Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in doğum gününün, müslümanlar için önemi nedir?

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in doğum günü, ne zaman ve nasıl kutlanır?

Hamd,
yalnızca Allah’adır.

Birincisi:

Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-,
Allah’ın elçisi olup insanların hepsine birden gönderilmiştir.
Allah Teâlâ insanları, onun vesilesiyle şirk
karanlığından çıkarıp îmân nuruna ileterek kurtarmış
ve onların ellerinden tutarak onları dalâletten hidâyete ve dosdoğru
yola iletmiştir.

Önemli
olması sebebiyle (11575) nolu sorunun cevabına
bakabilirsiniz.

Bu soru,
sizin için, İslâm dîni hakkında geniş çaplı
araştırma yapmanıza bir başlangıç
oluşturmasını, İslâm dînini tanımanızı ve
onun hakkında birçok yeterli bilgiyi okumanıza vesile
olmasını ümit ederim.

Bu hanîf
dîn İslâm hakkında daha fazla bilgiye sahip olabilmeniz için
Kur’an-ı Kerim tercemesi (meâli) elde etmeye gayret etmelisiniz. Hiç
şüphe yok ki bu dîne girdiğiniz zaman İslâm’da bize kız
kardeş olmakla mutluluğumuz kat be kat artacaktır.

İkincisi:

İslâm’da
ibâdetler, büyük bir esas (temel) üzerine kurulmuştur. O esas ise
şudur:

Allah -azze
ve celle-‘nin, kitabı Kur’an-ı Kerim’de meşrû
kıldığı ile Peygamberi ve Elçisi
Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in getirdiği sünnetten
başka bir şeyle Allah Teâlâ’ya ibâdet
etmek, hiç kimseye câiz değildir.

Her kim, Allah -azze ve celle-‘ye, Allah Teâlâ’nın
ve Elçisi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in emretmediği bir şeyle ibâdet ederse, şüphe
yok ki Allah -azze ve celle- o şeyi ondan asla kabul etmez.

Nitekim Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- bize bunu şu hadisi ile haber vermiştir.

Âişe’den
-Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, o
şöyle demiştir:

“Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu
ki

 (( مَنْ أَحْدَثَ فِي أَمْرِنَا
هَذَا مَا لَيْسَ مِنْهُ فَهُوَ رَدٌّ.))
[ متفق عليه ]

“Her kim, bu işimizde (dînimizde) onda olmayan bir şeyi ona ihdâs eder (açık
veya gizli Kur’an ve sünnette aslı olmayan bir şey getirir)se,  o ihdâs ettiği şey, kendisine reddolunmuştur
(bâtıldır).” (Buhârî ve Müslim).

Bu ibâdetlerden birisi de, bayramlardır. Zirâ Allah
-azze ve celle- kutlamamız için bize iki bayramı (Ramazan
bayramı ile Kurban bayramını) meşrû
kılmıştır. Bu iki bayramın dışında bir
bayramı kutlamak, câiz değildir.

Bu konuda (486) nolu sorunun cevabına
bakabilirsiniz.

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in
doğduğu günü (Mevlid-i Nebevî’yi) kutlamaya gelince, bilinmesi
gerekir ki, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bize bu günü kutlamayı
meşrû kılmamış, kendisi de bu günü
kutlamamıştır. Aynı şekilde ashâbı da -Allah onlardan
râzı olsun- bu günü kutlamamışlardır. Halbuki onlar, Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘i bizden daha fazla seviyorlardı ama bununla
birlikte onlar bu günü kutlamamışlardır. Bu sebeple biz, Allah
-azze ve celle-‘nin, Peygamberi -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in emirlerine
uymamızı emretmiş olduğu emrine uyarız.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle
buyurmuştur

  ((… وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ
فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانتَهُوا …))
[ سورة الحشر من الآية: 7 ]  

“Rasûl size neyi verdiyse (hüküm olarak neyi meşrû kıldıysa)
onu hemen alın.Neyi de (almaktan veya yapmaktan) yasakladıysa
ondan hemen vazgeçin.”
(Haşr
Sûresi: 7).

