Hastanın (Ramazan’da) oruç tutmaması mı, yoksa zorluğa katlanıp oruç tutması mı daha fazîletlidir?

Hamd, Allah’a mahsustur.

Ramazan’da
oruç tutmak hastaya zor geliyorsa, oruç tutmaması daha fazîletlidir. Oruç
tutmadığı günleri daha sonra kaza eder. Zorluk ve
meşakkatle birlikte oruç tutması müstehap değildir.

Bunun
delili:

1. Abdullah
b. Ömer’in -Allah
ondan ve babasından râzı olsun- rivâyet ettiği hadiste

Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

(( إِنَّ اللهَ يُحِبُّ أَنْ تُؤْتَى
رُخَصُهُ كَمَا يَكْرَهُ أَنْ تُؤْتَى مَعْصِيَتُهُ.))
[ رواه أحمد وصححه الألباني في إرواء الغليل ]

“Şüphesiz
ki Allah, kendisine isyan edilmesini (karşı gelinmesini) çirkin
gördüğü gibi, ruhsatlarının yerine getirilmesinden (istifâde
edilmesinden) de hoşnut olur.” (İmam Ahmed müsnedi; hadis
no:5832. Elbânî, “İrvâu’l-Ğalîl”, hadis no:564’te hadisin
sahih olduğunu belirtmiştir.)

2.
Âişe’den -Allah
ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre o şöyle
demiştir:

(( مَا خُيِّرَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ
عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بَيْنَ أَمْرَيْنِ إِلا أَخَذَ أَيْسَرَهُمَا مَا لَمْ
يَكُنْ إِثْمًا، فَإِنْ كَانَ إِثْمًا كَانَ أَبْعَدَ النَّاسِ مِنْهُ. وَمَا
انْتَقَمَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لِنَفْسِهِ إِلا أَنْ
تُنْتَهَكَ حُرْمَةُ اللهِ فَيَنْتَقِمَ لِلهِ بِهَا.))
[ رواه البخاري ومسلم ]

“Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-
iki şey arasında muhayyer kılındığı (seçim yapmak durumunda
kaldığı) zaman, -günah olmadıkça- o iki şeyin en kolayını alırdı.
Günah olduğu zaman, ondan herkesten çok uzaklaşırdı. Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-
hiçbir zaman kendi nefsi için intikam almaya
kalkışmamıştır. Ancak Allah’ın haram
sınırları çiğnendiği zaman Allah için ondan intikam
alırdı.” (Buhârî; hadis no: 6786. Müslim; hadis no: 2327)

İmam Nevevî
-Allah ona rahmet etsin- bu hadisi şerh ederken şöyle
demiştir:

“Hadiste,
haram veya mekruh olmadıkça, en kolay ve en yumuşak olanı
almanın müstehap olduğu belirtilmektedir.”

Aksine
hastanın zorluk ve meşakkatle birlikte oruç tutması mekruh
görülmüştür. Hatta oruç tutması sebebiyle kendisine bir zarar vermesinden
endişe edilirse, oruç tutması kendisine haram olur.

Nitekim İmam
Kurtubî -Allah ona rahmet etsin- bu konuda
şöyle demiştir:

“Oruç
konusunda hasta için iki durum vardır:

Birincisi:Oruç
tutmaya hiçbir şekilde gücünün yetmemesidir.Bu takdirde hastanın oruç
tutmaması (orucunu bozması) farzdır.

İkincisi:
Zarar mermesi ve zor gelmesiyle birlikte oruç tutmaya gücünün yetmesidir.Bu
takdirde oruç tutmaması (orucunu bozması) müstehaptır. Böyle
bir durumda oruç tutan, ancak câhil kimsedir.” (Kurtubî; c: 2, s: 276)

İbn-i Kudâme -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:

“Hasta, bununla birlikte zorluk ve meşakkate dayanıp
oruç tutarsa, nefsine zarar veren bir şeyi yaptığı, Allah Teâlâ’nın kendisine tanıdığı
kolaylığı terk ettiği ve ona vermiş olduğu
ruhsatı kabul etmediği için mekruh bir iş yapmış
olur.” (el-Muğnî; c: 4, s: 404)

Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn de
-Allah ona rahmet etsin- bu konuda
şöyle demiştir:

“…Böylelikle
oruç tutmak kendilerine zor ve meşakkatli gelen, belki de zarar veren
bazı gayretli kimselerin ve hastaların bu konuda hatalı
olduklarını öğrenmiş oluyoruz. Çünkü bu
kimseler, oruç tutmamaktan (oruçlarını bozmaktan) yüz
çevirmektedirler.

Bu sebeple
biz deriz ki:

– Bu
kimseler, Allah -azze ve celle-‘nin kendilerine bahşetmiş olduğu
lütuf ve keremi kabul etmemek, onlara vermiş olduğu ruhsatı reddetmek
ve nefislerine zarar vermekle hatalı davranmışlardır. Oysa
Allah -azze ve celle- bu konuda şöyle buyurmaktadır:

((… وَلاَ تَقْتُلُواْ أَنفُسَكُمْ
…)) [ سورة النساء من الآية: 29 ]

“…Kendi kendinizi öldürmeyin!…” (Nisâ
Sûresi: 29)

(eş-Şerhu’l-Mumti'”;
c: 6, s: 352)

Bu konuda (1319)
nolu sorunun cevabına da bakabilirsiniz.

Allah Teâlâ
en iyi bilendir.