Müslüman, abdest almak istediği zaman, başında mı, yoksa yüzünü yıkarken mi, ne zaman abdeste niyet etmelidir?

Ya da abdest sırasında dilediği yerde niyet etmesi câiz midir?

Hamd,
yalnızca Allah’adır.

Birincisi:

Niyet,
bütün ibâdetler için şarttır.Niyet olmadan hiçbir ibâdet -ki abdest
de bir ibâdettir- geçerli olmaz.

Nevevî -Allah ona rahmet etsin- bu konuda
şöyle demiştir:

“Niyet;
abdestin, boy abdestinin ve teyemmümün geçerli olmasında, bizim
âlimlerimizce (Şâfiîler nezdinde) şarttır. Bu konuda bir
görüş ayrılığı yoktur. Nitekim Mâlik, Leys, Ahmed
b. Hanbel ve Dâvud da bu görüştedirler.Hepsi de
bu konuda Allah Teâlâ’nın şu
sözünü delil göstermişlerdir:

 ((وَمَا أُمِرُوا إِلَّا لِيَعْبُدُوا
اللهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ حُنَفَاءَ وَيُقِيمُوا الصَّلَاةَ وَيُؤْتُوا
الزَّكَاةَ وَذَلِكَ دِينُ الْقَيِّمَةِ.))
[ سورة البينة الآية: 5 ]

“Halbuki onlara ancak, dini yalnızca O’na has kılıp hanifler olarak Allah’a ibâdet etmeleri, namazı (dosdoğru) kılmaları ve zekâtı vermeleri emrolunmuştu. İşte dosdoğru dîn,
budur.”(Beyyine Sûresi: 5)

İhlas; kalbin
ameli olan niyettir.İhlası emretmek ise, -âyette olduğu gibi- onun  farz olduğunu gerektirir.

Niyetin sünnetten
delili ise, Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘in şu
sözüdür:

((
إنَّمَا الأَعْمَالُ بِالنِّيَّاتِ.)) [متفق
عليه]

 “Ameller,
ancak niyetlere göre geçerlilik kazanır.”(Buhârî; hadis no: 1. Müslim; hadis no: 1907).

Hadiste geçen “İnnemâ” lafzı, sınırlama
(hasr) ifâde eder.Bundan da, niyet olmadan amelin hükmü sâbit olmaz,
kastedilmektedir.

Başka
bir delil ise hadisin devamında Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle
buyurmuştur:

 (( … وَإِنَّمَا
لِكُلِّ امْرِئٍ مَا نَوَى, فَمَنْ
كَانَتْ هِجْرَتُهُ إلَى اللهِ وَرَسُولِهِ, فَهِجْرَتُهُ إلَى اللهِ
وَرَسُولِهِ, وَمَنْ كَانَتْ هِجْرَتُهُ
إلَى دُنْيَا يُصِيبُهَا أَوِ امْرَأَةٍ
يَتَزَوَّجُهَا,
فَهِجْرَتُهُ إلَى مَا هَاجَرَ إلَيْهِ.))

“Herkes ancak (ameliyle) niyet
ettiğinin karşılığını alır. Kimin
hicreti, (niyet ve kasıt olarak) Allah ve Rasûlü için ise, onun
hicreti (sevap ve ecir olarak) Allah ve Rasûlü içindir. Kimin de hicreti
dünyadan bir menfaat elde etmek ya da bir kadınla evlenmek için ise, onun
da hicreti, hicret ettiği gâye içindir.”(Buhârî; hadis no: 1.
Müslim; hadis no: 1907).

Abdest
almaya niyet etmeyen kimse ise, abdestinin karşılığını
alamaz…” (-Özetle- el-Mecmû¨; c: 1, s: 356. Buna benzer olarak
“el-Muğnî; c: 1, s: 156).

İkincisi:

Bilinmesi
gerekir ki niyetin yeri, kalptir.Dolayısıyla bir kimsenin diliyle
niyet etmesi, meşrû değildir.

Bu konuda (13337)
nolu sorunun cevabına bakınız.

Üçüncüsü:

Niyetin
vaktinin en mükemmel olanı; niyetin, abdestin bütün
kısımlarına şâmil olması için, abdeste başlarken
veya abdeste başlamadan kısa bir süre önce olmalıdır. Niyete
başlanılması gereken vakit ise, yıkanması farz olan abdest
azalarından ilkine başlarken olmalıdır.

İbn-i Kudâme
-Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:

“Niyetin,
abdestin tamamından (abdeste başlamadan) önce olması
gerekir. Çünkü niyet, abdestin şartıdır. Dolayısıyla
niyetin abdestin başında olması, abdestin tamamında olması
demektir. Eğer abdestin farzlarından birisi niyetten önce
bulunursa, ona itibar edilmez. Niyetin, abdestin sünnetleri ve farzlarına
şâmil olması için elleri yıkamadan önce niyet etmek,
müstehaptır. Eğer ellerini niyetten önce yıkarsa, ellerini
yıkamamış kimse gibi olur. Niyetin, abdestten kısa bir süre
önce olması ise câizdir. Eğer niyet ile abdest almaya
başlaması arasındaki süre uzun olursa, bu câiz olmaz.” “el-Muğnî;
c: 1, s: 159).

Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn
-Allah ona rahmet etsin- de bu konuda şöyle
demiştir:

“Niyetin iki yeri vardır:

Birincisi: Niyetin sünnet olduğu yerdir ki bu, -abdestin
farzlarından önce varsa- abdestin sünnetlerine başlamadan
önce olan niyettir.

İkincisi: Niyetin farz olduğu yerdir ki bu,
abdestin farzlarının ilkine başlarken olan niyettir.”
(eş-Şerhu’l-Mumti’; c: 1, s: 140)

Buna göre, niyetin, abdeste başlamadan
önce olması, en mükemmelidir. Niyetin, abdestin farzlarının
ilkine başlarken olması ise, gereklidir.

Âlimler, abdestin farzları konusunda
görüş ayrılığına düşmüşlerdir.

Kimisi: Abdestin ilk farzı Besmele’dir,
demiştir.

Kimisi: Abdestin ilk farzı, Mazmaza’dır,
demiştir. Doğru olan görüş de budur.

Kimisi de: Abdestin ilk farzı, yüzü yıkamaktır,
demiştir.

Bu konuda (21241) ve (11497)
nolu soruların cevaplarına bakınız.

Fakat bir kimse, -İbn-i
Kudâme’nin
-Allah
ona rahmet etsin- sözünde zikredildiği gibi- abdestin farzlarına
başlarken niyet ederse, besmele çekmek ve elleri üç defa yıkamak gibi,
abdestin sünnetlerine başlamadan önce niyet eden kimse gibi ecir
kazanmaz.

Değerli âlim Abdulaziz b. Baz -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle
demiştir:

“Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in,
abdestin başında abdeste niyet ile birlikte önce ellerini üç
defa yıkadığına ve besmele çektiğine delâlet eden
hadisler sâbittir.” (Mecmû’ Fetâvâ İbn-i Baz; c: 10, s: 98).

Allah Teâlâ en iyi
bilendir.