Benim okuma-yazma bilmeyen bir annem var ve ona iyilik yapmak istiyorum. Çoğu zaman okuduğum Kur’an’ın sevabını ona bağışlıyorum. Fakat bu davranışın câiz olmadığını işitince böyle yapmaktan vazgeçtim ve onun adına tasaddukta bulunmaya başladım. Annem şimdi hayatta ve yaşıyor. Hayatta olsun veya ölmüş olsun, annemin adına sadaka versem (tasaddukta bulunsam), bu sadakanın sevabı ona ulaşır mı? Yoksa sadece duâ mı ona ulaşır? Çünkü şu hadiste sadece duâ geçmektedir:
(( إِذاَ ماَتَ اْلعَبْدُ انْقَطَعَ عَنْهُ عَمَلُهُ إِلاَّ مِنْ ثَلاَثٍ: صَدَقَةٍ جَارِيَةٍ، أَوْ عِلْمٍ يُنْتَفَعُ بِهِ، أَوْ وَلَدٍ صَالِحٍ يَدْعُو لَهُ.))
“Bir kul öldüğü zaman, amelinin sevabı kesilir. Ancak (hayrın devamlı olması ve faydasının kesilmemesi sebebiyle) şu üç şeyin sevabı kesilmez: Sadaka-i Câriye (müslümanların yararlanması için bir şeyi Allah rızâsı için vakfetmek gibi), faydalı ilim (insanlara Allah rızâsı için dînî ilimleri öğretmek veya bunun için kitap yazmak gibi), kendisine duâ eden hayırlı evlât (insan vefat ettikten sonra arkasında kendisine rahmet ve mağfiretle duâ eden birisini bıraktığı zaman, o evlâdın duâsı, yabancı bir kimsenin duâsından daha çok kabûle şayandır).”
Bir insan, namazda veya başka yerlerde, otururken veya ayaktayken, anne ve babasına bol bol duâ eden birisi ise, yukarıda zikredilen hadis, onun Allah Teâlâ katında kendisinden iyilik ümit edilen hayırlı evlat olduğuna delâlet eder mi?
Bu konuda beni aydınlatmanızı ricâ ediyorum. Allah Teâlâ size bol bol sevap vermesini diliyorum.
Hamd, yalnızca Allah’adır.
Kur’an okunmasına gelince, İslâm âlimleri, okunan
Kur’an’ın sevabının ölüye ulaşıp-ulaşmayacağı
konusunda iki görüşe ayrılmışlardır. Bu konuda en
tercihli görüş; delil olmadığı için okunan
Kur’an’ın sevabı ölüye ulaşmaz.Zirâ Rasûlullah -sallallahu
aleyhi ve sellem-, kendisi hayatta iken ölen kızları ve
sahâbeden diğer müslümanlar için böyle bir şey yapmamıştır.
Onlar adına namaz da kılmamıştır. Aynı
şekilde onlar adına oruç da tutmamıştır.
Bildiğimiz kadarıyla sahâbe de -Allah onlardan râzı olsun-
böyle bir şey yapmamışlardır.Bu sebeple mü’min için
evlâ olan; bunun terk etmesi, ölüler veya hayatta olanlar için Kur’an
okumamalı ve onlar adına namaz kılmamalıdır. Aynı
şekilde onlar adına oruç da tutmamalıdır. Çünkü
bütün bu amellerin dînde hiçbir delili yoktur. İbâdetlerde aslolan; Allah
Teâlâ’nın kitabında veya elçisi Muhammed -sallallahu aleyhi ve
sellem-‘in sünnetinde meşrû olduğuna dâir bir delil sâbit
olmadıkça o ameli yapmamaktır.
Sadakaya gelince, bu amel, müslümanların
sözbirliğiyle hem ölüye, hem de hayatta olana fayda verir.
Aynı şekilde duâ da müslümanların sözbirliğiyle hem
ölüye, hem de hayatta olana fayda verir. Yukarıda zikredilen hadis,
ölen kimse hakkında gelmiştir.
Bu konuda karmaşık gelen şudur: Salih
amellerin sevabı ölüye ulaşır mı ulaşmaz mı?
Bunun içindir ki Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve
sellem-‘den şu hadis gelmiştir:
(( إِذاَ ماَتَ ابْنُ آدمَ
انْقَطَعَ عَنْهُ عَمَلُهُ إِلاَّ مِنْ ثَلاَثٍ:
صَدَقَةٍ جَارِيَةٍ، أَوْ
عِلْمٍ يُنْتَفَعُ بِهِ، أَوْ وَلَدٍ صَالِحٍ يَدْعُو لَهُ.)) [ رواه مسلم ]
“Bir
kul öldüğü zaman, amelinin sevabı kesilir. Ancak (hayrın devamlı
olması ve faydasının kesilmemesi sebebiyle) şu üç
şeyin sevabı kesilmez: Sadaka-i Câriye (müslümanların
yararlanması için bir şeyi Allah rızâsı için vakfetmek
gibi), faydalı ilim (insanlara Allah rızâsı için dînî
ilimleri öğretmek veya bunun için kitap yazmak gibi), kendisine
duâ eden hayırlı evlât (insan vefat ettikten sonra arkasında
kendisine rahmet ve mağfiretle duâ eden birisini
bıraktığı zaman, o evlâdın duâsı, yabancı
bir kimsenin duâsından daha çok kabûle şayandır).”[1]
Ölüm ile birlikte amellerin
kesileceği bilinen bir konu olunca, Rasûlullah -sallallahu aleyhi
ve sellem- bunun kesilmeyeceğini beyan etmiştir.Hayatta olan kimse
adına sadaka vermeye (tasaddukta bulunmaya) gelince, bunun hem hayatta
olan kimseye, hem de ölen kimseye fayda vereceği konusunda hiç
şüphe yoktur. Aynı şekilde duâ da hayatta olan veya ölen
kimseye fayda verir. Hayatta olan anne ve babasına duâ eden evladın
duâsı onlara fayda verir. Aynı şekilde hayatta olan anne ve
babası adına sadaka veren evladın sadakası onlara fayda
verir.
