Ben, burnumdan sorun yaşıyorum. Abdest alırken burnuma su çekip sümkürmek istediğimde hemen burnumdan kan geliyor. Benim yeniden abdest almam gerekir mi? Bu durum, gerçekten bana zor gelmeye başladı.

Hamd, yalnızca Allah’adır.

Âlimlerin iki görüşünden en tercihli
olanına göre burundan kan çıkması (gelmesi), abdesti
bozmaz.

Bu görüş; İmam Mâlik ve İmam
Şâfiî’nin -Allah ikisine de rahmet etsin- görüşüdür. Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘in birçok ashâbından bu şekilde rivâyet
edilmiştir.

Hanefîler ve Hanbelîler ise, burundan kan
çıkmasının (gelmesinin) abdesti bozduğu
görüşündedirler.

Ancak onların bu konuda birtakım detayları
vardır:

Hanbelîler; burundan çıkan kanın çok
olmasını şart koşmaktadırlar.Kanın çok veya az
çıkması, her insanın kendi takdirine göre
değişir.

İmam Nevevî -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:

“Bizim mezhebimize (Şâfiî mezhebine) göre,
insanın ön ve arkasının dışındaki yerden bir
şey çıkmasıyla abdest bozulmaz.

Örneğin: Hacamat kanı, kusmuk ve burun
kanı gibi…

Bunlar ister az olsun, isterse çok olsun,
aynıdır.

Nitekim İbn-i Ömer, İbn-i Abbas,
İbn-i Ebî Evfâ, Câbir, Ebu Hureyre, Âişe, Saîd b. el-Museyyib,
Sâlim b. Abdullah b. Ömer, Kâsim b. Muhammed, Tâvus, Atâ, Mekhûl, Rabîa,
Mâlik, Ebu Sevr ve Dâvud, bu görüştedirler.

İmam Beğavî -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir:

“Bu, birçok sahâbî ve tâbiînin
görüşüdür.”

Başka bir grup âlim ise şöyle
demiştir:

“Bütün bunlar (Hacamat kanı, kusmuk ve burun
kanı) için abdest almak gerekir.

Nitekim Ebu Hanîfe, Sevrî, Evzâî, Ahmed ve İshak bu
görüştedirler… Daha sonra bu âlimler, zikredilen şeylerin az
veya çok olması konusunda görüş ayrılığına
düşmüşlerdir.” (“el-Mecmû'”; c: 2, s: 62)

Abdestin bozulacağını söyleyen
âlimler, zayıf hadisleri delil göstermişlerdir.

Nitekim İmam Nevevî
-Allah ona rahmet etsin- ve başka âlimler böyle
demişlerdir.

Bu konuda (45666) nolu sorunun
cevabına bakabilirsiniz.

Abdestin bozulmayacağını söyleyen
tercihli görüşün delilleri şunlardır:

1.   

Aslolan; abdestin bozulmamasıdır.Aslolan şeyin aksini iddiâ
eden kimsenin delil getirmesi gerekir.

2.   

Bu durumdaki kimsenin abdesti, şer’î bir delil gereği sâbit
olmuştur. Şer’î bir delil gereği sâbit olan hükmün, başka
bir şer’î delil sâbit olmadıkça ortadan kalkması mümkün
değildir. Bkz: (Muhammed b. Salih el-Useymîn;
“eş-Şerhu’l-Mumti'”; c: 1, s: 166)

3.   

Câbir’den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre o
şöyle demiştir:

(( خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ
صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَعْنِي فِي غَزْوَةِ ذَاتِ الرِّقَاعِ، فَأَصَابَ
رَجُلٌ امْرَأَةَ رَجُلٍ مِنَ الْمُشْرِكِينَ، فَحَلَفَ أَنْ لَا أَنْتَهِيَ
حَتَّى أُهَرِيقَ دَمًا فِي أَصْحَابِ مُحَمَّدٍ، فَخَرَجَ يَتْبَعُ أَثَرَ
النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَنَزَلَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ
عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَنْزِلًا فَقَالَ: مَنْ رَجُلٌ يَكْلَؤُنَا؟ فَانْتَدَبَ
رَجُلٌ مِنَ الْمُهَاجِرِينَ، وَرَجُلٌ مِنَ الْأَنْصَارِ. فَقَالَ: كُونَا بِفَمِ
الشِّعْبِ. قَالَ: فَلَمَّا خَرَجَ الرَّجُلَانِ إِلَى فَمِ الشِّعْبِ اضْطَجَعَ
الْمُهَاجِرِيُّ وَقَامَ الْأَنْصَارِيُّ يُصَلِّي، وَأَتَى الرَّجُلُ فَلَمَّا
رَأَى شَخْصَهُ عَرَفَ أَنَّهُ رَبِيئَةٌ لِلْقَوْمِ فَرَمَاهُ بِسَهْمٍ
فَوَضَعَهُ فِيهِ فَنَزَعَهُ حَتَّى رَمَاهُ بِثَلَاثَةِ أَسْهُمٍ ثُمَّ رَكَعَ
وَسَجَدَ ثُمَّ انْتَبَهَ صَاحِبُهُ فَلَمَّا عَرَفَ أَنَّهُمْ قَدْ نَذَرُوا بِهِ
هَرَبَ وَلَمَّا رَأَى الْمُهَاجِرِيُّ مَا بِالْأَنْصَارِيِّ مِنَ الدَّمِ قَالَ:
سُبْحَانَ اللَّهِ! أَلَا أَنْبَهْتَنِي أَوَّلَ مَا رَمَى؟ قَالَ: كُنْتَ فِي
سُورَةٍ أَقْرَؤُهَا فَلَمْ أُحِبَّ أَنْ أَقْطَعَهَا.))

