Bu vakitlerde “Harry Poter” adıyla bir durum yaygınlaştı. 7 ve 8 bölümden oluşan bir romandır. Bazı filme alınmıştır. Sihir hakkında bahsediyor ve şahsen de seyretmiş değilim. Ancak onun hakkında işittim ve çok yaygın olduğunu duydum. Aynı şekilde bir de burada “ölüm ajandası” diye bir film var. Ondan bir bölümünü izlemiştim. “ölüm tanrısı” denilen insanlığa “ölüm ajandasını” atıyor. Bunu bir kişi aldı ve bu ajandanın kapağında eğer birini öldürmek isterse onun adını ve ölüm şeklini yazıyor. 30 saniye içinde veya daha az bir zamanda ölüyor. Tamamen hatırlamıyorum- bu kişinin bu ajanda ile nasıl muamele edip olayları geliştiriyor. Bu tür filmler hakkında görüşünüz nedir?
Gençler arasında dolaştırılmasının sakıncası nedir? Bazıları onu satın almadıklarını iddia ediyor ki destek vermesinler. Ancak arkadaşından alıyor ve okuyor, seyrediyor ve geri ona iade ediyor. Bu davranış doğru mu? Bu tür filmlerin tehlikeli olduğuna nasıl ikna edilir?
Bütün övgüler Allah’adır.
Birincisi:
Modern çizgi filmler küçüklerin ve büyüklerin akıllarını
çelmektedir. Milyonlarca insanın bu fitne nedeniyle çokları gerçek
filmlere dönüştü. Kalpleri olaylarına ve kahramanlarına
bağlandı. Onun çoğu da İslam dinine karşı gelen
inançları içermektedir. Müslümanlar
şüpheye -özellikle de onların küçükleri- kesin inançalarla ve
denklemlerle düştüler. Çıplak kadınlardan aşk ve
flört hikâyelerinden bozuk davranışları yayması da
eklenebilir.
Müslümanların bu filmleri çektirip evlerinde bulundurmaları
üzücüdür. Çocuklarını bu filmleri seyrettirerek vakitlerini
geçirmelerini sağlıyorlar. Bu seyretmelerden
oğlanlarının ve kızlarının etkilenmelerinden en
ufak bir önemseme yoktur.
İkincisi:
Zamanımızda meşhur Harry Poter hikâyesinin rüzgârı
ile dünya fitneye düşmüştür. O, yedi kitaptan oluşan bir
silsiledir. Bunu İngiliz kadın yazar J.C: Roleng
yazmıştır. Hikâye “Harry Poter” denilen gencin etrafında
yoğunlaşmaktadır. Sihirbaz anne-babanın çocuğu olarak
doğmuştur. O ikisini kötü sihirbaz öldürmüştür. Ancak
bu katil onların oğlu olan “Harry”i öldürmekte
başarısız olmuştur. Bu çocuk on bir yaşına
bastığında kendisinin sihirbaz olduğunu keşfeder!
Sonra sihir, hayal ve büyü üzerine kurulu olaylar zinciri başlar.
Dünyanın her yerinde yüzlerce milyon satış yaptı.
Yaklaşık altmış dile çevrildi. Onların arasında
Arapça da var! Sempozyumlar yapıldı. İnternet
ağlarında binlerce sayfa yazıldı. Hikâye yorumlandı ve
beklenen olayları ve tartışmaları yapıldı. Bilakis
onun kahramanı adıyla Arab web sitesi –diğer siteler gibi-
kullanıcı adı “web sitesine girmesi için “Sihirbaz adıyla”
yazmasını istiyor.” Allah yardımcımızdır.
Üçüncüsü:
Prof. Halid er-Revşe bu hikâyelerin içeriklerine ilmi güzel bir
eleştiri yaptı. Akaidi ve
terbevi yıkımlardan bahsetti. Şunu belirtti: “burada kısaca
okuyucuyu ile birlikte bu hikâyenin götürdüğü ve takip ettiği
bazı terbevi yıkımlar üzerinde durmak istiyorum:
1-Hikâye çocuklarımıza örnek alınacak birini takdim
ediyor ve o da meşhur sihirbaz “Harry Poter” ve işte burada
İslam örnekliğinin İslam evlatları arasında ve
sihri ve sihirbaz arasında ki bina ettiği bu duvarı
yıkıyor. Batı masal kahramanları yaratarak çocukları
eğlendirmek istemeye başladıysa bu onların içlerindeki
derin boşluktan kaynaklanmaktadır. Onlar için “Süpermen” ve “Batman”
ve “Herkül ve benzeri kahramanları çocuklara takdim ediyorlar.
