Benim yapa geldiğim bir âdetim var ki, bunun iyi mi yoksa kötü mü olduğunu bilmiyorum. Mesela, abdest esnasında ayaklarımı yıkarken, Allah Azze ve Celle’ye, ayaklarımı Sırat’ta sabit kılması için Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellemin makamı ile dua ediyorum. Yine namazda da böyle. Mesela, şöyle diyorum: Rabbim! Peygamberin sallallahu aleyhi ve sellemin makamı için beni bağışla, bana merhamet et ve bana müsamaha göster. Böyle bir dua caiz midir değil midir? Bununla beraber şunun bilinmesi gerekir ki, ben bu şekilde dua etmeyi âdet haline getirdim ve inanıyorum ki, Allah Subhânehû ve Teâlâ, Habibi sallallahu aleyhi ve sellem ile tevessül edenin duasını geri çevirmez.
Hamd,
Allah’a mahsustur.
Bir
kimsenin Allah’a Sırat Köprüsü üzerinde ayaklarını sabit
kılması için Allah Azze ve Celle’ye dua etmesi güzel bir duadır
ve bunda bir sakınca yoktur. Allah Azze ve Celle’den hepimizin
ayaklarını sabit kılmasını dileriz.
Lâkin
iki açıdan bu duaya hata girmiştir.
Birincisi:
Abdest alırken ayakların yıkanması esnasında bu
duayı âdet haline getirmen.
Sen
biliyorsun ki, -soruyu soran kardeşim- abdest ibadettir. Bir Müslüman, bir
ibadetin yapılış şeklini ne eksiltebilir ne de
fazlalaştırabilir. Bilakis Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve selleme
uyup O’nun yaptığı gibi ne fazla ve ne de eksik yerine
getirmemiz gerekir.
İbnu
Teymiyye -Allah ona rahmet etsin- “Mecmû’ul-Fetâvâ” da (22/510) şöyle
der:
“Hiçbir
kimse, sünnet olanın dışında dua ve zikir nevinden bir
sünnet ortaya çıkaramaz ve bunu beş namazda yapıla gelen
ibadetler gibi buna devam edemez. Bilakis bu, Allah Azze ve Celle’nin izin
vermediği dinde bidat çıkarmadır.” (İbnu Teymiyye’nin
sözü burada bitti.)
Allah
Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellemden abdest sırasında azaları
yıkarken herhangi bir dua gelmemiştir. Bu konuda bir hadis
gelmiş, ancak bu Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellemden geldiği
sahih değildir.
Hafız
İbnu Salâh -Allah ona rahmet etsin- şöyle dedi:
“Bu
konuda sahih bir hadis yoktur.” (İbnu Salâh’ın sözü burada
bitti.) Bunu Hafız İbnu Hacer “Telhîsul-Habîr” (1/297) adlı
kitabında nakletmiştir. İbnuKayyim “Menârul-Munîf” (45)
adlı kitabında şöyle demiştir:
“Abdest
alırken her uzvun yıkanmasında zikir olduğu hadisi
batıldır.” (İbnu Kayyim’in sözü burada bitti.)
Nevevi
-Allah ona rahmet etsin- abdestte uzuvların yıkanırken dua
hakkında şöyle dedi: “Uzuvlar yıkanırken dua etmenin
bir aslı yoktur.”
[el-Futûhât
er-Rabbâniyye: 2/27-29]
Şeyh
Muhammed ibnu İbrahim, Fetâvâlar’ında şöyle demiştir:
“Bazı
insanlar, abdest esnasında her uzuv yıkanırken özel dua
olduğunu söylemişler ve bu konuda bazı hadisler rivayet
etmişlerdir. Ancak bunlar asla sahih değildir. Bilakis bu hadisler
batıldır.” (Şeyh Muhammed ibnu İbrahim’in sözleri
burada bitti.)
