ancak hasta oruçtan etkilenmiyorsa,
oruç tutmaması (veya orucunu bozması) kendisine câiz
değildir.Aksine oruç tutması gerekir.

İkincisi:

Eğer
oruç tutmak hastaya zor geliyor, fakat zarar vermiyorsa, bu kimsenin oruç
tutması mekruhtur.Oruç tutmaması (veya orucunu bozması)
sünnettir.

Üçüncüsü:

Eğer
oruç tutmak hastaya zor geliyor ve ona zarar veriyorsa, -tıpkı
böbrek hastası veya şeker hastası kimselere orucun zarar
vermesi gibi-, bu kimsenin oruç tutması haramdır. Böylelikle oruç
tutmak kendilerine zor gelen, belki de bedenlerine zarar veren, bununla
birlikte orucunu bozmamakta direnen bazı gayretli kimselerin ve
hastaların hatalı olduklarını öğrenmiş
oluyoruz.

Bu konuda
şöyle deriz:

Bu
kimseler, Allah -azze ve celle-‘nin kendilerine vermiş olduğu
ikramı kabul etmemek ve nefislerine zarar vermekle hata etmişlerdir.

Oysa Alla
-azze ve celle- bu konuda şöyle buyurmuştur:

 
((… وَلاَ تَقْتُلُواْ أَنفُسَكُمْ إِنَّ اللّهَ كَانَ
بِكُمْ رَحِيماً )) [ سورة النساء من الآية: 29]

“…Ve kendinizi öldürmeyin.Şüphesiz ki Allah,
sizin için çok merhametlidir…” (Nisâ Sûresi: 29)
(Muhammed b. Salih el-Useymîn; “eş-Şerhu’l-Mumti'”; c: 6,
s: 352-354)