Abdest sırasında başın ön tarafından değil de arka tarafından az bir kısmı mesh etmek mümkün müdür (yeterli midir)?
Hamd, yalnızca Allah’adır.
Müslümanlar,
abdest sırasında başın mesh edilmesinin farz olduğu
konusunda ittifak etmişlerdir.
Bu konuda
Allah Teâlâ’nın şu emrini delil göstermişlerdir:
((يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ
إِذَا قُمْتُمْ إِلَى الصَّلاةِ فاغْسِلُواْ وُجُوهَكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ إِلَى
الْمَرَافِقِ وَامْسَحُواْ بِرُؤُوسِكُمْ وَأَرْجُلَكُمْ إِلَى الْكَعْبَينِ وَإِنْ
كُنْتُمْ جُنُباً فَاطَّهَّرُواْ وَإِنْ كُنْتُمْ مَرْضَى أَوْ عَلَى سَفَرٍ أَوْ
جَاء أَحَدٌ مِنْكُمْ مِنَ الْغَائِطِ أَوْ لاَمَسْتُمُ النِّسَاء فَلَمْ
تَجِدُواْ مَاءً فَتَيَمَّمُواْ صَعِيداً طَيِّباً فَامْسَحُواْ بِوُجُوهِكُمْ
وَأَيْدِيكُمْ مِنْهُ مَا يُرِيدُ اللهُ لِيَجْعَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ حَرَجٍ
وَلَـكِنْ يُرِيدُ لِيُطَهَّرَكُمْ وَلِيُتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكُمْ لَعَلَّكُمْ
تَشْكُرُونَ ))
[ سورة المائدة الآية: 6 ]
“Ey îmân
edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman
(abdestsiz iseniz)
yüzlerinizi, dirseklerle beraber ellerinizi yıkayın.
Başlarınızı mesh edip aşık kemikleriyle beraber
ayaklarınızı yıkayın.Eğer cünüp iseniz, (yıkanarak)
temizlenin. Hasta veya yolculuk halinde bulunursanız veya biriniz tuvaletten
gelirse, yahut da kadınlarınızla cinsel ilişkiye
girmişseniz ve su da bulamamışsanız, temiz toprakla
teyemmüm edin. Bunun için de (ellerinizle toprağa vurarak)
ellerinizi ve yüzlerinizi bu toprakla mesh edin.Allah (temizlik konusunda) size
herhangi bir güçlük çıkarmak istemez (aksine genişlik ve rahmet
olsun diye size teyemmümü mübah kılmıştır). Fakat sizi
tertemiz kılmak ve şükredesiniz diye de üzerinizdeki nimetini
tamamlamak ister.” (Mâide Sûresi: 6)
Âlimler,
başın tamamını mesh etmenin daha fazîletli olduğu
konusunda ittifak etmişlerdir. Fakat başın tamamını
mesh etmek, farz mıdır yoksa değil midir? konusunda
görüş ayrılığına düşmüşlerdir.
Buna
göre Mâlikîler ve Hanbelîler, başın tamamını mesh
etmenin farz olduğu görüşüne varmışlardır.
Hanefîler
ve Şâfiîler ise, başın bir kısmını mesh etmenin
yeterli olduğu görüşüne varmışlardır.
Mâlikîler
ve Hanbelîler, bu konuda birçok delil göstermişlerdir. Bu delillerden
bazıları şunlardır:
1. Allah
Teâlâ’nın: “… Başlarınızı mesh edin…”
emri, başın tamamını kapsar. “… Başlarınızı
mesh edin…” âyeti, Allah Teâlâ’nın, teyemmüm hakkındaki
şu emri gibidir: ” …Temiz toprakla teyemmüm edin. Bunun için de (ellerinizle
toprağa vurarak) ellerinizi ve yüzlerinizi bu toprakla mesh edin.”
Buna göre teyemmümde yüzün tamamı mesh edilmesi gerektiği gibi,
burada başın da tamamının mesh edilmesi gerekir.