Dünyayı değiştirecek ve dağları yıkacak bir
karaktere sahipler! Aslında bu onların gerçek, ciddi örneği
takdim edip çocukların ilgisini çekmekten ve ona yöneltmekten aciz
olduklarını ortaya koyduğundan şüphe yoktur.
2-Hikâye, sihri çözümü olmayan engellerden, kontrol edilemeyen
krizlerden bir anda kurtulmak olarak takdim ediyor. Sihirbaz bir kelimeyle
krizi çözebilir ve engeli aşabilir. O bu tarzıyla çocuklarda
büyük bir akidevi yıkımı gerçekleştiriyor. Çünkü o,
onları krizler ve engeller anında kime sığınması
gerektiğini unutmaya davet ediyor. Bizler gece-gündüz çocuklarımıza
şunu öğretiyoruz: “Eğer Allah
seni bir zarara uğratırsa, onu kendisinden başka giderecek
yoktur. Ve eğer sana bir hayır verirse, (bunu senden alacak yoktur).
Kuşkusuz her şeye kadir O’dur. Kullarının üstünde
her türlü tasarrufa sahip O’dur. Hüküm ve hikmet sahibi, her şeyden
haberdar O’dur.” (el-Enâ’m, 17-18) bu bütün doğru dinlerde üzerinde
durulan durumdur. Bütün peygamberlerin
diliyle sihirbazlar ve sihirle uğraşanlar lanetlenmiştir. Ancak
hikâye çocuklarımızı sihri özlemeye ve onu sevmeye
teşvik ediyor. Onlardan her biri onun gibi bir sihirbaz olmayı
diliyor!!
Batı yaşam biçimi bir hayatın merkezinde insan var
hedefinde ise menfaatleri ve kazançları bulunmaktadır. İslam ise
bizlere düşünce merkezimizin Allah’ın rızasını
kazanmamızı öğretiyor. Allah’a itaat
hayatımızın merkezidir. O’nun rızası
çabalarımızın merkezidir. İşte çocuklara
öğretmemiz gereken de budur: “Belirt:
Cidden benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi
(görünen ve görünmeyen) âlemlerin Rabb’i Allah içindir.”
(el-Enâ’m, 162) bu düşük hikâyede fertlerin maslahatı arkasında
koşan, sihir güçlerine güvenerek bütün mucizeleri yapan
kahramanını takdim ediyorlar. Kimse kötülük
savaşçısı takdim ettiklerini görmüyor. Hayır,
şerrin herhangi bir yoluyla gelmez. Haram kılınan bir şeyde ilaç bulunmaz!.
“Poter” hikâyesi bizim hanif dinimizde
Allah’ın haram kıldığı bir durum üzerine kuruludur. Bunu yapan
lanetlenmiştir. İşte bu çirkin eylem sihirdir. Bizde ki Kur’an
prensibi diyor ki: “Büyücü ise, ne yapsa (ne etse asla) iflah olmaz.” (TaHa,
69)
4- Hikâye, korkutma ve dehşet üzerine
kuruludur. Ancak bu şeytanların ve cinlerin dünyasında,
suyollarında ki evlerinde, tuvaletlerde, pislik yerlerde olabilecek
şeytani hayallerden ibarettir. İşte hikâye bundan
oluşmaktadır. Sağlam bir karakter bunu reddeder.
Çocukları böylesi korku ortamlarından
uzaklaştırır. Çocukların ruhlarını ele
geçiren ve bazı durumlarda cüretkâr yapan ve öyle ki bu dünyada
şeytan dünyasında ki yaşama özendiren bir ortamdan
uzaklaştırılmalıdır. Bu durumda satanistler
kötülüğe çağırmada bir zorluk bulamayacaklardır.
