Mescit yakın olduğu halde namazın evde kılınması câiz midir? Bilindiği üzere mescitte namaz kılanların sayısı sadece iki kişidir.
Cevap:
Hamd, yalnızca Allah’adır.
Cemaat namazı, âlimlerin en doğru olan
görüşüne göre sağlıklı olan erkekler
üzerine farzdır.
Bunun birçok delilleri vardır. Bunlardan bazıları
şunlardır:
1. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
(( وَإِذَا
كُنْتَ
فِيهِمْ
فَأَقَمْتَ
لَهُمُ
الصَّلاَةَ فَلْتَقُمْ
طَآئِفَةٌ
مِنْهُمْ مَعَكَ
وَلْيَأْخُذُواْ
أَسْلِحَتَهُمْ
فَإِذَا سَجَدُواْ
فَلْيَكُونُواْ
مِنْ
وَرَآئِكُمْ
وَلْتَأْتِ
طَآئِفَةٌ
أُخْرَى لَمْ
يُصَلُّواْ
فَلْيُصَلُّواْ
مَعَكَ
وَلْيَأْخُذُواْ
حِذْرَهُمْ
وَأَسْلِحَتَهُمْ…)) [ سورة النساء
من الآية: ١٠٢]
“(Ey
Peygamber!) Sen (savaş meydanında) içlerinde bulunup
da onlara namaz kıldırmak istediğin zaman, onlardan bir grup
ayağa kalkıp seninle namaza dursunlar, silahlarını da
yanlarına alsınlar.Namazda olanlar secdeye vardıklarında, diğer bir grup düşmana yüzlerini
dönmüş bir halde sizi korumak için arkanızda
dursunlar. (İlk grup, ikinci
rekâtı kendileri kılıp selâm verdikten sonra),
namaza henüz başlamamış olan diğer grup gelip seninle
birlikte namaza dursunlar.(Bir rekâtı seninle birlikte
kıldıktan sonra, ikinci rekâtı kendileri tamamlasınlar).
Düşmanlarından sakınıp silahlarını da
yanlarına alsınlar.” (Nisâ Sûresi: 102).
“Âyetin bu kısmının delil olan yönü
şudur:
Birincisi: Allah Teâlâ, mü’minlere cemaat
namazını emretmiştir. Sonra bu emrini ikinci grup hakkında
ikinci defa tekrarlamış ve şöyle buyurmuştur:
(( وَإِذَا
كُنْتَ
فِيهِمْ
فَأَقَمْتَ
لَهُمُ
الصَّلاَةَ فَلْتَقُمْ
طَآئِفَةٌ
مِنْهُمْ مَعَكَ
وَلْيَأْخُذُواْ
أَسْلِحَتَهُمْ
فَإِذَا
سَجَدُواْ
فَلْيَكُونُواْ
مِنْ
وَرَآئِكُمْ
وَلْتَأْتِ
طَآئِفَةٌ
أُخْرَى لَمْ
يُصَلُّواْ
فَلْيُصَلُّواْ
مَعَكَ
وَلْيَأْخُذُواْ
حِذْرَهُمْ
وَأَسْلِحَتَهُمْ…)) [ سورة النساء
من الآية: ١٠٢]
“(Ey Peygamber!) Sen (savaş meydanında)
içlerinde bulunup da onlara namaz kıldırmak istediğin
zaman, onlardan bir grup ayağa kalkıp seninle namaza dursunlar,
silahlarını da yanlarına alsınlar.Namazda olanlar secdeye vardıklarında,
diğer bir grup
düşmana yüzlerini dönmüş bir halde sizi korumak
için arkanızda dursunlar. (İlk grup, ikinci rekâtı kendileri
kılıp selâm verdikten sonra), namaza henüz
başlamamış olan diğer grup gelip seninle birlikte namaza
dursunlar.(Bir rekâtı seninle birlikte kıldıktan
sonra, ikinci rekâtı kendileri tamamlasınlar).
Düşmanlarından sakınıp silahlarını da
yanlarına alsınlar.” (Nisâ Sûresi: 102).
Bu, cemaat namazının erkeklere farz olduğuna delildir.Öyle
ki Allah Teâlâ, ilk grubun fiili (namazı kılması) sebebiyle
ikinci gruptan cemaat namazını düşürmediğine
göre, şayet cemaat namazı sünnet olsaydı, savaşta
düşmanın saldırısına uğrama korkusu
özrü, özürler içerisinde en önde geleni olurdu.
Şayet cemaat namazı farz-ı kifâye olsaydı, ilk
gurubun fiili sebebiyle bu, ikinci guruptan düşerdi.
Bu âyet, cemaat namazının erkeklerin üzerine farz
olduğuna delildir.
Bu ise şu üç sebeptendir:
1.
Allah
Teâlâ önce cemaat namazını emretmiştir.
2.
Sonra
ikinci defa cemaat namazını emretmiştir.
Allah Teâlâ, savaşta düşman korkusu halinde bile
cemaat namazını terk etmeleri için onlara izin
vermemiştir.” (Bkz: “Namaz ve Namazı Terkedenin
Hükmü”; s:137-138).
