Ben, şişkinlik ve gazlar çıkması gibi sinirsel kolondan kaynaklanan hastalıktan sıkıntı çekmekteyim. Bunun anlamı; ben, her abdest aldıktan sonra abdestimi yeniliyorum. Öyle ki ben, kimi zaman abdest alırken veya abdest aldıktan sonra veyahut da namaz kılarken benden gazlar çıkması sebebiyle beş defa abdest aldığım oluyor. Gördüğünüz gibi ben genç bir kız olmama rağmen, her zaman bu imkânı bulamıyorum. Fakat bu durum bende bir çok defa tekrar etmekte ve Teravih namazı gibi bazı namazları edâ etmeme engel olmaktadır. Oysa ben, Cuma namazına gitmek istiyorum. Fakat bu zikrettiğim sebeplerden dolayı Cuma namazlarına gidemiyorum. Ayrıca benden çıkan gazlar, normal gazlar gibi olmayıp çok pis kokulu olmaktadır. Benim bu durumda ne yapmam gerekir? Her defasında yeniden abdest almaya devam etmeli miyim? Bu şekilde devam etmem gerekir mi?

Hamd, yalnızca Allah’adır.

Birincisi:

Allah Teâlâ’dan, soruyu soran bacımıza
şifâ vermesini dileriz. Dînde bilgili olmak için gösterdiği
gayretten ve dîni ile ilgili konularda bilgi sahibi olmak için
utanmamasından dolayı Allah Teâlâ kendisini en güzel şekilde
mükafatlandırsın.

İkincisi:

Namaz kılan bir kimse, namaz sırasında
kendisinden hiçbir şey çıkmadığı halde  kimi zaman kendisinden yel
çıktığını zannedebilir.Bu durum, namazı bozmak ve
namazda huşu duymasına bununla engel olmak isteyen şeytanın
bir vesvesesi olabilir. Namaz kılan kimsenin, kendisinden bir şey
çıktığından emîn olmadıkça namazını
bırakması (bozması) gerekmez.

(( عَنْ عَبَّادِ بْنِ تَمِيمٍ عَنْ
عَمِّهِ أَنَّهُ شَكَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
الرَّجُلُ الَّذِي يُخَيَّلُ إِلَيْهِ أَنَّهُ يَجِدُ الشَّيْءَ فِي الصَّلَاةِ،
فَقَالَ: لا يَنْفَتِلْ أَوْ لَا يَنْصَرِفْ حَتَّى يَسْمَعَ صَوْتًا أَوْ يَجِدَ
رِيحًا.))
[ رواه البخاري ومسلم ]

“Abbâd b. Temîm’den, o da amcasından rivâyet
ettiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e, na­maz sı­ra­sın­da bir­şey­ler his­set­ti­ği
duygu­su ge­len (dübüründen koku veya ses
çıktığı /yellendiği kendisine hayal edilen) ki­şinin
du­ru­mun­dan şikâyette bu­lu­nu­lun­ca o şöy­le bu­yur­muş­tur:

– (Dübüründen) bir ses
işit­me­dik­çe ve­ya bir ko­ku hissetmedikçe na­ma­zı bı­rak­ma­sın.”
(Buhârî; hadis no: 137. Müslim; hadis no: 362.Lafız, Müslim’e aittir.)

Hadisten
kastedilen şey; yel sesini işitmek veya kokuyu hissetmekle abdestin
bozulmasının birbiriyle bağlantılı olması
değildir.Aksine hadisten kastedilen şey; bir ses işitmese veya
koku hissetmese bile insanın kendisinden bir şey
çıktığından emîn olmasıdır. (Bkz: Nevevî’nin
Sahih-i Müslim Şerhi; c: 4, s: 49)

Aslolan;
namaz kılan kimsenin abdestli ise, abdesti şek ve şüpheyle
bozulmaz. Aksine öncelikle hadesten (abdestin bozulduğundan) emîn
olması gerekir.Eğer abdestini bozduğundan emîn olursa, namazdan
çıkar ve abdest alır.

