Müslüman olmadığım halde sizin akidenize çok meraklı biriyim. Söylediği sözlerden dolayı (Selman Rüşdi’yi kastediyorum) ölüm fermanını çıkararak,  ölüm cezasını gerektiren nedeni anlamam çok zordur. Bir beşer olarak Allah’tan başka hiç kimsenin bu gibi kararları çıkaracak yetkiye sahip olmadığını sanıyorum.

Cevap:

Allah’a
hamd olsun,

Sizin bu güzel soruyu
sormanızdan, dinimize olan merakınız ve cevabı
almanızdaki hırsınızdan dolayı size teşekkür
eder, size bir misafir, okuyucu ve istifade edenler olarak hoş geldin
diyoruz.

Soruyu soran kardeşimiz!
Mektubunuz üzerinde çokça durmamızın sebebi sizin İslam dinine
olan merakınızdır. Bu ise hem bizim hem de sizin için de birer
müjdedir. Bizim açımızdaki müjde ise: sizin gibi hakkı
araştıran birine dinimizin ulaşmasıdır ki,
Rasulullah
sallallahu aleyhi vesellem
in bu dinin
yeryüzünün tümüne ulaşmasıdır. 
Temimî Darî’den rivayet edildiğine göre
Rasulullah
sallallahu aleyhi vesellem

den
şöyle dediğini işitmiştir:  “Gece ve gündüzün vardıkları
noktaya bu din varacaktır. Azizin izzetiyle, zelilin zilletiyle Allah çamurdan
yapılmış hiçbir evi ve kıldan yapılmış
hiçbir çadırı bırakmayacaktır ki bu din oraya girmesin. Bu
öyle bir izzettir ki Allah İslâm ve İslâm ehlini onunla aziz
kılar. Öyle bir zillettir ki onunla küfrü zelil kılar”.[1]

Sizin açınızdaki müjde
ise şudur: Sizin bu merakınız sizi bu hanif dinin
detaylarını öğrenmenize yardımcı olacak. Sonra da
bu dinin sağlam fıtrata, dürüst akla uygun olduğunu göreceksiniz.
Size tavsiyemiz: Sizi etkileyecek her türlü etkenlerden
sıyrılmanız, sabır ve metanetle İslam dinini
okumanızdır. Sizin bu konulara bağlı  (219),(21613),(20756),(10590) soruları
okumanızda fayda vardır.

“Söylediği
sözlerden dolayı (Selman Rüşdi’yi kastediyorum) ölüm
fermanını çıkararak, 
ölüm cezasını gerektiren nedeni anlamam çok zordur. Bende
sizin gibi bir beşer olarak Allah’tan başka hiç kimsenin bu gibi
kararları çıkaracak yetkiye sahip olmadığına
inanıyorum.” Sözünüze gelince sözleriniz doğrudur. Zira
Allah’ın kitabı ve Resul

sallallahu aleyhi
vesellem

in Sünnetinden delil olmadan
hiçbir kimse başkasının ölümüne karar veremez. Müslüman
âlimlerce başkasının öldürmesini gerektirecek olan kelimeye
riddet nedir? Riddet ne ile olur? Mürtedin hükmü nedir?

Birincisi Riddet nedir? İslamdan
sonra küfre dönmeye riddet denir.

İkincisi Riddet ne ile olur?

Riddet dört şekilde
oluşur

1)    

İtikadî
Riddet: Allah’a ortak koşmak, inkâr etmek veya Allah’ın
sıfatlarından bir sıfatını yok saymak, yâda Allah’a
çocuk nisbet etmek. Bu durumda bunlardan birine yapan kişi mürted ve kâfir
olur.

Sözle Allah’a sövmek:
Allah ve Resulu sallallahu aleyhi vesellemı sövmek gibi.

2)    

Fiillerle
riddet: Kur’an-ı çöpün olduğu yerlere atmak gibi, çünkü bu gibi
fiiller Allah’ın kelamıyla alay etmek gibidir. Puta tapmak,
Güneş ya da ay’a tapmak gibi, Hem bunlar inanmamanın
işaretleridir.

