İki namazı birleştirirken (cem ederken) iki ezân ve iki kâmetin hükmü nedir?

Hamd,
yalnızca Allah’adır.

İslâm âlimleri, birleştirilen iki namaz için iki
ezan ve iki kâmetin hükmü konusunda ihtilaf etmişlerdir.Bu konudaki
görüşlerden doğru olanı; birleştirilen iki namaz için
bir ezan okunması ve her namaz için bir kâmet olmak üzere iki kâmet
getirilmesidir.

Bu, Hanefîler ve Hanbelîlerin görüşü olup
Şâfiîler de bu görüşe dayanmışlardır. Bazı
Mâlikîler de bu görüştedirler.

Bu konuda “el-Mevsûatu’l-Fıkhıyye”;
c: 2, s: 370’e bakınız.

Bunun delili şudur:

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in Vedâ
haccında sâbit olan fiilinde o, öğle namazı ile ikindi namazını
Arafat’ta cem-i takdim olarak bir ezan ve iki kâmetle
kıldırmıştır.Yine, Müzdelife’de akşam namazı
ile yatsı namzını cem-i tehir olarak bir ezan ve iki kâmetle
kıldırmıştır.

Câbir b. Abdullah’tan -Allah ondan râzı olsun-
rivâyet olunduğuna göre o, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in
Vedâ haccını vasfederken şöyle demiştir:

(( ثُمَّ أَذَّنَ
ثُمَّ أَقَامَ فَصَلَّى الظُّهْرَ ثُمَّ أَقَامَ فَصَلَّى الْعَصْرَ وَلَمْ يُصَلِّ
بَيْنَهُمَا شَيْئًا
… حَتَّى أَتَى الْمُزْدَلِفَة فَصَلَّى بِهَا الْمَغْرِبَ وَالْعِشَاءَ بِأَذَانٍ
وَاحِدٍ وَإِقَامَتَيْنِ.))
[ رواه مسلم ]

“… Sonra ezan okundu, sonra kâmet getirildi.
Ardından öğle namazını kıldırdı.Sonra
kâmet getirildi, ardından ikindi namazını
kıldırdı. İki namaz arasında hiçbir şey
(sünnet namaz) kılmadı. Ta ki Müzdelife’ye gelince, orada akşam
namazı ile yatsı namazı bir ezan ve iki kâmetle
kıldırdı.” (Müslim; hadis no: 1218)

İlmî Araştırmalar ve Dâimî Fetvâ
Komitesi’ne:

“Bazı fakihler: Yağmurlu havada akşam
namazı ile yatsı namazı iki ezanla kılınır, demişlerdir.
Bunun hükmü nedir?”

Diye sorulmuş, bunun üzerine o şöyle cevap
vermiştir:

Sünnet olan; bir kimsenin, yolculuk, hastalık ve
mukimlik halinde yağmur yağması gibi iki namazı cem etmeyi
mübah kılan bir gerekçe bulunduğu takdirde akşam namazı ile
yatsı namazını bir ezan ve iki kâmetle birleştirerek
kılmasıdır. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in fiili
gereği, sahih ve açık sünnetin delâlet ettiği şey,
budur.” (“İlmî Araştırmalar ve Dâimî Fetvâ Komitesi
Fetvâları”; c: 8, s: 142)

Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn -Allah ona
rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:

“Bir kimse iki namazı cem ederken, birinci
namaz için ezan okur, her bir farz namaz için de kâmet getirir. Bu hüküm,
şehirde olmayıp şehir dışında olursa
böyledir.Eğer şehirde ise, şehirde okunan ezan yeterlidir.
Bu takdirde her namaz için kâmet getirir.

Bunun delili, Sahih-i Müslim’de Câbir’in hadisinde sâbit
olduuğna göre Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Arafat’ta ezan
okundu, sonra kâmet getirildi, ardından
öğle namazını kıldırdı.Sonra kâmet
getirildi, ardından ikindi namazını kıldırdı. Aynı
şekilde Müzdelife’de de önce
ezan okundu, sonra kâmet getirildi, ardından akşam namazını
kıldırdı, sonra tekrar kâmet getirildi, ardından da
yatsı namazını kıldırdı.”
(“eş-Şerhu’l-Mumti'”; c: 2, s: 78-79)

Ezan ve kâmetin hükmüne gelince, her ikisi de farzı
kifâye’dir. Cemaat için içlerinden birisinin ezan okuması ve kâmet
getirmesi yeterlidir.Cemaatin hepsinden bu istenmez.

Nitekim değerli 
âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn’in -Allah ona rahmet etsin-
yukarıda geçen sözünde açıklandığı üzere,
eğer cemaat şehirde iseler ve müezzinler de mescitlerde ezan
okumuşlarsa, bu onlar için yeterlidir ve her namaz için kâmet getirirler.

Yine değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn -Allah
ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:

“Ezan ve kâmet farz olduğuna delâlet eden delil
ise; Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in birçok hadiste ezan
okunmasını ve kâmet getirilmesini emretmesi, onun mukimlik ve
yolculuk hallerinde buna devam etmesidir. Çünkü namaz vakti, genellikle
ancak ezan ve kâmetle bilinir. Maslahat da bu ikisiyle tayin edilir.
Ayrıca ezan ve kâmet, İslâm’ın açık
şiârlarındandır…

Ezan ve kâmet, mukim ve yocular için farzdır.Bunun
delili şu hadistir:

((
أَنَّ النَّبِيَّ
صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ
وَسَلَّمَ قَالَ لِمَالِكِ بْنِ الْحُوَيْرِثِ وَصَحْبِهِ:
إِذَا حَضَرَتِ الصَّلاَةُ فَلْيُؤَذِّنْ لَكُمْ
أحَدُكُمْ.)) [ متفق عليه ]

“Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, Mâlik b. el-Huveyris
ve arkadaşlarına şöyle buyurdu:

– Namaz vakti girdiğinde biriniz size ezan
okusun.”
(Buhârî
ve Müslim)

Mâlik b. el-Huveyris ve arkadaşları, bir heyet
olarak Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e gelmişler, ardından
da âilelerine dönüyorlardı. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-
onlara kendilerinden birisinin ezan okumasını emretti.Çünkü Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-, ne mukimlik, ne de yolculuk hallerinde ezan ve
kâmet bırakmamıştır. Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi
ve sellem- yolculukları sırasında ezan okunur, bunun için de
Bilal’e -Allah ondan râzı olsun- ezan okumasını emrederdi.

Ezanın hükmü konusunda doğru olan
görüş; hem mukimlerin, hem de yolcuların namaz için ezan
okunması gerekir. Dolayısıyla iki namaz cem edilmedikçe,
beş vakit namazın her birisi için ayrı ezan okunması gerekir.
İki namazın cem edilmesi halinde ise, bir ezan yeterlidir. Fakat her
namaz için kâmet getirilmesi gerekir.” (“eş-Şerhu’l-Mumti'”; c: 2, s: 42-46)

Allah Teâlâ en iyi bilendir.