Müslüman olmayan bir arkadaşım bana, Allah Teâlâ’nın varlığını kendisine ispat etmemi, Allah Teâlâ’nın bize hayatı niçin bahşettiğini ve bunun arkasında yatan gâye ve amacının ne olduğunu sordu. Fakat cevabım kendisini iknâ etmedi. Sizden, bu arkadaşıma haber vermem gereken şeyleri bana bildirmenizi ricâ ediyorum.
Hamd,
yalnızca Allah’adır.
Ey müslüman
kardeş!
Birincisi:
Allah
Teâlâ’nın dînine yapmış olduğunuz dâvet ve Allah
Teâlâ’nın varlığının gerçek olduğunu
açıklamaya çalışmanız,gerçekten insanı sevindiren ve
mutlu eden bir davranıştır.
Şüphe
yok ki Allah Teâlâ’yı bilmek ve tanımak, selim fıtrat ve
doğru düşünen akıl ile ittifak halindedir.Nice gayri müslim
vardır ki gerçekler kendisine beyan edildiğinde hemen müslüman
olmuştur. Eğer müslümanlar olarak her birimiz, İslâm dînine
karşı görevimizi yerine getirmiş olursak, çok büyük
hayır ve iyilikler elde etmiş olacağız.
Ey müslüman
kardeş!
Ne mutlu
sana ki sen, nebilerin ve rasûllerin görevini yerine
getiriyorsun.Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in diliyle sana
vâdolunan şu büyük ecirden dolayı sana müjdeler olsun!
(( فَوَاللهِ لَأَنْ يَهْدِيَ اللهُ بِكَ رَجُلًا وَاحِدًا خَيْرٌ
لَكَ مِنْ أَنْ يَكُونَ لَكَ حُمْرُ النَّعَمِ. )) [ متفق عليه ]
“Allah’a
yemîn olsun ki, Allah Teâlâ’nın, senin vesilenle bir kişiye hidâyet
etmesi, senin kızılca develere sahip olmandan daha
hayırlıdır.”
(Buhârî,
hadis no: 3/134. Müslim; hadis no: 4/1872). Bilindiği gibi, deve
cinsinin en kıymetlisi, kızılca olanıdır.
İkincisi:
Allah Teâlâ’nın varlığına dâir
delillere gelince, düşünen ve akıl eden kimse için bu deliller çok açıktır.
Bu konuda çok araştırmaya ve uzunca düşünmeye hiç gerek yoktur.
Allah Teâlâ’nın varlığına dâir
delilleri düşündüğümüzde bunları üç kısımda
bulabiliriz:
1. Fıtrî deliller.
2. Hissî (görülen/hissedilen) deliller.
3. Şer’î deliller.
Şimdi bu delillerin açıklığı
size belli olacaktır.
1. Fıtrî deliller:
Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn
-Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:
“Fıtrat, şeytanların
saptırmadığı kimse için, Allah Teâlâ’nın
varlığına delâlet eden en güçlü ve en kuvvetli delildir. Bundan
dolayı Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
الله التي فطر الناس
عليها [ سورة الروم الآية:
٣٠]
“(Ey Rasûl!) Allah’ın insanları
fıtrat üzere yarattığı dîne (İslâm’a) yüzünü hanîf
olarak çevir.Allah’ın yarattığında hiçbir değişme
yoktur (bulamazsın). İşte dosdoğru dîn budur. Fakat
insanların çoğu bunu bilmezler.”(Rûm Sûresi: 30)
Bu sebeple selim (bozulmamış)
fıtrat, Allah Teâlâ’nın varlığına şâhitlik eder
ve onun bu fıtrattan sapması mümkün değildir.Ancak
şeytanların kendisini dosdoğru yoldan saptırıp ona
hâkim oldukları kimse bunun dışındadır.Şeytanlar
kimi dosdoğru yoldan saptırıp ona hâkim olurlarsa,bu delile
(fıtrî delile) engel olur.” (Seffârîniyye Akîdesi Şerhi).
Çünkü her insan,
kendisinin bir Rabbi ve yaratıcısı olduğunu, O’na muhtaç
olduğunu kendi isteğiyle ve hiçbir zorlama olmaksızın
hisseder. Büyük bir olayla karşı karşıya
kaldığı zaman elleri, gözleri ve kalbi göğe
yönelir ve Rabbinden yardım ister.