“Şeyh
Abdulaziz ibnu Bâz’ın Dersleri” adlı kitapta (13 nolu ders) şeyh
İbnu Bâz şöyle demiştir:
“Bunların
hiçbirinin aslı yoktur. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellemden
böyle bir şey gelmemiştir. Bu uzuvlar yıkanırken bu
tür dualarla dua etmek müstehap değildir. Abdestte sadece şu iki
şeyi yapmak müstehaptır:
Birincisi:
Abdeste başlarken besmele çekmek (yani Bismillah demek).
İkincisi:
Abdest aldıktan sonra kelime-i şehadet getirmek.
Abdestte
meşru (dinden) olan budur.” (Şeyh İbnu Baz’ın -Allah ona
rahmet etsin- sözleri bura bitti.)
“Faziletli
amellerde zayıf hadis ile amel edilir” denilmez. Çünkü bu kaide
üzerinde ittifak edilen bir kaide değildir. Bu konuda
tartışanlar, görüş ayrılığı bildirenler
olmuştur. Sonra zayıf hadis ile amelin şartı şiddetli
zayıf olmamasıdır. Bu ise, burada kaybedilmiş bir
şarttır. İbnu Allân’ın “el-Futûhâtir-Rabbâniyye” (2/29)
adlı kitabında bunu tahkik ettiği gibi.
Suyûtî
-Allah ona rahmet etsin- bu meselede küçük bir kitapçık yazmış
ve: “el-İğdâu ‘an Duâil-e’dâi” olarak isimlendirmiştir. Orada,
bu meselede gelen hadislerin zayıflığının
şiddetini beyan etmiş ve amellerin fazileti bölümünde dahi
bunlarla amel edilemeyeceğini söylemiştir.
Bunun
için (45730) numaralı sorunun cevabına bakın.
Senin
ikinci hatan ise, dua ederken: “Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellemin
makamı ile” demendir.
Hiç
şüphe yok ki, Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellemin makamı çok
yücedir. Lâkin, Allah Azze ve Celle, dualara icabet etmek için bunu tevessül
olarak kılmamıştır.
Allah
Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem bizleri böyle bir şeye
yönlendirmemiştir. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem bizlere
hayır olup da göstermediği hiçbir yol yoktur. Allah Rasûlü
sallallahu aleyhi ve sellem bu şekilde bir tevessülü bizlere
göstermemiştir.
Böylelikle
böyle bir duanın meşru (dinden) olmadığı
bilinmiş oldu.
Bunun
açıklaması daha önce (23265) numaralı sorunun
cevabında geçti.
Ey
kardeşim! Sen, Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellemin sünnetine tabi
olmaya hırslı ol! Onda herhangi bir noksanlığa ve
eksikliğe gitme! Dinde sonradan uydurulan, dine sonradan sokulan
bidatlerden uzak dur. Tıpkı Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve
sellemin bizleri şu hadisinde vasfettiği gibi:
( فَعَلَيْكُمْ بِسُنَّتِي وَسُنَّةِ الْخُلَفَاءِ الْمَهْدِيِّينَ
الرَّاشِدِينَ ، تَمَسَّكُوا بِهَا ، وَعَضُّوا
عَلَيْهَا بِالنَّوَاجِذِ ، وَإِيَّاكُمْ وَمُحْدَثَاتِ الْأُمُورِ ، فَإِنَّ
كُلَّ مُحْدَثَةٍ بِدْعَةٌ ، وَكُلَّ بِدْعَةٍ ضَلَالَةٌ )
“Sizin
üzerinize düşen benim ve kendilerine hak yol gösterilmiş olan
raşid halifelerimin sünnetine uymaktır. Ona sıkıca
sarılın. Onda hırslı olun. (Ona azı dişlerinizle
sarılın.) Dinde sonradan sokulan illerden de uzak durun. Muhakkak ki
dine sonradan katılan her şey bidat, her bidatte
sapıklıktır.”
(Bunu
Ebu Davûd (4607) rivayet etmiştir. Şeyh Albânî -Allah ona rahmet
etsin- “Sahihu Ebi Davûd” adlı kitabında “sahih” olduğunu
söylemiştir.
Allah
en iyi bilendir.
