İftarı, akşam namazından sonraya ertelemekte sevap var mıdır?
Hamd, yalnızca Allah’adır.
İftarı ertelemekte sevap yoktur. Aksine sevap
bakımından daha fazîletli ve daha mükemmel olan; güneş
battıktan hemen sonra iftarı açmak için acele etmektir.
Nitekim Sehl b. Sa’d’dan -Allah ondan râzı
olsun- rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-
şöyle buyurmuştur:
((
لَا يَزَالُ النَّاسُ بِخَيْرٍ مَا عَجَّلُوا الْفِطْرَ.))
[ رواه البخاري ومسلم ]
“İnsanlar iftarlarını erken yaptıkları (iftarda acele ettikleri) sürece hayır
üzeredirler.”[1]
Ebu Hureyre’den -Allah ondan râzı olsun-
rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-
şöyle buyurmuştur:
(( لَا يَزَالُ الدِّينُ ظَاهِرًا
مَا عَجَّلَ النَّاسُ الْفِطْرَ، لِأَنَّ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى يُؤَخِّرُونَ.))
[ رواه أبو داود وحسنه الألباني في صحيح أبي داود ]
“İnsanlar
iftarlarını erken yaptıkları (iftarda acele ettikleri) sürece dîn üstün gelecektir. Çünkü Yahudi ve Hıristiyanlar
iftarı (yıldızların doğuşuna
kadar) geciktirirler.”[2]
İmam Nevevî -Allah ona rahmet
etsin- hadisin şerhinde şöyle demiştir:
“Hadis, güneşin
battığı gerçekleştikten sonra iftarı açmakta acele
etmeyi teşvik etmektedir. Anlamı: “Bu sünneti muhafaza etmeye
devam ettikleri sürece ümmetin işi düzenli, ümmet de hayır üzere olacaktır.
Eğer iftarı ertelerlerse, bu durum, ümmetin içine düştüğü
bir fesada delâlet eden bir alamet olacaktır.”
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in:
“…Çünkü Yahudi ve Hıristiyanlar
iftarı (yıldızların doğuşuna
kadar) geciktirirler.”
Sözüne gelince, et-Tiybî şöyle
demiştir:
“Bu sebep; hanîf İslâm dîninin temelinin, Ehl-i
Kitap’tan olan düşmanlara aykırı hareket etme üzerine kurulu
olduğuna, onlara muvafakat etmek (onlarla beraber hareket etmek) ise, dîni
yok etmek olduğuna delâlet etmektedir.”
(( عَنْ أَبِي عَطِيَّةَ، قَالَ:
دَخَلْتُ أَنَا وَمَسْرُوقٌ، عَلَى عَائِشَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهَا، فَقَالَ لَهَا
مَسْرُوقٌ: رَجُلَانِ مِنْ أَصْحَابِ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، كِلَاهُمَا
لَا يَأْلُو عَنِ الْخَيْرِ، أَحَدُهُمَا يُعَجِّلُ الْمَغْرِبَ وَالْإِفْطَارَ، وَالْآخَرُ
يُؤَخِّرُ الْمَغْرِبَ وَالْإِفْطَارَ، فَقَالَتْ: مَنْ يُعَجِّلُ الْمَغْرِبَ وَالْإِفْطَارَ؟
قَالَ: عَبْدُ اللهِ (بن مسعود)، فَقَالَتْ: هَكَذَا كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ
عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَصْنَعُ.)) [ رواه مسلم ]
“Ebu
Atıyye’den rivâyet olunduğuna göre o şöyle
demiştir:
-Ben ve Mesruk, Âişe’nin -Allah
ondan râzı olsun- yanına gittik.
Mesruk
ona:
-Muhammed -sallallahu
aleyhi ve sellem-‘in ashâbından iki kişi var. İkisi de
hayırdan geri kalmıyorlar. Ancak bunlardan birisi akşam
namazını kılmakta ve oruç açmakta acele ediyor, diğeri ise
hem akşam namazını, hem de iftarı geciktiriyor, dedi.
Bunun
üzerine Âişe -Allah ondan râzı olsun-:
-Akşam namazını kılmakta ve oruç açmakta acele eden kimdir? diye sordu.
Mesruk:
–
(İbni
Mes’ud’u kastederek) Abdullah’tır, cevabını verdi.
Bunun
üzerine Âişe -Allah ondan râzı olsun- şöyle dedi:
-Rasûlullah -sallallahu
aleyhi ve sellem- de öyle yapardı.”
[3]
İmam Şâfiî -Allah ona rahmet etsin-
“el-Umm” adlı eserinde şöyle demiştir:
“İftarı açmakta acele etmek
müstehaptır.”
İbn-i Hazm
-Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir:
“İftarı açmakta acele etmek ve sahuru
geciktirmek sünnettendir. İftar, güneşin, oruçlunun ufkundan
(gözünden) kaybolmasından ibârettir, fazlası değildir (yani
güneşin batmasıyla iftar vakti girmiştir).”[4]
İslâm âlimleri, iftarı açmakta acele etmek
konusunda birçok hikmet zikretmişlerdir. Bu hikmetlerden
bazıları şunlardır:
1.
Yahudi ve Hıristiyanlara aykırı hareket
etmek içindir.
2.
Sünnete uymak ve ona göre hareket etmek içindir.
3.
Gündüze geceden bir şey eklenmemesi (gündüz vaktinin
uzatılmaması) içindir.
4.
Bu, oruçlu için daha kolaydır ve
ibâdeti edâ etmekte daha güçlü olmasına vesiledir.
5.
Allah -azze ve celle-‘nin helal
kıldığını bir an önce yemek ve içmek için acele
etmektir. Çünkü Allah Teâlâ kerimdir (cömerttir). Kerim ise,
cömertliğiyle insanların zevk almasından hoşlanan
kimsedir. Bu sebeple Allah Teâlâ, güneşin batışıyla
birlikte kullarına helal kıldığı şeylerden
onların yemek ve içmekte acele etmelerinden hoşlanır.
Hâfız
İbn-i Hacer -Allah ona rahmet etsin- bu konuda
şöyle demiştir:
“Âlimler,
bunun (iftarın) yerinin, gözle veya adâletli iki şâhidin
-tercihli görüşe göre adâletli bir şâhidin- haber
vermesiyle güneşin batışı gerçekleştiği zaman
olduğunda ittifak etmişlerdir.”[5]
[1]
Buhârî, hadis no: 1957. Müslim, hadis no: 1098
[2]
Ebu Davud, hadis no: 2353. Elbânî,
‘Sahih-i Ebî Davud’, hadis no: 2353’de hadisin hasen olduğunu
belirtmiştir.
[3]
Müslim, hadis no: 1099
[4]
İbn-i Hazm,
“el-Muhallâ”, c: 4, s: 380
[5]
Bkz: İbn-i Hacer,
“Fethu’l-Bârî”, 1957 nolu hadisin şerhi. İbn-i Useymîn,
“eş-Şerhu’l-Mumti'”, c: 6, s: 267