Hades
(abdestin bozulması), ancak insanın şeksiz ve karmaşık
olmayan bir şekilde ön ve arkasından
çıktığından emîn olduğu şeyle olur.Karında
bir şişkinlik meydana geldiğini hissetmeye gelince, -kendisinden
bir şey çıkmadıkça- bu durum abdesti bozan şeylerden
değildir.

Şikâyet
ettiğiniz bu gazların hükmü, istihâze olan kadın ile
idrarını tutamayan (seles-i bevl) olan kimse gibidir. (Muhammed b.
Salih el-Useymîn; “eş-Şerhu’l-Mumti”; c: 1, s: 437)

Bu
gazların iki hali vardır:

Birincisi:

Bu
gazların kesildiği ve sona erdiği bir vaktinin
olmasıdır. Örneğin gazlar çıktıktan sonra bir
süre gazların gelmediği vakitte abdest alıp namaz kılma
imkânı buluyorsanız, sonra tekrar gazlar çıkmaya
başlıyorsa, gazların kesildiği bu süre içerisinde abdest
alıp namazı kılmanız gerekir.

İkincisi:

Gazların
sürekli olarak çıkması ve gazların kesildiği belli bir
sürenin olmaması, aksine her an için gazların
çıkmasının mümkün olmasıdır. Bu durumda namaz vakti
girdiği zaman her namaz için abdest almanız ve bu abdestle namaz
kılmanız gerekir.Bu gazlar, abdest alırken veya namaz
kılarken çıksa bile, sizin abdest veya namazınıza bir
zararı yoktur.

Şeyhuslislâm İbn-i Teymiyye
-Allah ona rahmet etsin- bu konuda
şöyle demiştir:

“Bir
namaz kılma süresi kadar abdestini koruma (bozmama) imkânı olmayan
kimse, abdest alır ve namazını kılar. Namaz
sırasında kendisinden çıkan şeyin ona hiçbir zararı
yoktur.İmamların oybirliğiyle bununla onun abdesti de
bozulmaz.Bu kimse için en çok gereken şey; her namaz için abdest
almasıdır.” (Mecmû’u Fetâvâ Şeyhulislâm İbn-i
Teymiyye; c: 21, s: 221)

İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî
Komitesi’ne; idrarını tutamama (seles-i bevl)
hastalığına yakalanan, idrarını yaptıktan bir
süre sonra, idrarının kesilmesini beklediği takdirde cemaati
kaçıran kimsenin hükmünün ne olduğu sorulmuş, bunun üzerine
komite şöyle cevap vermiştir:

“Eğer idrar akıntısının bir süre
sonra kesileceğini biliyorsa, cemaatin fazîletini elde etmek için bu halde
namaz kılması câiz değildir. Bu kimsenin, cemaati kaçıracak
olsa bile, idrar kesilinceye kadar beklemesi, ardından da yeniden istinca
yapması (tahâretlenmesi), sonra da abdest alıp namazını
kılması gerekir.Bu kimsenin, cemaatle namaz kılmaya
yetişmek için namaz vakti girdikten sonra bir an önce istinca
yapması (tahâretlenmesi), ardından da abdest alması
gerekir.”

Yine, İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi
Fetvâları’nda şöyle gelmiştir:

“Aslolan,
yel çıkmasının abdesti bozmasıdır. Fakat bir kimseden
sürekli olarak yel çıkıyorsa, namaz kılmak istediğinde her farz
vakit namazı için abdest alması gerekir. Daha sonra namazda iken
kendisinden yel çıkarsa, bu yel onun namazını bozmaz. Bu
kimsenin bitirinceye kadar namazına devam etmesi gerekir.Çünkü bu,
Allah Teâlâ’dan kullarına bir kolaylık, onların üzerinden zorluk
ve meşakkati kaldırmaktır.