Yine hac da böyledir. Eğer anne ve baba, yaşlılık
veya iyileşme ümidi olmayan bir hastalık sebebiyle hac farîzasını edâ etmekten âciz
iseler, evladın onlar adına yapacağı hac, onlara fayda
verir.
Bunun için Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-‘den şu hadis sâbittir:
Haş’am kabilesinden bir
kadın Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e gelerek:
(( يَا رَسُولَ اللهِ! إِنَّ
فَرِيضَةَ اللهِ عَلَى عِبَادِهِ فِي الْحَجِّ أَدْرَكَتْ أَبِي شَيْخًا كَبِيرًا،
لاَ يَثْبُتُ عَلَى الرَّاحِلَةِ، أَفَأَحُجُّ عَنْهُ؟ قَالَ: حُجِي عَنْهُ.))
“Ey Allah’ın elçisi! Allah’ın hac
hususundaki farz emri babama çok yaşlı iken erişti. Deve
üzerinde bile duracak halde değildir. Onun yerine haccedebilir miyim? diye
sordu.
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:
-Evet! (Onun yerine haccedebilirsin), buyurdu.”[2]
Başka bir adam Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve
sellem-‘e gelerek:
(( يَا رَسُولَ اللهِ! إِنَّ أَبِي شَيْخٌ كَبِيرٌ لَا يَسْتَطِيعُ
الْحَجَّ وَلَا الْعُمْرَةَ، وَلَا الظَّعْنَ قَالَ: حُجَّ عَنْ أَبِيكَ،
وَاعْتَمِرْ.))
“Ey
Allah’ın elçisi! Şüphesiz babam, hac ve umre yapamayacak, devenin
üzerinde duramayacak kadar çok yaşlıdır. (Onun
yerine hac ve umre yapabilir miyim?) diye sordu.
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:
-Babanın yerine hac ve umre yap, buyurdu.”
Bu hadis, ölen kimsenin veya hayatta olup da çok
yaşlılık sebebiyle haccı edâ etmekten âciz olan erkek veya
kadının adına haccetmenin câiz olduğuna delâlet etmektedir.
Bu sebeple ölü adına sadaka vermek, hac veya umre yapmak, yine bu
amelleri yapmaktan âciz olan kimse adına bunları yapmak, ilim ehlinin
hepsine göre bu ameller ona fayda verir.
Aynı şekilde üzerinde adak orucu, keffâret orucu ve Ramazan
orucunun kazası gibi oruç borcu olduğu halde ölen kimsenin
adına oruç tutmak da, Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘in şu genel olan sözü gereği ölüye
fayda verir:
(( مَنْ مَاتَ وَعَلَيْهِ صِيَامٌ، صَامَ عَنْهُ وَلِيُّهُ.)) [
متفق عليه ]
“Kim üzerinde oruç borcu
olduğu
halde ölürse, onun yerine velisi oruç tutar.”[3]
Bu anlamda birçok hadis vardır. Fakat bir kimse,
hastalık veya yolculuk gibi şer’î bir mazeret gereği gecikir de
Ramazan orucunu kaza edemeden vefat ederse, dînen mazur görüldüğü
için o orucu kaza etmesine veya her gün için bir yoksulu doyurmasına gerek
yoktur.
Ey soruyu soran kardeşim!
Sen, onlar adına tasaddukta bulunarak ve onlara duâ
ederek anne ve babana iyilikte bulunman sebebiyle inşaallah sen hayır
üzeresin. Özellikle anne ve babasına duâ eden evlat hayırlı
bir evlat ise, duâsının kabul olunması daha yakındır.
Bunun içindir ki
Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem- hadisin devamında şöyle
demiştir:
(( … أَوْ
وَلَدٍ صَالِحٍ يَدْعُو لَهُ.))
“…
veya kendisine duâ eden hayırlı evlat.”
Çünkü herkesin anne ve babasına
duâ etmesi istenen ve arzulanan bir şey olmakla birlikte, hayırlı evladın
duâsının kabulü, günahkâr evladın duâsının kabulünden
daha önce gelir. Fakat evlat hayırlı birisi ise, anne ve
babasına duâsının kabul olunması daha yakındır.[4]
[1] Müslim;
hadis no:1631
[2]
Buhârî, hadis
no: 1513
[3]
Buhârî
ve Müslim
[4] Allâme
Abdulaziz b. Abdullah b. Baz, “Mecmû’ Fetâvâ ve Mekâlât Mutenevvia”,
c: 4, s: 348.