5-Hikâye en büyük sihirbazı öldüren ve dirilten bir imkâna
sahip tarzda takdim etmektedir. O kuşu ve hayvanı da öldürüyor,
daha sonra en güzel bir şekilde diriltiyor. Aynı şekilde
hastaları iyileştiren biri olarak da takdim ediyor. Yaraları bir
anda sihirli bir sözle tedavi ediyor. İşte bu
çocuklarımızın düşünce ve psikolojik
oluşumlarında olan bir bozulmadır. Öyle ise onlara daima
Allah’ın şu sözünü öğretmeliyiz: “(Çünkü ibadet edeceğim)
beni yaratan ve bana hidayet yolu gösteren O. Beni yediren, içiren O.
Hastalandığımda bana şifa veren O. Benim
canımı alacak, sonra beni diriltecek O. Ve hesap günü
hatalarımı bağışlayacağını umduğum
O. (Yâ) Rabb’im! Bana hikmet (peygamberlik) ver ve beni
(gönderdiğin) iyiler (peygamberler) arasına kat.”
(eş-Şuâra, 78-83)
6- Batı için çocuğun Allah’a
karşı kalbi sevgi ile dolu, O’na ibadet etmeye istekli bir tarzda
yetişmesi önemli değildir. O, sadece eğlenceye ve göz
kamaştıran durumları takdim etmeye önem verir. Bu nedenle
çocuklarını katı maddecilik ve aşırı çıkar
üzerine yetiştiklerini görüyoruz. Ruhun durumunu
azalttıklarını ve maddeyi ona üstün
kıldıklarını, kalp işlerinden, kâinat hakikatlerinden
büyük bir uzaklaşma bulunmaktadır. Onlardan çok azı imanı
aramak gibi bir çabası vardır. Ancak o, bazı durumlarda
psikolojik olarak rahatlamak için imana yönelir ve onunla eğitilmeyi
ise fazlalık olarak görür. Bu da İslam’ın bize
çocuklarımızı eğitmede emrettikleriyle tamamen
zıttır. Çünkü bize kalpte ki imanı korumakla ve onu rabbi
ile bağlantılı kılmakla tavsiye ederek
çocuklarımızı da bunun üzerine eğitmemizi emretmektedir.
Peygamber sallallahu aleyhi ve selem’in küçük çocuk Abdullah bin Abbas (r.a.)
şunu emrediyor: Allah’ı koru ki O da seni korusun, Allah’ı koru
sana yöneldiğini görürsün. Eğer yalvarırsan O’na
yalvar, eğer yardım istersen Allah’tan yardım iste…” zenginler gezegenin neresinde,
karanlıklar aydınlığın neresinde?!! Bitti.
Makaleyi tam okumak için burayı
tıklayın:
http://www.islamselect.com/mat/42292
Dördüncüsü:
İslam sihir kitaplarının okunmasını
yasaklamıştır. Bu filmi seyredenle okuyanın hükmü
değişmez. Bilakis seyretme daha çok günahtır. Haram olan sihir
uygulamalarını nazari olmaktan çıkarıp pratiğe
dökmektedir. Bunun da seyreden üzerinde ve hayatında çok etkin bir
durumu vardır.
Şeyh Abdulaziz bin Baz –Allah ona rahmet etsin- soruldu:
Sihir ve yıldız name kitaplarını okumanın ve
yapmanın haram olduğunu faziletinizden açıklamanızı
rica ediyorum. Çünkü bu durum çok yaygın bir şekilde
vardır. Bazı arkadaşlarım bunları satın almak
istiyorlar ve diyorlar ki: eğer bunlar zarar vermek için
kullanılmazsa bunda haram olmaz. Açıklamanızı bekliyoruz.
Allah sizi muvaffak etsin.
Cevap:
Bu soruyu soran gerçeği belirtmiştir. Müslümanlara düşen
yıldız name ve sihir kitaplarından sakınmalıdırlar.
Kim onları bulursa itlaf etsin. Çünkü o müslümana zarar vermekte ve
onu şirke düşürmektedir. Peygamber sallallahu aleyhi ve selem
şunu buyurdu: “ Kim yıldız nameden bir şube iktibas ederse
o, sihirden bir şube iktibas etmiştir. Sonra bu
fazlalaştıkça fazlalaşır.”