2. Ebu Hureyre’den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet
olunduğuna göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-
şöyle buyurmuştur:
(( وَالَّذِي
نَفْسِي
بِيَدِهِ
لَقَدْ هَمَمْتُ
أَنْ آمُرَ
بِحَطَبٍ
فَيُحْطَبَ
ثُمَّ آمُرَ
بِالصَّلاَةِ
فَيُؤَذَّنَ
لَهَا ثُمَّ
آمُرَ رَجُلاً
فَيَؤُمَّ
النَّاسَ
ثُمَّ
أُخَالِفَ
إِلَى
رِجَالٍ
فَأُحَرِّقَ
عَلَيْهِمْ
بُيُوتَهُمْ،
وَالَّذِي
نَفْسِي
بِيَدِهِ
لَوْ يَعْلَمُ
أَحَدُهُمْ
أَنَّهُ
يَجِدُ
عَرْقًا سَمِينًا
أَوْ
مِرْمَاتَيْنِ
حَسَنَتَيْنِ
لَشَهِدَ
الْعِشَاءَ.))
[رواه البخاري
ومسلم واللفظ
للبخاري ]
“Nefsim elinde olan Allah’a yemîn olsun ki,
içimden şöyle yapmaya kasdettim. Odun toplanmasını emretmeyi, sonra namazın kılınması için ezan okunmasını, daha sonra da birisinin
mü’minlere namaz kıldırmasını emredeyim. Ardından
namaza gelmeyen erkeklere arkalarından gelip onlar evlerindeyken
evlerini ateşe vereyim. Nefsim
elinde olan Allah’a yemîn olsun ki, namaza
gelmeyenlerden birisi, üzerinde et bulunan bir kemik veya sığır
ve koyunun toynağının arasındaki azıcık bir et
bulacağını bilse, yatsı namazına gelirdi.” (Buhârî; hadis
no: 7224. Müslim; hadis no: 651)
İbn-i Münzir -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle
demiştir:
“Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve
sellem-‘in namazdan geri kalan topluluğun evlerini yakmayı
içinden geçirmesi; cemaat namazının farz olduğuna
delâlet eden en açık delildir. Şayet cemaat namazı
farz olmayıp mendup olsaydı, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve
sellem-‘in onların evlerini yakması câiz olmazdı.” (el-Evsat; c: 4, s: 134)
Daha fazla delilleri öğrenmek için (8918) nolu sorunun cevabına
bakabilirsiniz.
Cemaat namazının farziyeti sâbit olursa, farz namazın
mescitte kılınması gerekir. Cemaatle namaz kılmak
için mescide gelmeye gücü yeten erkeğin, -âilesiyle
birlikte cemaatle kılsa bile-, farz namazını evinde kılması
câiz değildir.
Değerli âlim Abdulaziz b. Baz -Allah ona rahmet etsin- bu konuda
şöyle demiştir:
“Cemaat namazını terk etmeye
gelince, bu, çirkin bir davranış olup câiz değildir
ve cemaat namazını terk etmek, münâfıkların
sıfatlarındandır.
Müslümanın, farz
namazını cemaatle mescitte kılması gerekir.
Nitekim âmâ bir adam olan İbn-i
Ümmi Mektûm’un hadisinde sâbit olduğuna göre o (Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘e gelerek) şöyle demiştir:
((
يَا رَسُولَ
اللَّهِ!
إِنَّهُ
لَيْسَ لِي
قَائِدٌ
يَقُودُنِي
إِلَى
الْمَسْجِدِ،
فَسَأَلَ
رَسُولَ
اللَّهِ ع
أَنْ
يُرَخِّصَ
لَهُ فَيُصَلِّيَ
فِي بَيْتِهِ،
فَرَخَّصَ
لَهُ
فَلَمَّا
وَلَّى
دَعَاهُ فَقَالَ:
هَلْ
تَسْمَعُ
النِّدَاءَ
بِالصَّلاَةِ؟
قَالَ: نَعَمْ،
قَالَ:
فَأَجِبْ )) [
رواه مسلم ]
“Ey Allah’ın elçisi! Beni
mescide götürecek kimsem yoktur. Evimde namaz kılmama izin var
mı? diye sordu.
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- önce izin verdi. Adam
dönüp gitmeye
başlayınca onu
çağırdı ve:
-Ezânı işitiyor musun? diye sordu.
Âmâ adam:
-Evet, dedi.
Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:
– O halde icâbet et (cemaate gel).” (Müslim; hadis no: 635)
Yine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve
sellem-‘den sâbit olduğuna göre o şöyle
buyurmuştur:
(( مَنْ
سَمِعَ
النِّدَاءَ
فَلَمْ
يَأْتِهِ فَلَا
صَلَاةَ لَهُ
إِلَّا مِنْ
عُذْرٍ.)) [ رواه
ابن ماجه
والدارقطني
وابن حبان والحاكم
بإسناد صحيح]
“Her kim, ezanı işitir de özürsüz
olarak mescide gelmezse, onun namazı yoktur (evinde veya işyerinde kılmış olduğu bu namaz
kendisinden kabul olunmaz).” (İbn-i Mâce,
Dârekutnî, İbn-i Hibbân ve Hâkim sahih bir isnadla
rivâyet etmişlerdir.)
