Cemreleri taşlama sırasında hacıların yaptıkları yanlışlar nelerdir?
Cevap:
Allah’a hamd olsun,
Rasulullah sallallahu aleyhi
vesellem kurban günü kuşluk vaktinde yedi küçük taş ile
Mekke’den sonra gelen ve en uzak cemre olan (Akabe Cemresi) ’ni
taşladığı sabit olmuştur. Ve her bir çakıl
taşını atarken tekbir getirdiği de sabit olmuştur. Ve
bu taşlar parmak ucuyla veya sapanla atılan taş
boyutundadır.
İbn Abbas’tan rivayet edildiğine göre şöyle
demiştir:’’ Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem
bineğinin üzerindeyken bana dedi ki:’’ Benim için yerden
taş topla getir.’’[1]
Sonra sapan veya parmak uçlarıyla atılan taş boyutunda
taşlar topladım. Eline koydu ve dedi ki:’’ Bunlar gibisini at.’’,
‘’Dininizde asla aşırıya kaçmayın. Çünkü sizden
öncekiler yalnızca aşırıya kaçtıkları için
helak oldular.’’ İbn Mace
[2]
Hz. Aişe’den rivayet edildiğine göre Rasulullah
sallallahu aleyhi vesellem
Şöyle
demiştir ’’ Kabe’yi tavaf etmek, Safa ve Merve’yi sa’y etmek ve cemreleri
taşlamak yalnızca Allah’ın zikrini icra etmek için farz
kılındı.’’
[3]
İşte cemreleri taşlamanın hikmeti de bu.
Hacıların cemreleri taşlama
sırasında yaptıkları hatalar çeşitli şekillerde
olabilir;
Birincisi: Bazı insanlar, taşlar Müzdelife’den
olmadığı zaman kabul olmayacağını zannediyorlar.
Bu yüzden onları Mina’ya gitmeden önce Müzdelife’de taş
toplamakla meşgul olduklarını görürsün. Bu yanlış
bir düşüncedir. Çünkü taşlar her yerden alınabilir.
İster Müzdelife’den ister Mina’dan isterse başka bir yerden. Burada
amaç taş olması. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem
taşları
Müzdelife’den aldığına dair bir şey varid
olmamıştır ki buna sünnettir diyelim. Hatta taşların
Müzdelife’den alınması vacib bile değildir. Çünkü sünnet
ya Rasulullah’ın sözleridir ya fiilleridir ya da
ikrarlarıdır. Uygulamalara bakıldığında Müzdelife
il ilgili bir şey yoktur.
İkincisi: Bazı insanlar taşları
topladığında yıkıyorlar. Ya birisinin üzerine bevletme
korkusuna ihtiyaten. Ya da bu taşların temizlenmesi için. Temiz
olmasının daha iyi olduğunu zannettiğinden dolayı. Her
ne olursa olsun atılacak taşları yıkamak bidattir.
Çünkü Rasulullah bunu yapmamıştır. Rasulullah
sallallahu aleyhi vesellem
yapmadığı bir şeyi ibadet edinmek bidattir.
Eğer bunu ibadet amacıyla yapmazsa da faydasız ve vakti
boşa harcama olur.
Üçüncüsü: Bazı insanlar bu cemreleri şeytan
olduklarını sanıyorlar nitekim Sanki şeytan
önlerindeymiş gibi onların şiddetli, kinli, hiddetli,
sinirden gözleri dönmüş bir şekilde taşlarlar. Oysa bu
yanlış uygulamadan bir takım kötü sonuçlar meydana
gelmektedir:
1-
Bu yanlış
bir düşüncedir, biz bu cemreleri yalnızca Allah’ın zikrinin yüceltmek,
Rasulullah’a tabi olmak, kulluğumuzu yerine getirmek için
taşlıyoruz. İnsan faydasını bilmeden, yalnızca
Allah rızası için bir ibadet yaptığı takdirde
kulluğu yerine getirmiş sayılır.
2-
İnsan
öfkeyle, sinirle, kinle, hiddetle gelir ve insanlara eziyet etmeye
başlar. İnsanları göcek gibi görür onları
düşünmez, zayıflarına dikkat etmez. Yalnızca
kızgın bir deve gibi ilerler.
3-
Bu düşüncelerle
taşlama Allah’a hakkıyla ibadet ettiğini düşünemez. Bu
yüzden meşru zikrin yerini gayrimeşru sözler alır. Bu nedenledir
ki o taşlarken şöyle dediğini duyarsın: ‘’
Allah’ım şeytana öfke, Rahman’ın rızası için.’’
Cemreyi taşlarken böyle sözlerin meşru olmamasına
rağmen böyle der. burda doğru olan Rasulullah sallallahu
aleyhi vesellem ‘in yaptığı gibi tekbir getirmektir.
4-
Bu bozuk inanca binaen
atacağı büyük taşlar aldığını görürsün.
Bu zannına binaen taş ne kadar büyük olursa şeytandan intikam
olarak da eser olarak da o kadar büyük olacağını düşünür.
