Ben, askerî sektörde çalışan birisiyim. Çoğu zaman karakollarda ve hassas yerlerde nöbet tutan askerler ve başkaları tarafından bana sorular sorulmakta ve yerlerini terk ettikleri zaman azarlanıp ceza almaktadırlar. Bu durumdaki kimseler, Cuma namazına gitmekten muaf tutulup onu öğle namazı olarak kılabilirler mi? Eğer câmi onlara yakın ise, bu kimselerin hükmü ne olur?

Hamd, yalnızca Allah’adır.

Bazı
önemli yerleri korumakla görevlendirilen kimse, Cuma
namazının kılındığı câmi yakın olsa
bile, Cuma namazından geri kalmaktan muaf tutulur ve Cuma
namazını, öğle namazı olarak kılar.Fakat bu, yetecek
kadar en az sayıda askerle sınırlandırılmalıdır.
Çünkü Cuma namazının önemi ve şânı büyüktür.
Onu hafife almak câiz değildir.

Abdulaziz
b. Baz -Allah ona rahmet etsin- başkanlığındaki
İlmî Araştırmalar ve Dâimî Fetvâ Komitesi’ne:

“Cuma
günü de olmak üzere hafta boyu görevleri devam eden telefon ve telgraf
birimlerinde telefon ve telsiz cihazlarının üzerinde nöbetçi
memurlar bulunmaktadır.İşleri, onların bir dakika bile olsa
görevlerinin başından ayrılmalarına izin
vermemektedir.Çünkü memurun görevinin başından
ayrılması, telsiz ve telefon haberleşmelerinin durmasına
yol açmaktadır. Bu memurlar, görevlerini bırakıp Cuma
namazına gidebilirler mi?

Diye
sorulmuş, bunun üzerine komite şu cevabı vermiştir:

“Aslolan
Cuma namazının herkesin üzerine farz oluşudur.

Nitekim Allah Subhânehu ve Teâlâ bu konuda şöyle
buyurmuştur:

((يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا
إِذَا نُودِيَ لِلصَّلاةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسَعَوْا إِلَى ذِكْرِ
اللَّهِ

وَذَرُوا الْبَيْعَ ذَلِكُمْ
خَيْرٌ لَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ )) [ سورة

 الجمعة الآية: 9
]

“Ey îmân edenler! Cuma namazına ezan ile
çağırıldığınız zaman derhal Allah’ı
zikretmeye (hutbe dinlemeye ve namaz kılmaya) gidin ve
alış-verişi bırakın.Eğer bilirseniz, (Allah tarafından
günahlarınızın bağışlanması ve
mükafatlandırılmanız olan) bu (emrolunduğunuz
şey), sizin için daha hayırlıdır.” (Cuma
Sûresi: 9)

Abdullah b.
Mes’ud’dan -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- Cuma namazından geri kalan topluluk
hakkında şöyle buyurmuştur:

((
لَقَدْ هَمَمْتُ أَنْ آمُرَ رَجُلاً يُصَلِّى بِالنَّاسِ ثُمَّ أُحَرِّقَ عَلَى رِجَالٍ
يَتَخَلَّفُونَ عَنِ الْجُمُعَةِ بُيُوتَهُمْ ». لَيْسَ فِى حَدِيثِ أَبِى عَبْدِ اللَّهِ
بُيُوتَهُمْ.)) [ رواه مسلم]

“İçimden
şöyle yapmaya kasdettim. Bir adamın insanlara namaz
kıldırmasını emredeyim. Sonra Cuma namazından geri
kalan erkeklere arkalarından gelip
onlar evlerindeyken evlerini ateşe vereyim.”

(Müslim; hadis no: 651).

