Benim annem vefât etti. Vefât etmeden önce sahip olduğu altınlarının üçte birlik kısmını, sadaka-i câriye olan bir amele ayırmamı vasiyet etti. Dînine bağlı bir gencin evlenmesine yardımcı olmak, sadaka-i câriye sayılır mı?
Hamd, yalnızca Allah’adır.
Sadaka-i câriye; ilim ehli
tarafından, sahibinin Allah Teâlâ’nın rızâsını
arzuladığı vakıf olarak
yorumlanmıştır.İnsanlara faydası devam eden, hem insanlar
arasında, hem de Allah Teâlâ katında sevâbı devam eden her amel
de vakıf gibidir.
Nitekim Ebu Hureyre’den
-Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:
(( إِذاَ ماَتَ اْلإِنْساَنُ
انْقَطَعَ عَنْهُ عَمَلُهُ إِلاَّ مِنْ ثَلاَثَةٍ: إِلاَّ مِنْ صَدَقَةٍ
جاَرِيَةٍ، أَوْ عِلْمٍ يُنْتَفَعُ بِهِ، أَوْ وَلَدٍ صاَلِحٍ يَدْعوُ لَهُ.))
[رواه مسلم]
“İnsan
öldüğü zaman, amelinin sevabı kesilir. Ancak (hayrın devamlı
olması ve faydasının kesilmemesi sebebiyle) şu üç
şeyin sevabı kesilmez: Sadaka-i Câriye (müslümanların
yararlanması için bir şeyi Allah rızâsı için vakfetmek
gibi), faydalı ilim (insanlara Allah rızâsı için dînî
ilimleri öğretmek veya bunun için kitap yazmak gibi), kendisine duâ
eden hayırlı evlât (insan vefat ettikten sonra arkasında
kendisine rahmet ve mağfiretle duâ eden birisini
bıraktığı zaman, o evlâdın duâsı, yabancı
bir kimsenin duâsından daha çok kabûle şayandır).”[1]
İmam Nevevî -Allah ona rahmet etsin- hadisin
şerhinde şöyle demiştir:
“Âlimler şöyle
demişlerdir:
Hadisin anlamı şudur: Ölen
kimsenin ameli, onun ölmesiyle birlikte kesilir. Bu üç şeyin
dışında kendisine devamlı sevap yazılması da
kesilir. Çünkü bu üç şeyin devam etmesinin sebebi kendisidir. Zirâ
çocuk, babanın kesbindendir. Aynı şekilde geride
bıraktığı ta’lim ve tasnif (eğitim ve telif) de
böyledir. Yine vakıf demek olan sadaka-i câriye de
böyledir.”
İbn-i el-Esîr
-Allah ona rahmet etsin-
sadaka-i
câriyeyi şöyle tanımlamıştır:
“Sadaka-i câriye; yani
hayır yolları için tahsis edilen vakıflar gibi sürekli gelir
getiren mülktür.”[2]
İmam es-Serahsî
-Allah ona rahmet etsin-
sadaka-i câriye hakkında şöyle demiştir:
” Vâkıfın
(vakfedenin) amacının; bu sadakanın, kıyâmet gününe kadar
câri (devâm etmesi) olmasıdır.”[3]
el-İzz b. Abdusselâm
-Allah ona rahmet etsin-
sadaka-i câriye hakkında şöyle demiştir:
“… Aynı
şekilde sadaka-i câriye de faydaları devam eden ve bahçenin meyveleri
devamlı olan vakıf ve vasiyete yorumlanır. Çünkü bu,
kendisi sebep (vesile) olduğu için onun kazancıdır. Bu sebeple
ona (vakfeden kimseye) sebep olma ecri (mükâfatı) verilir.”[4]
Hatib eş-Şerbînî -Allah ona rahmet
etsin- bu konuda şöyle demiştir:
“Sadaka-i câriye, -er-Râfiî’nin de
dediği gibi-, âlimler tarafından vakfa yorumlanır. Zirâ
vakfın dışındaki sadakalar, sadaka-i câriye hükmünde
değildir.”[5]
Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn
-Allah ona rahmet etsin- sadaka-i câriye hakkında şöyle demiştir:
“Sadaka-i câriye: Yani insanın bir
şeyi tasadduk etmesi ve tasadduk edilen bu şeyin devam etmesidir.
Tasaddukun en güzeli ise, câmi ve mescitler olmasıdır. Câmi ve
mescitler yaptırmak, sadaka- câriyedir. Çünkü bu câmi veya mescit
gece-gündüz ayakta kaldığı ve müslümanlar bu câmi veya mescidin
içinde namaz kılmak, Kur’an okumak, dînî ilim öğrenmek ve
öğretmek gibi amelleri yerine getirdikleri sürece onu
yaptıranın ecri ve sevâbı devam eder.
İnsanın, gelirinin fakirlere,
yoksullara, öğrencilere veya Allah yolunda savaşan mücahidlere
harcanmak üzere bir emlakı veya bahçeyi veyahut da buna benzer bir
şeyi vakfetmesi de, sadaka-i câriyelerdendir.
Yine
insanın müslümanlar için faydalı dînî kitaplar bastırıp
dağıtması, müslümanların da bu kitapları okumaları
ve onlardan faydalanmaları, sadaka-i câriyelerdendir.
Bastırılan bu kitapların yazarları, ister bastıran
kimsenin yaşadığı asırda yaşayanlar olsunlar,
isterse geçmişte yaşamış olsunlar, farketmez. Önemli
olan; bastıran kimsenin vefâtından sonra müslümanların
faydalanabilecekleri faydalı kitaplar olmasıdır.
Yolları ıslah etmek de sadaka-i câriyelerdendir.İnsan,
yoları ıslah eder, yollarda insanlara eziyet veren şeyleri
ortadan kaldırır ve insanlar bundan faydalanırlarsa, bu amel de
sadaka-i câriyelerdendir.
Sadaka-i câriyede ölçü şudur:
Vefâtından sonra (sevâbı) insanın lehine devam eden her salih
amel, sadaka-i câriyedir.”[6]
Değerli âlim Salih
el-Fevzân da bu konuda şöyle demiştir:
“Şu amellerin
sevâbı ölüye ulaşır: Hayır yolunda
faydalanılması için bir şeyi vakfeder ve bu vakıf,
vakfedenin vefâtından sonra da devam ederse, bu vakıf ayakta
kaldığı sürece onun
sevâbı ölüye ulaşır.”[7]
Bu konuda (122361) ve (43101) nolu soruların
cevaplarına bakabilirsiniz.
Yukarıda zikredilenlere
dayanarak deriz ki: Sorunuzda geçen bir gencin evlenmesine yardım olmak
istemeniz, nefsini iffetli kılmaya (namusunu korumaya) ve cinsel
ihtiyacını gidermeye çalışmak ve müslüman neslin
çoğalmasına sebep olmak gibi niyet taşıyan evliliğe
yardımcı olmakta büyük ecir olmasına rağmen bu amel
sadaka-i câriye sayılmaz.
Allah Teâlâ en iyi
bilendir.
[1] Müslim;
hadis no:1631
[2] “en-Nihâye”, c: 1, s: 739
[3] “el-Mebsût”, c: 12, s: 32
[4] “Kavâidu’L-Ahkâm”, c: 1, s:
135
[5] “Muğnî el-Muhtâc”, c:
3, s: 522-523
[6] “Riyâzu’s-Sâlihîn
Şerhi”, s: 1587
[7] “el-Muntekâ min Fetâvâ Salih
el-Fevzân”, c: 11, s: 41