Nitekim
Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

(( …. يُرِيدُ اللّهُ بِكُمُ
الْيُسْرَ وَلاَ يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ…))
[ سورة البقرة من الآية :185 ]

“Allah, sizin için (dîninde) kolaylık
ister, güçlük (ve meşakkat) istemez.” (Bakara Sûresi: 185)

Yine
şöyle buyurmuştur:

(( … وَمَا جَعَلَ عَلَيْكُمْ فِي
الدِّينِ مِنْ حَرَجٍ …))
[ سورة الحج من
الآية: 78 ]

“O (Allah), dînde sizin için bir zorluk
kılmamıştır.” (Hac
Sûresi: 78) (İlmî
Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi Fetvâları; c: 5, s:
411)

Üçüncüsü:

Bu pis
kokuyla mescide gitmenize gelince, bu câiz değildir. Çünkü
mescitler, namaz kılanlara ve meleklere eziyet veren ve onları
rahatsız eden her türlü pis kokulardan korunması ve muhafaza edilmesi
gerekir.

Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- sarımsak
veya soğan yiyen kimsenin mescide yaklaşmasını
yasaklamıştır.

 

 Câbir b. Abdullah’tan
-Allah ondan ve babasından râzı olsun- rivâyet olunduğuna
göre, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle
buyurmuştur:

(( مَنْ أَكَلَ ثُومًا أَوْ بَصَلًا
فَلْيَعْتَزِلْنَا، أَوْ قَالَ: فَلْيَعْتَزِلْ مَسْجِدَنَا، وَلْيَقْعُدْ فِي
بَيْتِهِ.))
[ رواه البخاري ومسلم ]

“(Pişmemiş) sarımsak veya soğan
yiyen, bizden uzak dursun. (Veya şöyle buyurdu): Mescidimizden
uzak dursun ve evinde otursun.” (Buhârî ve Müslim)

Yine, Câbir b. Abdullah’tan -Allah ondan ve
babasından râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

(( مَنْ أَكَلَ الْبَصَلَ وَالثُّومَ
وَالْكُرَّاثَ فَلا يَقْرَبَنَّ مَسْجِدَنَا، فَإِنَّ الْمَلائِكَةَ تَتَأَذَّى
مِمَّا يَتَأَذَّى مِنْهُ بَنُو آدَمَ.))
[رواه مسلم]

“(Pişmemiş) soğan, sarımsak ve
pırasa yiyen, sakın mescidimize yaklaşmasın! Çünkü
Âdem oğullarının rahatsız oldukları
şeylerden, melekler de rahatsız olurlar.” (Müslim; hadis no:
564.)

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, üzerinde
soğan veya sarımsak kokusu bulunan kimsenin mescitten
çıkarılmasını emrederdi.

Nitekim Ömer b. Hattab’tan -Allah ondan râzı
olsun- rivâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir:

(( إِنَّكُمْ أَيُّهَا النَّاسُ!
تَأْكُلُونَ شَجَرَتَيْنِ لا أَرَاهُمَا إِلا خَبِيثَتَيْنِ: هَذَا الْبَصَلَ
وَالثُّومَ، لَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
إِذَا وَجَدَ رِيحَهُمَا مِنْ الرَّجُلِ فِي الْمَسْجِدِ أَمَرَ بِهِ فَأُخْرِجَ
إِلَى الْبَقِيعِ، فَمَنْ أَكَلَهُمَا فَلْيُمِتْهُمَا طَبْخًا.))
[رواه مسلم]

“Ey insanlar! Şüphe yok ki siz, şu iki bitkiyi,
soğan ve sarımsağı yiyorsunuz. Ancak ben,  bu ikisini habis (pis/kötü) olarak görüyorum. Andolsun ki
ben, Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘i, bu iki bitkinin kokusunu mescitte bir kimsenin
üzerinde bulduğu zaman, onun mescitten çıkarılıp Baki’ye
götürülmesini emrettiğini gördüm. Kim bu iki birkiyi yemek
isterse, pişirerek onun kokusunu öldürsün (gidersin).” (Müslim; hadis no: 567).

Allah Teâlâ
en iyi bilendir.