Ve aynı şekilde ayakkabı, tahta veya buna benzer
atılması doğru olmayan şeyler attığını
görürsün. Öyleyse bu düşünce yanlış bir
düşüncedir dersek, taş atarken inanacağımız doğru
düşünce nedir? Cemreleri taşlarken Allah’ı yücelttiğimizi,
O’na ibadet ettiğimizi ve Rasulu’nün sünnetine tabi olduğumuzu
düşünürüz.
Dördüncüsü: Bazı insanlar taşların
atılacak yere gidip gitmediğini basite alıyorlar,
önemsemiyorlar. Eğer taşlar atılacak yere gelmezse
taşlama sahih olmaz. Taşların atılacak yere gittiğini
kesin bir şekilde bilmesi gerekmez. Ancak zannı galib gelirse yeterli
olur. Çünkü o durumda kesin bir şekilde emin olmak
imkansızdır.. Çünkü şeriat, insanın şüpheye
düştüğü yerlerde galib zanna izin vermiştir. Örneğin
namazda ‘’Kaç kıldı? Üç mü dört mü?’’ bu konuda Rasulullah
sallallahu aleyhi vesellem
şöyle demiştir:’’ Doğruyu araştırsın,
sonra namazını onun üstüne tamamlasın.’’
[4]Bu
zann-ı galibin ibadetlerde yeterli olduğunu gösterir. Bu
Allah’ın bir kolaylaştırmasıdır. Çünkü yakin
bazen imkânsız olur. Eğer taş oradaki boşluğa
düşüyorsa bu yeterli olur. Boşlukta kalması veya
aşağı yuvarlanması önemli değildir.
Beşincisi: Bazı insanlar taşın ortadaki
direğe isabet etmesi gerektiğini düşünüyorlar. Bu da yine
yanlış bir düşüncedir. Ortadaki direğe isabet etmesi
taşlamanın sıhhati için şart değildir. Bu direk sadece
taşların düşeceği yere işaret olsun diye
konulmuştur. Atılacak yere düşmüş olması yeterli olur.
Direğe değip değmemesi önemli değildir.
Altıncısı: büyük tehlikeli hatalardan bir tanesi
de bazı insanlar taşlamayı basite alıyorlar ve
yapabileceği halde başka birisini kendi yerine vekil tayin eder. Bu
çok büyük bir hatadır. Çünkü cemreleri taşlamak haccın
şiarlarından ve ibadetlerindendir. Allahu Teala şöyle
buyurmuştur:’’ Allah için haccı ve umreyi tamamlayın.’’
[5]
Bu ayet haccın bütün kısımlarını tamamlamayı
kapsıyor. Bu yüzden her insanın taşlama işini kendisinin
yapması gerekiyor. Ve başkasını vekil bırakmaması
gerekir. Bazı insanlar diyor ki:’’
Çok kalabalık, bunu yapmak benim için zor.’’ Biz de ona diyoruz
ki:’’ İnsanların Müzdelife’den Mina’ya gittikleri ilk vakit
kalabalık oluyorsa, günün sonunda kalabalık olmaz veya gece
kalabalık olmaz. Çünkü her ne kadar gündüz efdal olsa da gece
taşlamak için doğru bir vakittir. nitekim gündüz kalabalıktan ve
ölüm tehlikesini çekmektense gece sakinlik ve huşu içerisinde
taşlamak da daha faziletli olabilir. Belki gündüz vaktinde
attığı taş yerine isabet etmeyebilir. Burada mühim olan
kalabalığı pahane getirenlere şunu dememizdir:’’ Allah
durumu kolaylaştırmıştır, gece de
taşlayabilirsin.
Kadın da aynı şekilde olumsuz bir şey
olmasından korkarsa geceye erteleyebilir. Bundan dolayı Rasulullah
sallallahu aleyhi vesellem ailesinden zayıf olanlara (Sevde bint Zema
ve benzerleri gibi) onların yerine vekil bırakmaya ruhsat
vermemiştir. Eğer müsaade
edilecek durumlardansa rasulullah buna izin vermiştir, nitekim insanlar
ezici kalabalığından önce Müzdelife’den gecenin sonuna doğru
hareket etmelerine izin vermiştir. Ve bu da kadın olduğundan
dolayı kimsenin vekil bırakamayacağına dair en büyük
delildir.
Eğer insanın gerçekten aciz olduğunu ve
taşlamaya güç yetiremeyeceğini farz edersek -ne gece ne gündüz-
işte o zaman vekil bırakmanın caiz olmasıyla
karşılaşırız. Sahabeden varid olduğuna göre
onlar çocukları yerine kendileri taşlıyorlardı.
Çocuklarının acizliğinden dolayı. Her hâlükârda bu
durumu hafife almak -taşlamayı yapamayacak bir özür
olmaksızın vekil bırakmayı kastediyorum- büyük bir
hatadır. Çünkü bu ibadeti hafife almaktır ve vacibi yerine
getirirken tembellik yapmaktır.
[1] – İbn Mace 3029
[2] – ibn Mace -Elbani sahih demiştir 2455
[3] – İmam Ahmed ve
Ebu Davud
[4] -Ebu Davud 1020
[5] -Bakara 196