3)    

Terketmekle
Riddet: İslam dininin tüm şiarlarının terki veya hiçbir
şiarıyla amel etmemek gibi.

Üçüncü
olarak: Mürtedin hükmü nedir?

Riddet
şartları olan; akıllı olmak, ergenlik çağına
gelmek ve isteyerek dinden çıkma şartları bulunduran Müslüman
mürted olursa kanı helaldir. Müslümanların emiri ya da
yardımcısı –kadı-öldürür. Yıkanmaz, namazı
kılınmaz, Müslümanların mezarlıklarında defnedilmez.

Mürted olanı öldürmenin
delili
Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem

in şu hadisidir: “Dinini değiştiren kişiyi
öldürün”

[2]
. Dinden maksat İslam
dinidir.

Başka bir hadiste Rasulullah sallallahu
aleyhi vesellem

 şöyle buyurmuştur: Müslüman
kişinin kanı üç şey haricinde helal olmaz” Zina eden evli, nefse
karşı nefis, dinini terk edip, 
İslam cemaatından ayrılan kimse “Buhari ve Müslim rivayet
eti.[3]

İşte soruyu soran
kardeşim! Mürted kişinin öldürülmesi Allah’ın emriyle
olmuştur.: Allah teala bize

Rasulullah sallallahu
aleyhi vesellem
e itaat etmemizi şu
şekilde emrediyor: “Allah’a Resulüne ve Müslümanların emirlerine
itaat ediniz.” Allah Resulü daha önce de belirttiğimiz üzere mürtedi
öldürmemizi emrediyor.“Dinini değiştiren kişiyi
öldürün” diyor.

Bu konuda
düşünüp ikna olman için zamana ihtiyacın olacaktır.
Allah’ın bize farz ettiği sahih ve biricik Hak dine tabi olup buyun eğdikten
sonra,  istediği zaman dinden
çıkarmayı gerektirecek küfür sözlerini sarf ederek,
kolaylıkla dini bırakan kişinin Allah’a Resul üne Kitabına
ve dinine küfür ettikten sonra caydırıcı hiçbir cezaya tabi
tutulmazsa bu durum hem dinden çıkan kişiye hem de dine girecekler
için nasıl bir tesir oluşturacak?

İşte
tabi olması vacip olan dinin bu caydırıcı cezası
olmazsa istediği zaman içine girip çıkılan büro veya dükkâna
benzeyecek, Böylelikle hakkı terk etmek başkalarına da
cesaret verir.

 Bununla beraber bu kişi hakkı
tanımayan, alışmayan yâda ibadet etmeyen biri de değildir,
bu kişi hakkı bilen, alıştırma yapan ve ibadet
şiarları yerine getiren biridir. Bu ceza müstahak olduğu cezadan
daha büyük değildir. Bu büyük ceza ancak hayatında kendisi için
hiçbir faydanın olmadığı birine uygulanır. Zira bu
kişi hakkı bilmiş tabi olduktan sonra dini bırakıp
ayrılmıştır, bundan daha kötü biri olur mu?

Cevabı
şöyle özetleyebiliriz: İslam’a girdikten sonra
çıkıp bırakan kişiyi öldürme emrini veren Bu dini
indirip insanlara farz eden Allah’tır. Bu hüküm Müslümanların
öneri ve içtihatları değildir. Durum böyle olunca
Allah’ı Rab ve ilah kabul ettiğimizden onun hükmüne tabi olmamız
gerekir. Allah biz ve sizi onun sevip razı olduğu şeyde muvaffak
etsin. Sana bir daha teşekkür ederiz. Hidayete tabi olanlara selam olsun.

[1]İmam Ahmed
(16344) Elbanî, Silsile’i Sahihinde bu hadisi sahih görmüştür.

[2] Buharî,2794

[3]
Buharî,(6878),Müslim(1676), Mevsuat’ül-Fıkhiyye(22/180) bakınız.