Bir arkadaşım, peygamberin ve Abdulkadir Geylani gibi evliya olarak tanımladığı takvalı insanların Allah’ın dostları olup bizi koruyor ve bu dünyada bize yardım ettiklerine inanıyor. Bu düşüncesini “Sizin dostunuz ancak Allah’tır, Resûlüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekâtı veren mü’minlerdir.”Maide 55 Ayeti ile kanıtlıyor. Bu ayetin gerçek anlamı belirtilmesini rica ediyorum.

Allah’a hamd olsun,

Birincisi:

Veli: seven, dost ve yardımcı anlamına
gelir, ayetin siyakı da buna delildir.

Sözlükte ise veli: yakınlık
anlamına gelir.

[2]

Ayet konusu ise Allah, Yahudi ve Hristiyanları
dost edinmemesi ile ilgili emir verip önceki ayetlerde şöyle buyurmuştur:
“ Ey inananlar! Yahudi ve Hristiyanları
dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim
onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz
Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez. İşte
kalplerinde bir hastalık (nifak) bulunanların,
“Başımıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruz” diyerek
onların arasında koşup durduklarını görürsün. Ama
Allah, yakın bir fetih veya katından bir emir getirir ve onlar
içlerinde gizledikleri şeye (nifaka) pişman olurlar. (O zaman) iman
edenler derler ki: “Sizinle beraber olduklarına dair var güçleriyle
Allah’a yemin edenler şunlar mı?” Bunların çabaları
boşa çıkmıştır. Böylece ziyan edenler
olmuşlardır.”[3]

İbn Atiye
Rahimehullah
şöyle dedi: “ Ancak dostunuz Allah’tır”
ayeti  “Yahudi
ve Hristiyanları dost edinmeyin.” Denilen kişilere hitaptır.


[4]

Onları dost edinmekten
alıkoymak, onlara yardım etmek, onlarla arkadaşlık yapmak
ve onlara sevgi beslemekten sakınmak demektir. Nitekim yüce Allah
şöyle buyurmuştur: “ Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiçbir
topluluğun, babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi
soy sopları olsalar bile, Allah’a ve peygamberine düşman olan
kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte Allah onların
kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir
ruh ile desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan ve
içlerinde ebedî kalacakları cennetlere sokacaktır. Allah onlardan
razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır.
İşte onlar, Allah’ın tarafında olanlardır. İyi
bilin ki, Allah’ın tarafında olanlar kurtuluşa erenlerin ta
kendileridir.”[5]

Ayette, her hangi bir yarar
sağlanması veya bir zararın bertaraf edilmesi için istenilen
yardım kast edilmiyor. Zira ayetin siyakı buradaki velayet sevgi,
dostluk ve yardımlaşmadır. Müfessirler bu manayı vermektedirler.

Tabari Rahimehullah
şöyle dedi: “ Ancak dostunuz Allah’tır…..” ayetinden maksat ey
müminler! size Allah, Resulu ve müminlerden başka
yardımcınız yoktur. Yahudi ve Hristiyanlar ise onlara dostluktan
uzak durmanız gerekir, nitekim Allah onlara sevgi ve dostluk
kurmanızı yasaklamıştır. Çünkü onlar sizin
dostlarını ve yardımcılarınız olamaz. Ancak onlar
birbirlerinin dostlarıdır. Onlardan kimseyi dost edinmeyin.


[6]

İkincisi: bu
şahsın evliya kelimesinden takva ile meşhur olan şeyh
Abdulkadir Geylani gibi belirli kişilere indirgemesi delilsiz bir
şekilde ayeti tahsis etmektir. Bilmeden Allah adına
konuşmaktır. Çünkü ayet Allah veliliği her namaz
kılan ve namaza riayet eden, zekatı veren kişiler olarak tanımlamıştır
ve şöyle buyurmuştur: “sizin dostunuz ancak Allah’tır,
Resûlüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan,
zekâtı veren mü’minlerdir”.[7]

Kurtubi Rahimehullah
şöyle dedi: “O kişiler ki” tüm müminleri kapsayan genel bir
ifadedir. Ebu Cafer Muhammed bin Ali bin Hüseyin bin Ali bin Ebi Talip


Radiyallahu anhum

bu ayetin manası ile
ilgili:  buradaki veliden maksa Ali bin
Ebu Talip mi diye sorulmuş. Bunun üzerine şöyle cevap
vermiş: Ali müminlerdendir.