Ebu Hureyre
ve Abdullah b. Ömer’den -Allah ikisinden de râzı olsun-
naklediğine göre onlar, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘i minberinin
üzerinde şöyle söylerken işittiklerini rivâyet etmişlerdir:

((
لَيَنْتَهِيَنَّ
أَقْوَامٌ عَنْ وَدْعِهِمُ الْجُمُعَاتِ أَوْ لَيَخْتِمَنَّ اللَّهُ عَلَى قُلُوبِهِمْ
ثُمَّ لَيَكُونُنَّ مِنَ
الْغَافِلِينَ.)) [ رواه مسلم ]

“Birtakım insanlar, ya Cuma namazını
terk etmeyi bırakırlar, ya da Allah onların kalplerini
mühürler.Sonra da onlar gâfillerden olurlar.”
(Müslim; 865)

İlim
ehli de bu konuda ittifak etmişlerdir. Fakat Cuma namazı kendisine
farz olan kimsede şer’î bir özür bulunursa, örneğin; ümmetin
güvenliğinden ve onların maslahatlarını korumaktan
doğrudan sorumlu ve bu görevi de Cuma namazı vaktinde
yapmasının gerekli olması gibi, -tıpkı emniyet
güçleri, trafik polisleri, telsiz ve telefon haberleşme merkezinde
çalışanlar gibi Cuma namazı için ezan okunduğunda veya
cemaatle namazı kılmak için kâmet getirildiğinde nöbetleri
olan kimseler gibi-, bu durumdaki kimseler, Cuma ve cemaat namazını
terk etmekte muaf tutulurlar. Çünkü bu konuda
Allah Teâlâ’nın şu sözü geneldir:

((فَاتَّقُوا اللَّهَ مَا
اسْتَطَعْتُمْ …)) [ سورة التغابن من الآية: 16 ]

“(Ey
mü’minler!) O halde gücünüz yettiği kadarıyla Allah’tan korkun (Allah’tan
korkmada güç ve takatinizi harcayın).” (Teğâbun Sûresi:
16) 

Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem- de bu konuda şöyle buyurmuştur:

(( إِذَا نَهَيْتُكُمْ عَنْ شَيْءٍ
فَاجْتَنِبُوهُ، وَإِذَا أَمَرْتُكُمْ بِأَمْرٍ فَأْتُوا مِنْهُ مَا اسْتَطَعْتُمْ.)) [ رواه البخاري ومسلم ]

“Sizi bir şeyden yasakladıysam, ondan
sakının. Size bir şeyi yapmanızı emrettiysem, ondan
gücünüz yettiği kadarını yapın (yerine getirin).” (Buhârî; hadis: 7288. Müslim;
hadis no: 1337)

Çünkü bu durumdaki kimse, kendi canına veya
malına zarar gelmesinden korkan kimsenin özründen daha az durumda
değildir.Âlimler, özür devam ettiği sürece bu durumundaki
kimsenin Cuma namazı ile cemaat namazını terk etmekte muaf
tutulacağını, fakat ondan öğle namazının
farzının düşmeyeceğini belirtmişlerdir.Hatta
öğle namazının farzını vaktinde kılması
gerektiğini, diğer beş vakit farz namazları cemaatle
kılması gerektiği gibi, ne zaman fırsat bulursa,
öğle namazını cemaatle kılması gerektiğini
belirtmişlerdir.” (İlmî
Araştırmalar ve Dâimî Fetvâ Komitesi Fetvâları; c:
8, s: 188)

Yine İlmî Araştırmalar ve Dâimî Fetvâ Komitesi’ne:

“Şehirden
yaklaşık olarak iki kilometre uzaklıkta bulunan benzin istasyonu
sahibinin, Cuma namazı vaktinde benzin istasyonunu yangın ve
hırsızlıktan koruması için bir bekçi tayin etmesi câiz
midir? Bu bekçinin Cuma namazını öğle namazı olarak
kılması için Cuma namazı ondan düşer mi? Bilindiği
üzere benzin istasyonda daha önce yangın çıkmış ve
oradaki market soyulmuştu. Ayrıca benzin istasyonun sahibi, eşi,
çocukları ve bekçinin, eşi ve çocukları bu benzin istasyonunda
ikâmet etmektedirler.”

Diye
sorulmuş, bunun üzerine komite şöyle cevap vermiştir:

“Durum,
belirtildiği şekilde ise, bu gibi durumdaki özürlerde Cuma
namazının terk edilmesine delâlet eden şer’î delillerin genel
oluşu sebebiyle bekçinin, zikredilen benzin istasyonunu, marketi ve orada ikâmet
eden insanları korumak için Cuma namazını öğle
namazı olarak kılması câizdir.” (İlmî Araştırmalar ve Dâimî Fetvâ Komitesi
Fetvâları; c: 8, s: 192)

Allah Teâlâ en iyi bilendir.