enim annem ve bazı kimseler şuna inanmaktadırlar: Kim, bir ölüyü rüyâsında görürse, onun ölünün adına sadaka versin!

Nitekim annem, rüyâsında çok eskiden ölmüş bir komşumuzu gördüğünü ve onun adına sadaka vereceğini bana haber verdi. Bir defasında da Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in kızı Fâtıma’yı -Allah ondan râzı olsun- rüyâsında görmüş, bunun üzerine Fâtıma’nın adına sadaka olması için bize pişmiş mısır ve çay ikram etmişti.

Beni şüphelendiren ve rahatsız eden bu şeyin, yani; ölüyü rüyâsında gördükten sonra onun adına sadaka vermenin dîndeki hükmünü açıklar mısınız?

Hamd, yalnızca
Allah’adır.

(42384) nolu
sorunun cevabında, ölünün adına sadaka vermenin câiz
olduğundan bahsetmiştik. Aynı şekilde (157073) nolu
sorunun cevabında da, hayatta olanlardan ölünün adına
yapılan duâ, sadaka ve borcu ödemek gibi ölünün ihtiyaç
duyduğu şeylerin ona fayda vereceğine dâir zâhirinde delâlet
eden bazı rüyâlardan bahsetmiştik.

İster
başlangıçta (rüyâ görmeden önce) ölünün adına
sadaka vermek olsun, ister rüyânın zâhiri, ölünün sadakaya muhtaç
olduğuna delâlet etsin, her iki durumda sadaka vermekte bir sakınca
yoktur.

Ölüyü
sadece rüyâda görmekle onun adına sadaka verilmesinin
gerektiğine veya müstehap olduğuna inanmaya gelince, bunun dînde
aslı yoktur.Buna delâlet eden hiçbir delil de yoktur. Aksine bu
davranış, bid’ata daha yakındır.

Değerli
âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn’e -Allah ona rahmet etsin-:

“Bir
kimse, rüyâsında amca, dede veya dayı gibi yabancı bir
adamı görürse, rüyâsında gördüğü kimse adına
sadaka vermesi gerekir mi?” diye sorulmuş, bunun üzerine o
şöyle cevap vermiştir:

“Bir
kimse hangi halde görürse görsün, rüyada gördüğü ölünün
adına sadaka vermesi gerekmez. Sadece ölüyü hoşnut ve sevinçli
bir halde görürse, bu ölü için hayırdır ve bu rüyâyı,
sevdiği kimselere anlatır. Eğer ölüyü çirkin ve istenmeyen
bir hal üzere görürse, hoşuna gitmeyen bir rüyâ gören kimse
hakkında meşrû olan şudur: Şeytan’dan ve rüyâsında
gördüğü şeyin şerrinden Allah Teâlâ’ya
sığınmak, soluna hafifçe üç defa tükürmek, uykudan
uyanırken üzerinde bulunduğu tarafından diğer tarafa
intikal etmek ve bu rüyâyı hiç kimseye anlatmamaktır. Eğer bu
rüyâyı uykusunda tekrar görürse, uykusundan ayağa kalksın
ve sol tarafına hafifçe üç defa tükürsün ve rüyânın şerrinden,
gördüğü şeylerin şerrinden ve şeytanın şerrinden
Allah Teâlâ’ya sığınsın. Allah Teâlâ’yı zikretsin.
Abdest alıp namaz kılsın ki, hoşuna gitmeyen şeyleri
gördüğü bu rüyâ ondan gitsin.Zirâ şeytan, kişiyi üzen ve
onu kederlendiren şeylerde gözükür ve onu kederlendirir.

Nitekim
Allah Tebâreke ve Teâlâ, şeytanın, kişiyi hüzünlendiren
şeyi sevdiğini ve onun bundan hoşnut olduğunu şöyle
haber vermektedir:

(( إِنَّمَا النَّجْوى مِنَ الشَّيْطانِ لِيَحْزُنَ الَّذِينَ آمَنُوا
وَلَيْسَ بِضارِّهِمْ شَيْئاً إِلاَّ بِإِذْنِ اللَّهِ وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ
الْمُؤْمِنُونَ )) [سورة المجادلة الآية:10]

“Şüphesiz o
kötü
fısıltılar, îmân edenleri üzüntüye düşürmek için ancak
şeytandan kaynaklanır (şeytan ürünü olan işlerdendir). Oysa
şeytan, Allah’ın izni olmaksızın mü’minlere
hiçbir zarar verebilecek değildir. Şu halde mü’minler, yalnızca
Allah’a tevekkül etsinler.”
Mücâdele Sûresi: 10

Bu âyet, şeytanın, kişiyi üzen, onun canını
sıkan, kalbine hüzün ve keder sokan şeylerde gayretli olduğuna
delâlet etmektedir.”

İbn-I Useymîn,
“Fetâvâ Nûrun Ale’d-Derb”

Muhammed b. Salih el-Useymîn’in web sitesindeki fetvânın linki:


http://www.ibnothaimeen.com/all/noor/article_7605.shtml

Allah Teâlâ en iyi bilendir.