Domuz derisinden yapılmış ceket giyen bir kimsenin yanında namaz kılmanın hükmü nedir? Bu kimsenin yanında namaz kıldığınız namaz elbiseniz mutlaka onun ceketine temas edecektir. Bu durum namazı bozar mı? Domuz derisi, teninizden bir şeye dokunursa, hükmü ne olur? Örneğin elinizle veya buna benzer bir şeyle bu cekete dokunmak gibi.

Hamd, yalnızca Allah’adır.

Birincisi:

Tabaklanmış olsa bile necis olduğundan dolayı, ister
ceket olsun, ister ayakkabı olsun, isterse başka bir şey olsun,
domuz derisi giymek câiz değildir. Çünkü domuzun bizzat kendisi
necistir (yani aslı necistir ve temizlenmesi mümkün değildir).

Kuveyt Fıkıh Ansiklopedisi’nde şöyle denilmiştir:

“Fakihler, domuz derisinin tabaklanmayla temizlenmediği ve ondan
faydalanmanın câiz olmadığı konusunda ittifak
etmişlerdir. Çünkü domuzun kendisi necistir. Derinin
tabaklanması, onun canlı hali gibidir.Dolayısıyla
canlı iken necaseti giderilemeyeceği gibi, tabaklandıktan sonra
da necaseti giderilemez.

Mâlikîlerin:’Domuzun derisi tabaklanmakla temiz olmaz.Çünkü domuz, (küçük
ve büyük baş hayvanlar gibi) boğazlanan hayvan değildir’ şeklinde
gerekçe göstererek icmâ ile naklettikleri görüşleri, bu konuda
işlemez.Çünkü domuz, ölü hayvan hükmünde olduğu için
tabaklanmakla temiz olmaz ve ondan da faydalanılamaz…” (“Kuveyt
Fıkıh Ansiklopedisi”, c: 34, s: 20)

İkincisi:

Domuz derisinden yapılmış bir ceket veya mest giymiş
halde namaz kılan kimsenin namazı geçerli olmaz. Çünkü
namazın şartlarından birisi, beden, elbise ve namaz
kılınan yerdeki necasetin giderilmiş olması gerekir.

Eğer bir kimse, ceket veya mest giymiş birisinin yanında
namaz kılar ve bu ikisinden birisi (ceket veya mest) nemli değilse,
bu takdirde namazı sahihtir. Çünkü kurumuş olan necaset,
bulunduğu yerden başka bir yere geçip orayı necis yapmaz.

Nitekim Abdullah b. Mes’ud’dan -Allah ondan râzı olsun-
rivâyet
olunduğuna göre o şöyle demiştir:

(( أَتَى النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
الْغَائِطَ
فَأَمَرَنِي أَنْ آتِيَهُ بِثَلَاثَةِ أَحْجَارٍ فَوَجَدْتُ حَجَرَيْنِ
وَالْتَمَسْتُ
الثَّالِثَ فَلَمْ أَجِدْهُ فَأَخَذْتُ رَوْثَةً فَأَتَيْتُهُ بِهَا
فَأَخَذَ
الْحَجَرَيْنِ وَأَلْقَى الرَّوْثَةَ وَقَالَ: هَذَا رِكْسٌ.)) [ رواه البخاري ]

“Nebi
-sallallahu aleyhi ve sellem- büyük abdesti bozmaya
çıkmıştı. Bana üç taş bulmamı emretti.
İkisini buldum, üçüncü taşı aradım,
fakat bulamadım. Onun yerine bir kurumuş mayıs (tezek)
aldım
ve onu getirdim.Taşları aldı, mayısı attı ve:

-Bu necistir! buyurdu.” (Buhârî, hadis no:156)

Hâfız İbn-i Hacer -Allah
ona rahmet etsin- hadisin şerhinde şöyle demiştir:

“‘Onun yerine bir kurumuş mayıs aldım’ sözünde,
İbn-i Huzeyme, bu hadisi rivâyet ederken bu kurumuş mayıs,
‘eşek mayısı idi’ şeklinde ilâvede bulunmuştur.”
(Fethu’l-Bârî)

Suyûtî -Allah
ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:

“Kâide: el-Kemmûlî el-Cevâhir adlı kitabında şöyle
demiştir: Necis olan şey, temiz olan şeyle
buluştuğunda ikisi de kuru ise, necis olan şey, temiz olan
şeyi necis yapmaz.” (“el-Eşbâh ve’n-Nezâir”, c: 1, s:
432)

Değerli âlim Abdullah b. Cibrîn -Allah
ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:

“Kuru olan necasetin, kuru olan bedene ve elbiseye
dokunmasının bir zararı olmaz. Çünkü necaset, ancak nemli
veya ıslak olursa, bedene veya elbiseye geçer.” (“Fetâvâ
İslâmiyye”, c: 1, s: 194)

Allah Teâlâ en iyi bilendir.