İbn-i Abbas’a -Allah ondan ve babasından râzı olsun-:
– Özür nedir? diye sordular.
-Düşman korkusu veya hastalıktır.”
Abdullah b. Mes’ud’dan -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir:
(( مَنْ
سَرَّهُ أَنْ
يَلْقىَ
اللهَ غَداً
مُسْلِماً
فَلْيُحاَفِظْ
عَلىَ هَذِهِ
الصَّلَواَتِ
حَيْثُ
يُناَدىَ
بِهِنَّ،
فَإِنَّ
اللهَ شَرَعَ
لِنَبِيِّكُمْ
سُنَنَ
الْهُدىَ، وَإِنَّهُنَّ
مِنْ سُنَنِ
الْهُدىَ،
وَلَوْ
أَنَّكُمْ
صَلَّيْـتُمْ
فيِ
بُـيوُتِكُمْ
كَماَ
يُصَليِّ
هَذاَ
الْمُتَخَلِّفُ
فيِ بَيْتِهِ
لَتَرَكْتُمْ
سُـنَّةَ
نَبِـيِّكُمْ،
وَلَوْ
تَرَكْتُمْ
سُـنَّةَ
نَبِـيِّكُمْ
لَضَلَلْـتُمْ،
وَماَ مِنْ رَجُلٍ
يَتَطَهَّرَ فَيُحْسِنُ
الطُّهوُرَ
ثُمَّ
يَعْمِدُ إِلىَ
مَسْجِدٍ
مِنْ هَذِهِ
الْمَساَجِدِ
إِلاَّ
كَتَبَ اللهُ
لَهُ بِكُلِّ
خُطْوَةٍ يَخْطوُهاَ
حَسَنَةً
وَيَرْفَعُهُ
بِهاَ
دَرَجَة وَيَحُطُّ
بِهاَ
سَيِّئَـةً
وَلَقَدْ
رَأَيْـتُناَ
وَماَ
يَتَخَلَّفُ
عَنْهاَ إِلاَّ
مُناَفِقٌ
مَعْلوُمٌ
النِّـفاَقِ وَلَقَدْ
كاَنَ
الرَّجُلُ يُؤْتى
َبِه ِيُهاَدىَ
بَيْنَ
الرَّجُلَيْنِ
حَتىَّ يُقاَمَ
فيِ الصَّفِّ
)) [ رواه مسلم ]
“Kıyâmet günü müslüman olarak
Allah’a kavuşmak isteyen, nerede ezân okunursa namazları
orada kılsın. Şüphesiz ki Allah, Peygamberinize
hidâyet yollarını meşrû kılmıştır.
Bu namazlar da hidâyet yollarından birisidir. Şayet siz,
cemaatten geri kalan şu adam gibi namazları evinizde
kılarsanız, Peygamberinizin yolunu terk etmiş olursunuz.
Peygamberinizin yolunu terk ederseniz, işte o zaman
sapıtırsınız. Her kim, güzel bir şekilde abdest
alır, sonra da bu mescitlerden birisine gelirse, attığı her
adım için, Allah ona bir sevâp yazar, derecesini bir kat
yükseltir ve bir günahını da siler. Bizim zamanımızda
namazdan ancak münâfıklığı belli olan kimse geri
kalırdı. Hasta olan kimse, iki kişi tarafından
koltuklanarak namaza getirilir ve safta durdurulurdu.” (Müslim; hadis no: 654)
Sözün özü; mü’minin,
namazını mescitte kılması gerekir. Mescit yakın
olduğu halde bu konuda gevşek davranıp namazını evinde
kılması câiz değildir.”
Mescitte iki kişiden başka kimsenin
namaz kılmaması, senin mescide gelip cemaatle kılmanı,
günah ve ihmalkârlıktan kurtulmanı
kaçınılmaz kılmaktadır.Bu
davranışın,o iki kişiye tembelliğin sirâyet
etmemesi için mescide gelip cemaatle namaz kılmalarını
teşvik edecektir.
İki ve ikiden fazlası cemaattir.
Nitekim İbn-i Hubeyra -Allah ona rahmet etsin-
bu konuda şöyle demiştir:
“Âlimler, Cuma namazının
dışındaki farz namazlarda cemaat namazı için, imam
ve onun sağında duracak kimse olmak üzere en az iki kişinin
olması konusunda ittifak etmişlerdir.”
(“el-İfsâh”; c: 1, s: 155)
İbn-i Kudâme de -Allah ona rahmet
etsin- şöyle demiştir:
“Cemaat, iki ve daha fazlasıyla
hâsıl olur. Bu konuda âlimler arasında
görüş ayrılığı olduğunu
bilmiyoruz.”
Allah Teâlâ en iyi bilendir.
