Benim, sürekli yellenme konusunda bir problemim var. Kâmet getirildikten sonra (tekrar) abdest almam gerekir mi?
Aynı şekilde sabah namazından sonra Duhâ (kuşluk) namazı için de abdest almam gerekir mi?
Bu durum, benim için gerçekten çok zordur.Çünkü ben, çok su kullandığımdan (sürekli abdest aldığımdan) dolayı birçok hastalığa yakalanıyorum.
Lütfen soruma en kısa zamanda cevap vermenizi ricâ ediyorum. Çünkü ben, namazım konusunda stres içerisindeyim ve Allah namazımı kabul eder mi, etmez mi bilmiyorum.
Hamd, yalnızca Allah’adır.
Birincisi:
Eğer su kullanmanız, sizin hastalığa
yakalanmanıza sebep oluyorsa, bu takdirde teyemmüm almanız câizdir.
İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi’ne:
“Su olmasına rağmen teyemmüm almayı
mübah kılan hastalığın sınırı nedir?”
Diye
sorulmuş, bunun üzerine komite şöyle cevap vermiştir:
“Teyemmüm alınmasını mübah kılan
hastalık; su kullanıldığı takdirde
hastalığın artmasından veya yaranın iyileşmesinin
gecikmesinden endişe edilen hastalıktır.” (İlmî
Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi Fetvâları; c: 5, s: 345)
İdrar tutamama (seles-i bevl) ve gazını
tutamama hastalığına yakalanan kimsenin hükmü, istihâze
kanı gören kanının hükmü gibidir.
İdrar (bevl), yel (gaz) ve kadının
vajinasından (fercinden) çıkan kan, abdesti bozan şeylerdendir.
Allah Teâlâ şöyle
buyurmuştur:
(( … مَا يُرِيدُ اللهُ لِيَجْعَلَ
عَلَيْكُمْ مِنْ حَرَجٍ وَلَـكِنْ يُرِيدُ لِيُطَهَّرَكُمْ وَلِيُتِمَّ نِعْمَتَهُ
عَلَيْكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ))
[ سورة المائدة
الآية: 6 ]
“… Allah
(temizlik konusunda) size
herhangi bir güçlük çıkarmak istemez (aksine genişlik ve rahmet
olsun diye size teyemmümü mübah kılmıştır). Fakat sizi
tertemiz kılmak ve şükredesiniz diye de üzerinizdeki nimetini
tamamlamak ister.” (Mâide Sûresi: 6)
Yine
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
((… يُرِيدُ اللّهُ بِكُمُ
الْيُسْرَ وَلاَ يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ…))
[ سورة البقرة من الآية: 185 ]
“…Allah, sizin için kolaylık
ister, güçlük istemez…” (Bakara Sûresi: 185)
Bunun içindir ki bu durumda bulunan kimselere, namaz
vakti girdikten sonra her namaz için abdest almaları ve bulundukları
bu hal üzere namazlarını kılmaları konusunda onlara ruhsat
(izin) verilmiştir.Böyle durumda olan bir kimseden namaz
sırasında kendisinden yel veya idrar veyahut da kan
çıkmış olsa bile onun namazına hiçbir zararı yoktur.
Bu hüküm, hadesi sürekli olan içindir. Hadesi
aralıklarla olan kimseye gelince, bu kimse, hadesi kesildiği zamanda
abdest alması ve namazını o vakitte kılması gerekir.
Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn
-Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle
demiştir:
“İdrar tutamama (seles-i bevl)
hastalığına yakalanan kimse için iki hal vardır:
Birincisi:
İdrarın akıntısı sürekli ise ve
mesânede toplanan idrar hemen inecek şekilde akıntı durmuyorsa,
bu durumda namaz vakti girdiği zaman abdest alır ve avret yerinin
üzerine bir bez bağlar ve o şekilde namazını kılar.
Namaz sırasında avret yerinden çıkan şeyin ona bir
zararı yoktur.
İkincisi:
İdrarını yaptıktan sonra on veya
onbeş dakikalık da olsa idrar akıntısı duruyorsa, bu
takdirde idrarı kesilinceye kadar bekler.Cemaat namazını
kaçırmış olsa bile, sonra abdest alır ve namazını kılar.”
(“Açık Kapı Görüşmesi Soruları”; soru no:
17. Görüşme no: 67)
Aslolan; abdestin, namaz vaktinin girmesinden sonra
olmasıdır.
