Çok soğuk bir beldede yaşayan ve sabah namazını kılmak için dışarı çıktığında hastalanmaktan korkan birisinin namazını evde kılmasının hükmü nedir?

Bu kimsenin namazı sahih midir?

Hamd,
yalnızca Allah’adır.

Gücü yeten
erkeklerin, bu konudaki delillerin çok oluşundan dolayı cemaat
namazını cemaatle mescid veya câmide kılmaları vâciptir.

Nitekim bu
delillerden bazılarını (120) ve (8918)
nolu soruların cevaplarında zikretmiştik.

İbn-i
Abbas’tan
-Allah ondan ve
babasından râzı olsun-
rivâyet olunduğuna
göre, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

(( مَنْ سَمِعَ النِّدَاءَ فَلَمْ يَأْتِهِ ، فَلاَ صَلاَةَ لَهُ إِلاَّ
مِنْ عُذْرٍ.)) [ رواه ابن ماجه وصححه الألباني في إرواء الغليل ]

“Her kim, ezânı işitir de özürsüz olarak namaza
gelmezse, onun namazı yoktur (kabul olunmaz).” (İbn-i Mâce, hadis no: 793. Elbânî;
‘İrvâu’l-Ğalîl’; c: 2, s: 337’de ‘hadis sahihtir’ demiştir.)

Bir
kimse, birden fazla elbise giymek veya ısıtıcı kullanmak
veyahut da mescide araçla gitmek sûretiyle soğuktan korunması mümkün
değilse ve namaz için dışarı çıktığında
bir hastalığa yakalanmaktan endişe ediyorsa, mescitte cemaatle
namazı terk etmek için bir özür sayılır.Fakat soğuktan
korunmak mümkünse ve hastalığa yakalanmak sözkonusu
değilse, havanın soğuk olması, mescitte cemaatle
namazı terk etmek için bir özür sayılmaz.

Nâfi’den -Allah
ona rahmet etsin- rivâyet olunduğuna göre o şöyle
demiştir:

((

أَذَّنَ
ابْنُ عُمَرَ فِي
لَيْلَةٍ بَارِدَةٍ بِضَجْنَانَ – جَبَلٌ بَيْنَ مَكَّةَ
وَالْمَدِينَةِ – ثُمَّ قَالَ: صَلُّوا
فِي رِحَالِكُمْ. فَأَخْبَرَنَا أَنَّ رَسُولَ
اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ
وَسَلَّمَ كَانَ يَأْمُرُ مُؤَذِّنًا يُؤَذِّنُ ثُمَّ
يَقُولُ عَلَى إِثْرِهِ :أَلا صَلُّوا فِي الرِّحَالِ فِي اللَّيْلَةِ
الْبَارِدَةِ أَوْ الْمَطِيرَةِ فِي
السَّفَرِ.)) [ رواه
البخاري ومسلم ]

“İbn Ömer
-Allah ondan ve babasından râzı olsun- (Mekke ile Medine
arasındaki bir dağın adı olan) Dacnân’da ezân okuduktan sonra:

-Namazlarınızı bulun­duğunuz
yerlerde (konakladığınız çadırlarınızda)
kılınız! diye ilân etti.

Daha sonra Rasûlullah -sallallahu
aleyhi ve sellem-‘in yolculuk sırasında soğuk veya yağmurlu
bir gecede müezzine ezân okumasını, ardından da
namazlarını konakladıkları çadırlarda kılmalarını
ilan etmesini em­rettiğini haber verdi.”
(Buhârî;
hadis no: 632. Müslim; hadis no: 697)

Hâfız
İbn-i Hacer -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir:

“Ebu Avâne’nin sahihinde: “Soğuk veya
yağmurlu veyahut da rüzgârlı bir gecede…” şeklinde
gelmiştir. Hadisin bu şekildeki rivâyeti; bu üç durumun cemaatten
geri kalmakta bir özür sayılacağına delâlet etmiştir.

