(Zilhicce’nin sekizinci günü) Minâ’ya giderken ve Arefe gecesi Minâ’da gecelerken meydana gelen hatalar nelerdir?

Hamd,
yalnızca Allah’adır.

(Zilhicce’nin
sekizinci günü) Minâ’ya giderken yapılan bazı hatalar
şunlardır:

– Bazı
insanlar, telbiyeyle sesi yükseltmek meşrû olmasına rağmen
seslerini yükseltmemektedirler. Nitekim gruplar halindeki hacılar
yanınızdan geçerken onlardan pek azının telbiye
getirdiğini işitirsiniz. Oysa bu davranış, sünnete ve Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘in ashâbına emretmiş olduğu
şeye aykırıdır.Bu sebeple insan için telbiyede sünnet olan;
-kendisine zor gelmedikçe- telbiyeyi açıktan getirmesi ve onunla sesini
yükseltmesidir. Bilinmelidir ki taş olsun, toprak olsun, onu işiten
her şey, kıyâmet günü Allah Teâlâ’nın
huzunda onun lehine şâhitlik edecektir.

– Yine bu
hatalardan birisi de şudur: Bazı hacılar, Minâ’da gecelemeden
doğrudan Arafat’a gitmektedirler. Bu davranış, câiz olmakla
birlikte, -çünkü Arefe gününden önce Minâ’da gecelemek vâcip
değildir- fakat insanın, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘den
gelen sünnete uyarak Zilhicce’nin sekizinci günü kuşluk (duhâ) vaktinden
dokuzuncu günü (Arefe günü) güneş doğuncaya kadar Minâ’da gecelemesi daha
fazîletlidir. Çünkü Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- böyle
yapmış ve şöyle buyurmuştur:

“Hac
ile ilgili ibâdetlerinizi (menâsikinizi) benden alınız.” (Müslim;
hadis no: 1218)

Fakat bir
kimse, Zilhicce’nin 9. gecesi Minâ’da gecelemeden Arafat’a giderse, ona bir
günah yoktur. Bunun delili; Urve b. el-Mudarris’in rivâyet ettiği şu
hadistir:

(( أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى
اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِالْمُزْدَلِفَةِ حِينَ
خَرَجَ إِلَى الصَّلَاةِ [أي
صلاة الفجر] فَقُلْتُ : يَا رَسُولَ اللَّهِ!
إِنِّي جِئْتُ مِنْ جَبَلَيْ طَيِّئٍ
،
أَكْلَلْتُ رَاحِلَتِي، وَأَتْعَبْتُ نَفْسِي، وَاللَّهِ مَا تَرَكْتُ مِنْ
حَبْلٍ إِلَّا
وَقَفْتُ عَلَيْهِ ، فَهَلْ لِي مِنْ حَجٍّ ؟ فَقَالَ رَسُولُ
اللَّهِ صَلَّى
اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ شَهِدَ صَلَاتَنَا هَذِهِ،
وَوَقَفَ
مَعَنَا حَتَّى نَدْفَعَ، وَقَدْ وَقَفَ بِعَرَفَةَ قَبْلَ ذَلِكَ
لَيْلًا أَوْ
نَهَارًا، فَقَدْ أَتَمَّ حَجَّهُ، وَقَضَى تَفَثَه.)) [ رواه الترمذي وقال: هَذَا
حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ]

“Ben, Müzdelife’de Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem- sabah namazına çıkarken yanına
geldim ve dedim ki:

-Ey
Allah’ın elçisi! Tay dağından geldim, hem bineğimi, hem de
kendimi yordum. Allah’a yemin olsun ki üzerinde durup dinlenmediğim bir
kum tepesi bırakmadım. Benim haccım geçerli midir?

Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:

– Kim bizim
şu namazımıza hazır bulunur (bizimle birlikte
sabah namazını Müzdelife’de kılar ve) buradan
ayrılıncaya kadar bizimle birlikte beklerse,  öncesinde de, gece veya gündüz Arafat’ta
vakfe yapmış (bulunmuş) ise, haccını
tamamlamış ve hac ile ilgili ibâdetlerini (menâsikini) yerine
getirmiş olur.” (Tirmizî rivâyet etmiş ve bu, hasen sahih
hadistir, demiştir.)

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, dokuzuncu gece
Minâ’da geceleyip-gecelemediğini Urve b. el-Mudarris’e
sormamıştır.Bu da dokuzuncu gece Minâ’da gecelemenin vâcip
olmadığına delâlet eder.

– Yine
sekizinci gece Minâ’da kalan insanların yaptıkları hatalardan
birisi de şudur: Bazı insanlar, Minâ’da namazları birleştirip
kasretmektedirler. Örneğin öğle namazı ile ikindi
namazını, akşam namazı ile yatsı namazını
birleştirmektedirler. Bu davranış, sünnete
aykırıdır.Zirâ bu konuda insanlar için Minâ’da meşrû olan; namazları
birleştirmeden kasretmeleridir. Yolcu olduğu için Minâ’da
namazları birleştirmek câiz olsa bile, Rasûlullah -sallallahu aleyhi
ve sellem-‘in sünneti bu şekilde gelmiştir. Çünkü yolcunun,
ister ikâmet halinde olsun, isterse hareket halinde olsun, namazları
birleştirmesi câizdir.Fakat bir yerde ikâmet halinde olan yolcunun bir
sebebi olmadan namazları birleştirmemesi daha fazîletlidir. Minâ’da
namazları birleştirmeyi gerektiren herhangi bir sebep ise
sözkonusu değildir. Bunun içindir ki Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve
sellem- Minâ’da namazları birleştirmiyordu (cem’ ederek
kılmıyordu).Fakat dört rekatlı namazları ikişer
rekat kılıyordu. Buna göre öğle namazını
vaktinde iki rekat, ikindi namazını vaktinde iki rekat, akşam
namazını vaktinde üç rekat, yatsı namazını vaktinde
iki rekat ve sabah namazını da vaktinde kılıyordu.”
(Mecmû’u Fetâvâ İbn-i Useymîn; c: 16, s: 23)