Allah büyük Kitab’ında iki melekten bahsederek: “Çünkü insanlara sihri ve Babil’de Hârut ile Mârut
adında iki meleğe indirileni öğretiyorlardı. Hâlbuki o
iki melek, öğrenmek isteyenlere: Biz ancak imtihan için
gönderildik, sakın yanlış öğrenip kâfir
olmayasınız, demeden hiç kimseye (o indirilen ilmi)
öğretmezlerdi.” (el-Baqarah, 102) buradan da sihri öğrenmek
ve onu yapmanın küfür olduğuna delil olmuştur. İslam
ehlinin sihri ve yıldız nameyi öğreten kitaplara savaş
açmaları gerekir. Nerede bulurlarsa itlaf etmelidirler.
İşte bu bir görevdir. Ne ilim
talebesi ve ne de başkası için o kitapları okuması ve onun
içindekilerini öğrenmesi caiz değildir. Aynı şekilde
ilim talebesi olmayan için de caiz değildir. Onları okumamalı ve
içindekilerini öğrenmemelidir. Çünkü sonuçta Allah’a inkâr
noktasına kişiyi getirmektedir. Nerede olursa olsun bunu itlafı
gerekir. Aynı şekilde bütün sihir ve yıldız name
kitapları da piyasadan kaldırılmalıdır.
“Fetava Nurun ala’d-Derb” (148/1) Darul-Vatan
baskısı
Özetle:
“Harry Poter” denilen bu romanı almak
müslümana helal değildir. Çünkü içeriğinde sihre ve
sihirbazlara tazim vardır. İçeriğinde İslam inancına
karşı gelen inançlar vardır. Film gibi çekilen bu romanı
izlemenin caiz olmaması daha evladır. Seyredenlerin davranışları
ve inançları üzerinde büyük etkisi vardır. İstenmeyen sahneler
ve yasak müzik içermektedir.
Beşinci: “Ölüm ajandası” adlı
son karton film- gerçek bir filme dönüştü- küfür
inançlarını içermektedir. Film romanın kısa hikâyesi “Riko”
adlı “Ölüm tanrısı”! “Ölüm Ajandası” adlı
bir düşünceyi insanlık dünyasında ortaya atıyor. Film
kahramanı “Yacama” bu düşünceyi kapıyor ve istediği kimseyi
öldürebileceğini bilmek istiyor! Bu da ölmesini istediği
kişinin adını yazma esnasında gerçekleşiyor. Ancak
suretini bilme şartı burada vardır. Aynı şekilde
ölüm biçimini kontrol edebilme yeteneğine de sahiptir. Eğer
ölüm biçimini yazmışsa 40 saniye adın
yazılmasından sonra yazdığı ölüm biçimi ile
yazdığı ölüm gerçekleşmektedir. Bazı defalar ise
ölüm biçimini yazmamışsa kalp krizinden ölüyor. Bundan
sonra kötülerden kurtulmaya başlıyor. Onların
adlarını ajandasına yazdığı zaman onları
öldürüyor. Dedektif ise bu ölen kişilerin ölüm sebeplerini
araştırmaya başlıyor. Hurafenin, şirkin, küfrün,
ateizmin doldurduğu bir hikâyedir. Her defasında yeryüzünü
kötülüklerden kurtaran bir küfrü takdim ediyor. Bu durumu sihirbaz “Harry
Poter” de az önce görmüştük. Aynı şekilde Japon çizgi
filmlerinden “Mike Maous” mazlumları kurtaran fare tanrısı
kötülükleri ortadan kaldırıyor. İşte onlar burada
“Ölüm tanrısı” –“Şinoğamu” adlı bir kişiyi
getiriyorlar ki insanlığın vekili kılsınlar.
İstediğini ölümle ortadan kaldırsın.
İslam’ı bilen bir muvahhid bu tür
romanları, çizgi filmleri, filmleri yaymanın, seyretmenin ve
okumanın şüphesiz helal olmadığını biliyor.
Burada Tevhid akidesine açıktan muhalefet eden inançlar vardır.
Okuyan ve seyreden üzerinde kötü bir etki bırakmaktadır.
Daha fazla bilgi için (110352),
(71170), (97444) ve (111600) nolu soruların cevaplarına bakınız.
Allah en iyi bilendir.