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- de bu
konuda şöyle buyurmuştur

((… فَإِنَّهُ مَنْ يَعِشْ مِنْكُمْ بَعْدِي فَسَيَرَى
اخْتِلافًا كَثِيرًا، فَعَلَيْكُمْ بِسُنَّتِي وَسُنَّةِ الْخُلَفَاءِ
الْمَهْدِيِّينَ الرَّاشِدِينَ، تَمَسَّكُوا بِهَا وَعَضُّوا عَلَيْهَا
بِالنَّوَاجِذِ، وَإِيَّاكُمْ وَمُحْدَثَاتِ الْأُمُورِ، فَإِنَّ كُلَّ مُحْدَثَةٍ
بِدْعَةٌ، وَكُلَّ بِدْعَةٍ ضَلالَةٌ.))
[ رواه أبو داود وصححه الألباني في صحيح أبي داود ]

 “Zirâ sizden her kim, benden sonra yaşarsa, (dînde) çok ihtilaflar görecektir. Bu sebeple
benim sünnetime ve benden sonraki doğru yolu bulmuş râşid
halîfelerimin sünnetini alın ve onlara, azı dişlerinizle
ısırırcasına sımsıkı sarılın. (Dînde aslı olmayıp) sonradan
çıkarılan yeniliklerden sakının. Çünkü (dînde)
sonradan çıkarılan her yenilik, bid’attir.Her bid’at, dalâlettir (sapıklıktır).Her
dalâlet (in sahibi) de, ateştedir.” (Ebu Davud rivâyet etmiş, Elbânî de ‘Sahih-i Ebî
Davud; hadis no: 3851’de hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.)

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in
sevgisini açıklayan şeylerden birisi de, emrettiği ve
yasakladığı her işte ona uymak ve itaat etmektir.İşte bunlardan birisi de doğduğu günü
(Mevlidi-i Nebevî’yi) kutlamamak sûretiyle kendisine uymak ve itaat etmektir.

Bu konuda (5219) ve (10070)
nolu soruların cevaplarına bakabilirsiniz.

Bir kimse, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in
doğduğu günü yüceltmek ve ona saygı göstermek istiyorsa,onun
yerine başka bir şer’î seçenek (alternatif) getirmelidir: İşte
o seçenek de, (nâfile olarak tutulan) Pazartesi günü orucudur. Bu oruç, sadece Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘in doğduğu güne özel
değildir. Aksine her Pazartesi günüdür.

Nitekim Ebu Katâde
el-Ensârî’den
-Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, o
şöyle demiştir:

(( أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ
وَسَلَّمَ سُئِلَ عَنْ صَوْمِ الِاثْنَيْنِ. فَقَالَ: فِيهِ وُلِدْتُ، وَفِيهِ
أُنْزِلَ عَلَيَّ.))
[ رواه مسلم ]

“Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e, Pazartesi
günü orucu hakkında sorulunca o şöyle buyurmuştur:

– O günde (Pazartesi günü) dünyaya geldim (doğdum)
ve o günde (Pazartesi günü) bana vahiy (Kur’an âyetleri) inmeye
başladı.” (Müslim; hadis no: 1987).

Perşembe
günü ise, amelelr kaldırılır ve Allah Teâlâ’ya arz edilir.

Sözün
özü:

Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘in doğum gününü kutlamayı, ne
Allah -azze ve celle-, ne de Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-
meşrû kılmıştır. Dolayısıyla
müslümanların, onun doğum gününü (Mevlid-i Nebevî’yi)
kutlamaları câiz değildir.
Aksine Allah Teâlâ’nın emrine boyun eğmeleri ve Elçisi Muhammed -sallallahu
aleyhi ve sellem-‘in emrine itaat etmeleri gerekir.

Allah Teâlâ’dan sizi hidâyete
ve dosdoğru yola iletmesini niyâz ederiz.

Allah Teâlâ en iyi bilendir.