İbn-i Battâl, bu konuda ilim ehli arasında icma
(oybirliği) olduğunu nakletmiştir. Fakat Şâfiîlerde rüzgâr,
gündüz değil de sadece gece olduğu zaman bir özür
sayılmıştır. Hadisin zâhiri; bu üç durumun, geceye
özel olduğuna delâlet etmiştir. Fakat sünenlerde İbn-i
İshak yoluyla Nâfi’den gelen şu hadis gelmiştir:
“…yağmurlu bir gecede ve soğuk bir günde…”

Yine bu konuda Ebu’l-Melîh, babasından rivâyet
ettiği şu sahih bir senedle gelen hadis vardır: “…birgün
onların üzerine yağmur yağdığında (Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem- tarafından) onlara ruhsat (izin)
verildi.”

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘den gelen
hadislerde, gündüz rüzgârlı olduğunda cemaati terk etmekte bir
özür sayılacağına dâir açık bir hadis göremedim.
Fakat yağmur ve soğuğa kıyas edilmesi, rüzgârın bu
ikisine dâhil edilmesini gerektirir.”

Hadiste geçen: “…yolculuk
sırasında…” sözünün zâhiri; bu durumun, yolculukla ilgili
olduğuna delâlet eder. Mâlik’in, cemaat namazı bablarında
Nâfi’den naklettiği aşağıdaki rivâyet mutlaktır
(kayıtsızdır) ve âlimlerin çoğunluğu (cumhur) bu
görüştediler. Fakat mutlak olanın, mukayyed olana hamledilmesi
(yorumlanması) kâidesi; bu durumun, sadece yolcuyla sınırlı
olduğunu gösterir. Bu konuda yolcuyla birlikte mukimlik halinde
olmasına rağmen cemaatle namaz kılmak kendisine zorluk ve
meşakkat veren kimse de dâhildir. Allah
Teâlâ en iyi bilendir.”

Ebu İshak eş-Şîrâzî
-Allah ona rahmet etsin- bu konuda
şöyle demiştir:

“Cemaat
namazı, özürle sâkıt olur (düşer). Bu özürler pek
çoktur. Bunlardan birisi de şudur: Bir kimsenin, canına ya da
malına bir zarar gelmesinden veya mescide gitmekle hastalanmasından
endişe etmesidir.” (el-Muhezzeb; c: 1, s: 176)

İmam
Nevevî de -Allah ona rahmet etsin- cemaati terk etmeyi mübah kılan
özürlerden bahsederken şöyle demiştir:

“Gece
ve gündüzleyin meydana gelen şiddetli soğuk, (cemaati terk etmek
için) bir özürdür.Öğle vaktindeki şiddetli sıcak,
(cemaati terk etmek için) bir özürdür. Elbiseyi ıslatıyorsa, kar
da (cemaati terk etmek için) bir özürdür.” (el-Mecmû’; c: 4, s: 99)

Kuveyt
Fıkıh Ansiklopedisi’nde şöyle gelmiştir:

“Gece
veya gündüz olsun, şiddetli soğuk, aynı şekilde şiddetli
sıcak, cemaat namazından geri kalmayı mübah kılan umumi
özürlerdendir.Bundan kasıt; insanların alışık
oldukları durumun üzerinde olan veya soğuk ve sıcak bölge
halklarının alışık oldukları durumun üzerinde
olan soğuk veya sıcaklıktır.” (Kuveyt Fıkıh Ansiklopedisi;
c: 27, s: 186)

Yine
Kuveyt Fıkıh Ansiklopedisi’nde şöyle gelmiştir:

“Fakihler,
Cuma ve cemaat namazı konusunda havanın şiddetli soğuk
olması halinde gece veya gündüzü olsun, Cuma ve cemaat namazından
geri kalmayı câiz görmüşlerdir.” (Kuveyt Fıkıh
Ansiklopedisi; c: 8, s: 57-58)

Bu konuda
daha detaylı bilgi için: (70507), (98739) ve (109209)
nolu soruların cevaplarına bakabilirsiniz.

Allah Teâlâ en iyi bilendir.