[ رواه أبو داود وحسنه الألباني في صحيح أبي داود ]

“Rasûlullah -sallallahu aleyhi
ve sellem- ile
sefere, yani Zâtu’r-Rikâ’
harbine çıktık. Müslümanlardan birisi, müşriklerden birisinin
karısını öldürdü.
Bunun üzerine müşrik olan kocası, yemin etti ve:

– Muhammed’in ashâbından birisinin
kanını akıtıncaya kadar onları izleyeceğim.

Bu şekilde
Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘in
izini takip etmeye başladı. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-
bir yerde konaklayınca:

-Bizi korumak için
nöbet tutacak (bu gece istirahatimizde bize kim nöbetçilik yapacak)?
diye
buyurdu.

Birisi Muhâcirlerden, diğeri de Ensâr’dan
olmak üzere hemen iki kişi gönüllü oldu.

Bunun
üzerine Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- onlara şöyle buyurdu:


Öyleyse
şu vâdinin girişinde nöbet tutun (orayı gözetleyin)!

O ikisi
geçidin ağzına geldiklerinde muhâcir uyudu, Ensarî ise namaza durdu.
Sonra müşrik geldi; onu (namazdakini)
görünce, kavmin nöbetçisi olduğunu anladı. Ona bir ok
attı.Namazda olan, ağzıyla o oku çıkardı.Bu defa
müşrik üç ok daha attı.Ensârî rükû ve secdeye vardı; (namazını
bitirince) arkadaşını uyandırdı. Müşrik bunu
görünce hemen kaçtı. Muhâcir, Ensarî’den akan kanları görünce şöyle dedi:

-Sübhanallah! Neden
sana ilk oku attığında beni
uyandırmadın?

Ensârî
şöyle cevap verdi:

– Bir sûre okuyordum; sûreyi kesmek istemedim.” (Ebu Davud; hadis no: 198. Elbânî;
“Sahih-i Ebî Dâvud’da ‘hadis, hasendir’ demiştir.)

Bu hadis, vücuttan
çıkan kanın çok olsa bile, abdesti bozmadığına
açıkça delâlet etmektedir.Çünkü kan, abdesti
bozmuş olsaydı, bu sahabî namazdan çıkardı.

İmam Nevevî -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir:

“Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu
sahâbînin durumunu öğrenmiş, ama 
onun namaza devam etmesini reddetmemiştir (bunu ikrar
etmiştir).”
(“el-Mecmû'”)

İmam Buhârî -Allah ona rahmet etsin- “Sahîh”inde şöyle
demiştir:

“Hasan Basrî şöyle demiştir:
Müslümanlar, yaraları içerisinde (yaralı oldukları halde) namaz
kılmaya devam etmektedirler.”

Tâvus, Muhammed b. Ali, Atâ ve Hicaz halkı
şöyle demişlerdir:

“Kan çıkmasında abdest almak
gerekmez.”

Abdullah b. Ömer -Allah ondan râzı olsun-, yüzündeki
bir sivilceyi sıkınca kan çıkmış, fakat yeniden abdest
almamıştır.

İbn-i Ebî Evfâ namazda iken tükürmüş, tükürükle
kan gelmiş, fakat namazına devam etmiştir.

Abdullah b. Ömer -Allah ondan râzı olsun- ve
Hasan Basrî -Allah ona rahmet etsin-, hacamat yaptıran kimse hakkında
şöyle demişlerdir:

“Hacamat yaptıran kimsenin, hacamat
yaptırdığı yerden başka bir yeri yıkaması
gerekmez.”

Hâfız
İbn-i Hacer -Allah ona
rahmet etsin- “Fethu’l-Bârî”; c:1, s:281’de şöyle demiştir:

“Ömer -Allah ondan râzı olsun-, (namazda
hançerlediği zaman) yarasından oluk oluk kan aktığı
halde namazına devam etmiş olduğu sahihtir.”

Bütün bunlar, insanın ön ve arkasının
(penisinin ve makatının) dışında bir yerden kan
çıkmasının, abdesti bozmadığına delâlet
etmektedir.

Allah Teâlâ en iyi bilendir.