(Bkz:”Mecmû’u’l-Fetâvâ”; c: 21, s: 125)
(Mâlikî
mezhebi âlimlerinden) İbn-i Abdilberr -Allah ona ratmet etsin- şöyle demiştir:
“Başın bir kısmının mesh
edilmesi konusunda âlimler ihtilaf etmişlerdir. İmam Mâlik
şöyle demiştir:
Farz olan, başın tamamının mesh
edilmesidir. Eğer başın bir kısmını mesh etmeyi
bırakırsa,(abdest sırasında) yüzün bir
kısmını yıkamayı bırakan kimse gibidir.İmam
Mâlik’in mezhebinden bilinen bu şekildedir. Bu aynı zamanda
İbn-i Aliyye’nin de sözüdür.İbn-i Aliyye bu konuda
şöyle demiştir:
“Allah Teâlâ, teyemmümde yüzü mesh etmeyi ve
abdestte ise yıkamayı emrettiği gibi, abdestte de başı
mesh etmeyi emretmiştir.Âlimler, abdestte yüzün sadece bir
kısmını yıkamanın ve teyemmümde de yüzün sadece bir
kısmını mesh etmenin câiz olmadığı konusunda
ittifak etmişlerdir. Bu sebeple başın da tamamının
mesh edilmesi gerekir.” (et-Temhîd; c: 20, s: 114)
2. Mâlikîler ve Hanbelîler, bu konuda Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in fiilini
delil olarak göstermişler ve şöyle demişlerdir: “Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in
başın sadece bir kısmını mesh ettiğine dâir
O’ndan bir şey sâbit olmamıştır.”
Hanefîler
ve Şâfiîler ise şu delilleri göstermişlerdir:
1. Allah
Teâlâ’nın: “… Başlarınızı mesh edin…”
emrindeki (bi ruûsikum) kelimesindeki “bâ” harfi, tab’îd (bir
kısım/bir bölüm) içindir. Sanki Allah Teâlâ şöyle
demek istemiştir:”… Başlarınızın bir
kısmını mesh edin…”
Buna şöyle cevap verilmiştir:
(bi ruûsikum) kelimesindeki “bâ” harfi, tab’îd (bir
kısım/bir bölüm) için değildir.Aksine “ilsâk” içindir.
“ilsâk”ın anlamı; mesh edilen suyun bir
kısmının başa bastırılmasıdır
(değmesidir).
(Bkz:”Mecmû’u’l-Fetâvâ”; c: 21, s: 123)
2. Hanefîler
ve Şâfiîler şu hadisi delil olarak göstermişlerdir:
Nitekim
Muğîre b. Şu’be’den -Allah
ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre o şöyle
demiştir:
(( أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ
عَلَيْهِ وَسَلَّمَ تَوَضَّأَ فَمَسَحَ بِنَاصِيَتِهِ وَعَلَى الْعِمَامَةِ
وَعَلَى الْخُفَّيْنِ.))
[ رواه البخاري
ومسلم ]
“Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- abdest
alırken perçemini, imâmesinin ve çarıklarının üzerini mesh
etti.”
(Müslim;
hadis no:247)
Hanefîler
ve Şâfiîler
şöyle demişlerdir:
“Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, sadece
başın ön kısmı olan perçemi mesh etmiştir.”
Buna
şöyle cevap verilmiştir:
“Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- perçemini
mesh etmiş, ardından da (başın geri kalan
kısmını) imâmesinin üzerinden mesh etmiştir.İmâmenin
üzerini mesh etmek ise, başı mesh etmenin yerine gerçer.
İbn-i Kayyim -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:
“Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘den, başının
sadece bir kısmını mesh ettiğine dâir bir hadis bile sahih
olarak kesinlikle gelmemiştir. Fakat O, perçemini mesh ettiği zaman, meshi,
imâmesinin üzerini mesh ederek tamamlardı.” (Zâdu’l-Meâd; c: 1, s:
193)
Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn de
-Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle
demiştir:
“Burada perçemin üzerini mesh etmenin yeterli
olmasının sebebi; Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in, perçem
ile birlikte imâmenin de üzerini mesh etmesidir. Dolayısıyla bu
hadis, sadece perçemin üzerini mesh etmenin câiz olduğuna delâlet
etmez.” (eş-Şerhu’l-Mumti’; c: 1, s: 178)
Böylelikle bu meselede iki görüşten en
tercihli olanının; “abdestte başın tamamının
mesh edilmesi gerekir”, diyen görüştür.