Nitekim Âişe’den -Allah ondan râzı olsun-
rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir:
((جَاءَتْ فَاطِمَةُ بِنْتُ أَبِي
حُبَيْشٍ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَتْ: يَا رَسُولَ اللَّهِ! إِنِّي امْرَأَةٌ أُسْتَحَاضُ فَلاَ
أَطْهُرُ، أَفَأَدَعُ الصَّلاةَ؟ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ
عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لا، إِنَّمَا ذَلِكِ عِرْقٌ، وَلَيْسَ بِحَيْضٍ، فَإِذَا
أَقْبَلَتْ حَيْضَتُكِ فَدَعِي الصَّلاةَ، وَإِذَا أَدْبَرَتْ فَاغْسِلِي عَنْكِ
الدَّمَ، ثُمَّ تَوَضَّئِي لِكُلِّ صَلاةٍ حَتَّى يَجِيءَ ذَلِكَ الْوَقْتُ.)) [ رواه البخاري ]
“Ebu
Hubeyş’in kızı Fâtıma,Peygamber -sallallahu aleyhi ve
sellem-‘e gelerek şöyle dedi:
– Ey
Allah’ın elçisi! Ben, devamlı istihâze olan bir kadınım hiç
temizlenemiyorum (kan akıntısı benden kesilmiyor). Bundan
dolayı namazı bırakayım mı? dedi.
Bunun
üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi
ve sellem- şöyle buyurdu:
–
Hayır (namazı bırakma)! O sadece (çatlayan)
damardan gelen bir kandır, hayız (âdet) kanı değildir.
Hayızın geldiği zaman namazı bırak, hayız müddeti
bittiği zaman, (senin üzerine bulaşan hayız)
kanını yıka. Sonra da hayız
vakti gelinceye kadar (istihâze kanı geldiği sürece) her namaz
için abdest al.” (Buhârî; hadis no: 226. Lafız, Buhârî’ye âittir.
Müslim; hadis no: 333)
Fakat Cuma ve bayram namazları gibi, vakit girdikten
sonra abdest alması kendisine zor gelen kimsenin vaktin girmesinden
kısa bir süre önce abdest alması câizdir.
İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi’ne:
“Kendisinden sürekli yel çıkan bir kimse
nasıl abdest almalı ve namaz kılmalıdır?”
Diye
sorulmuş, bunun üzerine komite şöyle cevap vermiştir:
“Durumunuz zikredildiği gibi ise ve sizden
sürekli gazlar çıkıyorsa, bu durumda namaz vakti girdiği zaman
her namaz için abdest almanız gerekir.Abdest aldıktan sonra sizden çıkacak olan
şeyin size bir zararı olmaz. Cuma gününe gelince, hatibin, minbere
çıkmadan önce hutbeyi dinleme ve namazı kılma imkânı
bulacak bir vakitte abdest almalısın.” (İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi
Fetvâları; c: 5, s:
412)
Eğer her namaz için abdest almak ve namazı
vaktinde kılmak size zor geliyorsa, öğle ile ikindi
namazını birleştirip birisinin vaktinde bir abdestle
kılmanız câizdir. Aynı şekilde akşam ile yatsı
namazını birleştirip birisinin vaktinde bir abdestle
kılmanız câizdir.
Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- istihâze
olan kadına iki namazı birleştirerek kılmasına (cem’
etmesine) izin vermiştir. (Ebu Davud rivâyet etmiş, Elbânî de
“Sahih-i Ebî Davud”; hadis no: 284’te ‘hadis, sahihtir,
demiştir.)
Yine, Terâvih (kıyam) namazını, yatsı
namazının abdesti ile kılabilirsiniz.
Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn’e
-Allah ona rahmet etsin-:
“İstihâze olan kadının, gecenin
yarısını geçtikten sonra yatsı namazının abdesti
ile kıyam namazı kılması câiz midir?”
Diye sorulmuş, bunun üzerine o şöyle cevap
vermiştir:
“Bu meselede âlimler arasında ihtilaf
vardır. Bazı ilim ehli; gece yarısı olduktan sonra yeniden
abdest alması gerektiği görüşündedir. Bazıları ise;
yeniden abdest alması gerekmez, demişlerdir.Tercihli olan
görüş de budur.” (“Müslüman Kadınla İlgili
Fetvâlar”; c: 1, s: 292-293)
Duhâ (kuşluk) namazına gelince, bu namaz,
belirli bir vakitle sınırlıdır.Vakti girdikten sonra bu
namaz için abdest alınması gerekir.Bu namazın vakti;
güneşin doğmasından yaklaşık 15 dakika sonra
başlar, öğle namazından yaklaşık 15 dakika
öncesine kadar sürer.
Yine, değerli âlim
Muhammed b. Salih el-Useymîn’e
-Allah
ona rahmet etsin-:
“Bu kadının, sabah namazının
abdesti ile Duhâ namazını kılması câiz midir?”
Diye sorulmuş, bunun üzerine o şöyle cevap
vermiştir:
“Bu doğru değildir. Çünkü Duhâ
namazı belirli bir vakitle sınırlıdır.
Dolayısıyla vakti girdikten sonra bu namaz için abdest
alınması gerekir. Çünkü bu kadın, istihâze olan
kadın gibidir. Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- istihâze
olan kadına, her namaz için abdest almasını emretmiştir.
Allah Teâlâ en iyi bilendir.