Bu demektir ki ayet tüm müminleri kapsar, El Nahhas
şöyle dedi: bu çok açık bir sözdür. Çünkü “O kişiler
ki” çoğul ifade eder.

[8]

Ayrıca bu
şahsın tefsir etme şekli, şirke götüren bir yorumdur.
Kitap ve sünnette ve tüm Müslümanların inandıkları bir inanç
gereği olarak tüm yarar ve zarar Allah’ın elindedir. Bunlar sadece
Allah’tan istenilir.

Nitekim yüce Allah
peygamberine şöyle hitap etmiştir: “De ki: “Allah dilemedikçe
ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip
değilim. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım, daha çok
hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. Ben inanan
bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim.”[9]

Ebu Heyyan el Endulusi Rahimehullah
şöyle dedi: “Bu peygamberin kulluğunu gösteren, kudret ve
gayb bilgisi gibi rububiyete özel vasıflara sahip
olmadığı ve teslimeyette son noktayı koyan bir ayettir.
Kendine ne bir fayda verebilen nede kendinden bir zararı bertaraf edecek
imkana sahip olmayan kişi gaybı nasıl bilebilir.? Bir ayette
şöyle geçmektedir: “Eğer doğru söyleyenler iseniz,
(söyleyin) bu tehdit ne zaman (gerçekleşecek)?” diyorlar. De ki:
“Allah dilemedikçe, ben kendime bile ne bir zarar, ne de fayda verme gücüne
sahibim. Her milletin bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne
bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.”[10]

Başka bir ayette de
şöyle buyurulmuştur: “Allah’ın
kulu (Muhammed), O’na ibadet etmek için kalktığında cinler
nerede ise (Kur’an’ı dinlemek için kalabalıktan) onun etrafında
birbirlerine geçiyorlardı. De ki: “Şüphesiz ben ancak Rabbime
ibadet ederim ve O’na hiç kimseyi ortak koşmam.”  De ki:
“Şüphesiz ben, size ne zarar verebilir ne de fayda sağlayabilirim.”
De ki: “Gerçekten beni Allah’a karşı hiç kimse asla koruyamaz ve yine
asla O’ndan başka sığınacak kimse de bulamam.” “Ancak
Allah’tan gelenleri tebliğ edebilirim ve O’nun vahiylerini
açıklayabilirim. Kim Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse,
şüphesiz onlar için, içinde ebedî kalacakları cehennem ateşi
vardır.”  Nihayet uyarıldıkları şeyi
gördüklerinde kimin yardımcısı daha zayıf, kimin
sayısı daha azmış, bilecekler. De ki: “Sizin
uyarıldığınız şey yakın mıdır,
yoksa Rabbim ona uzun bir süre mi koyacaktır, bilemem.  O, gaybı
bilendir. Hiç kimseye gaybını bildirmez. Ancak seçtiği resûller
başka. (Onlara bildirir.) Fakat O, Resûlün önünde ve arkasında
gözetleyici (melek)ler yürütür ki resûllerin, Rablerinin vahiylerini
tebliğ ettiklerini bilsin. Allah, onların her hâlini
kuşatmış ve her şeyi inceden inceye sayıp
dökmüştür.”[11]

Şeyh Abdurrahman el
Sadi Rahimehullah şöyle dedi: “Şüphesiz ben, size ne
zarar verebilir ne de fayda sağlayabilirim.” Yani benim her hangi bir
yetkim yoktur.

“Gerçekten beni Allah’a
karşı hiç kimse asla koruyamaz” yani Allah’ın azabından
beni kurtaracak kimse yoktur.

Yaratılanların en
mükemmeli Rasulullah ne bir fayda nede bir zarar sahibiyse ve Allah
istediğinde kendini koruyamıyorsa onun dışındakiler
bunu yapamamaları daha evladır.

[12]

Bu konuda daha detaylı
bilgi için
(133081)

(200862)

ve
(153666)

nolu soruların
cevaplarına bakınız.

En doğrusunu Allah
bilir.

[1]

[2] Kamus el muhit s. 1344

[3] Maide 51-53

[4] Muharrer el veciz 2/208

[5] Mücadele 22

[6] Tabari tefsiri 8/529

[7] Maide 55

[8] Kurtubi tefsiri: 8/54

[9] Araf 188

[10] 
El bahrul
Muhit 4/552 . Yunus 48-49

[11] Cin 19-28

[12] Tefsirussadi 891