Nitekim İlmî
Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi Fetvâları’nda
şöyle gelmiştir:
“Abdestte
başın tamamının mesh edilmesi gerekir. Çünkü Allah
Teâlâ şöyle buyurmuştur: “… Başlarınızı
mesh edin…”
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in abdesti
hakkında Abdullah b. Zeyd b. Âsım’dan -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunan
hadis şöyledir:
((فَدَعَا بِتَوْرٍ مِنْ مَاءٍ
فَتَوَضَّأَ لَهُمْ فَكَفَأَ عَلَى يَدَيْهِ فَغَسَلَهُمَا ثَلاثًا ثُمَّ
أَدْخَلَ يَدَهُ فِي الإِنَاءِ فَمَضْمَضَ وَاسْتَنْشَقَ وَاسْتَنْثَرَ ثَلاثًا
بِثَلاثِ غَرَفَاتٍ مِنْ مَاءٍ ثُمَّ أَدْخَلَ يَدَهُ فِي الإِنَاءِ فَغَسَلَ
وَجْهَهُ ثَلاثًا ثُمَّ أَدْخَلَ يَدَهُ فِي الْإِنَاءِ فَغَسَلَ يَدَيْهِ إِلَى
الْمِرْفَقَيْنِ مَرَّتَيْنِ مَرَّتَيْنِ ثُمَّ أَدْخَلَ يَدَهُ فِي الإِنَاءِ
فَمَسَحَ بِرَأْسِهِ فَأَقْبَلَ بِيَدَيْهِ وَأَدْبَرَ بِهِمَا ثُمَّ أَدْخَلَ
يَدَهُ فِي الإِنَاءِ فَغَسَلَ رِجْلَيْهِ.)) [ رواه البخاري ومسلم ]
“Abdullah b. Zeyd, onlara
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in nasıl abdest
aldığını göstermek için içinde su olan bir kap istedi.
Kaptan ellerine su dökerek ellerini üç defa yıkadı.Sonra elini
kaba sokarak üçer avuçla üç defa ağzına alıp çalkaladı,
sonra üç defa burnuna su çekti. Sonra da sümkürdü. Sonra elini kaba sokarak
yüzünü üç defa yıkadı. Sonra elini kaba sokarak ellerini dirseklerle
beraber iki defa yıkadı.Sonra elini kaba sokarak iki eliyle
önden arkaya ve arkadan öne doğru başını bir defa
mesh etti. Sonra ayaklarını aşık kemikleriyle beraber
yıkadı.” (Buhârî ve Müslim)
Başka bir rivâyet
şöyledir:
((… بَدَأَ بِمُقَدَّمِ رَأْسِهِ, حَتَّى ذَهَبَ بِهِمَا إلَى
قَفَاهُ, ثُمَّ رَدَّهُمَا حَتَّى رَجَعَ إلَى الْمَكَانِ الَّذِي بَدَأَ مِنْهُ.))
[ رواه البخاري ومسلم ]
“(Başını
mesh ederken) iki eliyle başının önünden
başlayarak, ensesine doğru getirdi. Sonra iki elini
başladığı yere götürdü.” (Buhârî ve Müslim)” (İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi
Fetvâları; c: 5, s: 227)
Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn de
-Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir:
“Eğer başın kalan
kısmını bırakıp sadece perçemini mesh ederse, bu
yeterli olmaz. Zirâ Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
“…
Başlarınızı mesh edin…” (Mâide Sûresi: 6). Çünkü Allah Teâlâ bu âyette; “… Başlarınızın
bir kısmını mesh edin…” diye buyurmamıştır.”
(eş-Şerhu’l-Mumti’; c: 1, s: 187)
Başın mesh edilmesinin şekline gelince
bunun açıklaması, (45867) nolu sorunun cevabında
daha önce geçmişti. Bu sorunun cevabına bakabilirsiniz.
Allah Teâlâ
en iyi bilendir.
