Bazı müslümanların evlerini ziyâret ettiğimde, bunlardan birçoğunun duvarlarına, üzerinde Kur’an âyetlerinin ve Allah Teâlâ’nın güzel isimlerinin veya benzeri şeylerin yazılı olduğu tablolar astıklarını görüyorum. İslâm dîninin bu konudaki hükmü nedir?
Hamd,
yalnızca Allah’adır.
Panolar
asmak veya üzerinde âyetlerin yazılı olduğu bez parçalarının
evlerde, okullarda, ofis veya iş yerlerinde asılı olmasında
şer’i bakımdan bir kısım mahzurlar bulunmaktadır.
Bunlar:
1. Bunların
asılması, genellikle süs olarak ve duvarların âyet
nakışları ve renkli desenlerden zikirlerle bezenerek güzel
görünmesini sağlamak gayesiyle yapılmaktadır. Bu ise,Kur’an’ın
hidâyet, güzel öğüt ve okunması vb için indirilmiş
olması prensibinden sapma anlamına gelir. Zira Kur’an-ı Kerim,
duvarları süslemek için inmemiş, aksine insanları doğru
yola iletmek ve göstermek için inmiştir.
2. İnsanlardan bir
kısmı da, bereket umarak bu âyetleri asmaktadır. Bu ise,
bid’attir. Meşru olan bereket ummak (teberrük), onu okumakla olur, yoksa
duvara asmakla, raflara kaldırmakla veya onu panolara ve kabartma
levhalara dönüştürmekle olmaz.
3. Bu durumda, Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-’in ve Raşid Halifelerinin -Allah onlardan
râzı olsun- takip ettiği yola aykırı hareket etme
sözkonusudur. Zira onlar, böyle bir şey
yapmamışlardır. İyilik, onlara tabi olmaktadır,
bidatlere uymakta değildir. Hatta tarih şahittir ki; Endülüs’te
Türkiye’de ve başka yerlerde, süslemeler ve bu gibi tablo işleri,
evlerin ve mescitlerin duvarlarına âyetlerin nakşedilmesi, müslümanların
zayıfladığı ve güçsüzleştiği dönemlerde
artmıştır.
4. Bu tabloların
asılmasının şirke götürme ihtimali vardır. Zira
bazı insanlar, bu levha veya tabloların evi ve ev halkını
kötülük ve belalardan koruduğuna inanmaktadırlar. Bu, batıl
ve haram bir inançtır. Halbuki, gerçekte koruyan Allah -celle celâluhu-’dur.
O’nun koruma sebeplerinden birisi, Kur’an okumak ve huşû içinde
meşru’ olan zikirler yapmaktır.
5. Üzerine âyet yazılan
bu tabloların ticarete ve daha çok kazanmaya aracı
yapılması ihtimali vardır. Kur’an’ın, bu gibi
şeylerden korunması gerekir. Bu tabloların bir
kısmının, satın alınmasında israf ve savurganlık
yapılmaktadır.
6. Bu tablolardan bazıları da,
altın kaplama olabilmektedir. Bunların kullanılması ve
duvarlara asılmasının haramlılığı daha da
artmaktadır.
7. Bu tabloların
bazılarında lüzumsuz şeyler yazılmaktadır.
Okunamayacak kadar karma karışık, gereksiz ve faydasız
yazılar. Çünkü bunlar, okunamayacak kadar karmaşık
haldedirler. Bazıları kuş biçiminde veya secde eden insan ve
benzeri şekillerde yazılmış, (tasviri mübah olmayan) ve
canlı (ruh sahibi) resimlerdir.
8. Tablolar üzerine âyetlerin
yazılmasında, Kur’an âyet ve sûrelerine karşı
saygısızlık ve suiistimal söz konusudur. Mesela bir evden,
bir diğerine taşınırken, yine, duvarların
boyanması veya evin temizlenmesi için (bu panoların) indirilmesi
sırasında, bu panolar, eşyalarla beraber, (gelişigüzel) üst
üste konmakta ve âyetlerin üzerine başka
şeyler de konulabilmektedir.
9. Bazı îmânı zayıf müslümanlar,
bu panoları, dînin emirlerini yerine getirdiklerini (göstermek
istercesine) vicdanlarının sızısını dindirmek
için nefislerini tatmin etmek maksadıyla asmaktadırlar. Halbuki bu
tabloların onlara hiçbir faydası yoktur.!
Özet olarak, bu şer
kapısının kapatılması ve Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’in akaid vs. hükümlerde en faziletli
insanların çağı olduğuna şahitlik ettiği, İslâm’ın
ilk çağlarındaki hidâyet önderlerinin yoluna tâbi olmak gerekir.
Sonra, birisi çıkıp, “biz bunu
süs olsun diye ve büyük paralar harcayarak yapmıyoruz. Bizim istediğimiz sadece, o salonlarda
oturanlara Allah Teâlâ’yı hatırlatmaktır” diyecek olursa, buna
cevap (olarak deriz ki):
Gerçekte öyle midir? Buralarda oturanlar, Allah’ı zikrediyorlar
ve başlarını kaldırıp da bu levhaları okuyorlar
mı?
Gerçekler bunu desteklemiyor ne
yazık ki! Bilakis duvarlarında âyetlerin asılı olduğu
kaç salonda orada oturanlarca başlarının üzerinde
asılı olanlara ters davranışlar sergilenmektedir. Yalan
söylenmekte, gıybet edilmekte, dalga geçilmekte ve kötü
sözler sarf edilmektedir. (Bir an için) gerçekten bunlardan istifade
edenlerin de olduğunu farz edecek olsak bile, bunların adedi, bu
konudaki hükmü değiştirmeyecek kadar azınlıktadır.
Müslümanlara düşen; Allah
Teâlâ’nın kitabına yönelmek, onu okumak ve ona göre hareket
etmektir. Allah Teâlâ’dan; Kur’an-ı Kerim’i, kalplerimizin sevinç
kaynağı ve gönüllerimizin nuru kılmasını, hüzünlerimizi
aydınlatıcı ve üzüntülerimizi giderici (eylemesini) dileriz.