2. Hissî (görülen/hissedilen) deliller:
Tabiattaki olayların
varlığı; etrafımızda, kâinatta olayların
olması kaçınılmazdır. Bu olayların ilki,
eşyaların yaratılması olayıdır. Ağaçlar,
taşlar, insanlar, yeryüzü, gökyüzü, denizler ve ırmaklar gibi,
kâinattaki her şey yaratılmıştır.
Bu ve bundan başka daha
pek çok olaylar vardır, peki bu olayları yaratan ve onları idâre
eden kimdir? diye sorulacak olursa buna şu şekillerde cevap verilebilir:
Bu eşyalar, böyle
tesâdüfen ve hiçbir sebep olmadan bulunmuştur.Buna göre kâinattaki bu
şeylerin nasıl meydana geldiğini hiç kimse bilemez. Bu bir
ihtimaldir.
Başka bir ihtimal ise, bu
eşyaların kendi kendilerini var etmiş (yaratmış) olması
ve kendi işlerini kendilerinin idâre etmesidir.
Üçüncü ihtimal ise, bütün
bu eşyaların, yoktan var eden bir var edicisi ve yaratan bir
yaratıcısının olmasıdır.Bu üç ihtimali
düşündüğümüzde, birinci ve ikinci ihtimalin imkânsız olduğu
ortaya çıkacaktır. Birinci ve ikinci ihtimal mümkün
olmadığına göre, üçüncü ihtimalin apaçık doğru ve
gerçek olduğu kaçınılmaz olur. Bu ise, bütün eşyaların
bir yaratıcısının olduğu, O’nun da Allah Teâlâ
olduğu apaçık ortaya çıkar.İşte bu gerçek,
Kur’an-ı Kerim’de şöyle zikredilmiştir.
خُلِقُوا مِنْ غَيْرِ شَيْءٍ أَمْ هُمُ
الْخَالِقُونَ أم خلقوا السموات والأرض بل لا يوقنون [ سورة الطور الآيتان: ٣٥ – ٣٦]
“Acaba
onlar (müşrikler), herhangi
bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendi
kendilerini yaratanlar onlar mıdır? Yoksa gökleri ve yeri onlar
mı yarattılar? Aksine onlar, (Allah’ın
azabına) inanmazlar.” (Tûr Sûresi: 35-36)
Üstelik bu büyük mahlukat, ne zamandan beri vardır?
Bu dünyada uzun yıllar onun ayakta kalmasını kim takdir
etmiştir ve onun kalıcı olması için ömrünü kim uzun
kılmıştır?
Bunun cevabı; Allah Teâlâ’dır. O, her şeye,
kendisine uygun olanını ve onun hayatta kalmasını
sağlayan şeyi vermiştir.
Allah Teâlâ’nın, yemyeşil o güzelim bitkiden
suyu kestiğinde o bitkinin yaşamasının mümkün
olmadığını görmez misiniz?
Durum inkârcıların iddiâ ettikleri gibi
değildir. Aksine o bitki, kupkuru bir yığın hâline gelir.Kâinattaki
her şeyi düşündüğünüz zaman, onun Allah Teâlâ ile
bağlantılı olduğunu görürsün. Allah Teâlâ olmasa, kâinattaki
eşyaların hiçbirisi olmazdı.
Üstelik Allah Teâlâ her şey için onun
tabiatına uygun olanını yaratmıştır.
Örneğin deve, üzerine binmek için
yaratılmıştır.
Nitekim
Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:
أولم يروا أنا خلقنا لهم مما عملت أيدينا أنعاماً فهم لها مالكون
(71 ) وذللناها لهم فمنها ركوبهم ومنها يأكلون[ سورة يس الآيتان:
٧١ – ٧٢]
“Onlar, ellerimizle
yaptığımız eserlerden kendileri için uysal, evcil hayvanlar
yarattık da bu sayede onlara sâhip olduklarını görmediler
mi? Bu hayvanları onların emrine verdik (musahhar/âmade
kıldık).Onlardan kimisini binek edinirler, kimisini de besin
olarak yerler.” (Yâsîn Sûresi: 71-72).
Deveye
bakmaz mısınız? Allah Teâlâ, üzerine binilsin diye onu
nasıl güçlü ve sırtını düz yaratmış ve ondan
başka hiçbir hayvanın dayanamayacağı en zor şartlara
dayanma gücü vermiştir!
Aynı
şekilde eğer yüzünüzü kâinata dönüp çevirirseniz, kânatta
yaratılmış olan her şeyin yaratılmış
olduğu gâyeye uygun hareket ettiğini gözlerinizle görürsünüz!
Allah Teâlâ her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir.
Yine hissî (görülen/hissedilen) delillerden
bazıları şunlardır:
Kâinatta bazı sebeplerden dolayı meydana gelen
âfetler, yaratıcı Allah Teâlâ’nın varlığına
delâlet etmektedir.
Örneğin
insanın Allah Teâlâ’ya yalvarıp yakarması, O’na duâ etmesi,
sonra da Allah Teâlâ’nın o duâyı kabul etmesi, Allah Teâlâ’nın
varlığına delâlet etmeketdir.
Değerli
âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn -Allah ona rahmet etsin- bu konuda
şöyle demiştir:
“Peygamber
-sallallahu aleyhi ve
sellem- yağmur yağdırması için Allah
Teâlâ’ya ellerini açıp: Allahım! Bize yağmur yağdır! Allahım!
Bize yağmur yağdır! diye duâ edince, hemen bulutlar
oluşmuş ve henüz minberden inmeden yapmur yağmaya
başlamıştı.İşte bu, yaratıcı olan Allah
Teâlâ’nın varlığına delildir.”
(Seffârîniyye
Akîdesi Şerhi).
3. Şer’î deliller:
Dînlerin
(şeriatlerin) varlığıdır.
Değerli
âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn -Allah ona rahmet etsin- bu konuda
şöyle demiştir:
“(Peygamberlere
gönderilen) şeriatler (dînler), yaratıcının
varlığına, O’nun ilminin, hikmetinin ve rahmetinin kâmil
olduğuna delâlet eder. Çünkü bu şeriatlerin, mutlaka bir dîn
koyucusu olması gerekir ki, O da Allah -azze ve celle-‘dir.”
(Seffârîniyye
Akîdesi Şerhi).
Sorunuzdaki: “Allah Teâlâ
bizi niçin yaratmıştır?” bölümüne gelince; bunun
cevabı şöyledir:
Allah Teâlâ bizi,
yalnızca kendisine ibâdet etmemiz, şükretmemiz ve kendisini
anmamız/zikretmemiz ve bize emrettiklerini yerine getirmemiz için
yaratmıştır. Sizin de bildiğiniz gibi, insanlar içerisinde
kâfir olanı da vardır, müslüman olanı da…
Bunun sebebi; çünkü Allah
Teâlâ, kendisine mi, yoksa başkasına mı ibâdet ediyorlar diye
kullarını imtihan etmektedir. Allah Teâlâ bunu da herkese
dosdoğru yolu açıkladıktan sonra yapmıştır.
Nitekim
Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:
الذي خلق الموت والحياة ليبلوكم أيكم أحسن
عملاً[ سورة الملك الآية: ٢]
“(Ey insanlar!) Hanginizin daha
güzel (ve daha ihlaslı) davranışta
bulunacağını imtihan etmek için ölümü ve hayatı
yaratan O’dur. Şüphesiz ki O, güçlüdür
ve çok bağışlayandır.” (Mülk Sûresi: 2)
Yine, Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
وما خلقت الجن والإنس إلا ليعبدون
[ سورة الذاريات الآية: ٥٦]
“Ben,
cinleri ve insanları ancak bana ibâdet etsinler diye yarattım.” (Zâriyât Sûresi: 56).
Allah Teâlâ’dan, kendisinin râzı ve hoşnut olacağı
amellerde bizi ve sizi muvaffak kılmasını,
O’nun dînine dâvet
etmeyi ve O’nun dîni için çok çalışmayı nasip etmesini dileriz.
Allah Teâlâ, Peygamberimiz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e salât ve selâm eylesin.
