Bazı arkadaşlar şöyle diyorlar: İslam’a girmeyen kimse hür sayılır ve Müslüman olmaları içinde zorlanmazlar. Bu sözlerine delil olarak da Allah Azze ve Celle’nin şu âyetlerini delil olarak getiriyorlar: «Sen, insanları mü’min oluncaya kadar zorlayıp duracak mısın?» (Yunus: 99) «Dînde zorlama yoktur.» (Bakara: 256) Bu konudaki görüşünüz nedir?
Hamd, Allah’a mahsustur.
Bu iki âyeti Kerime ve onun manasındaki
diğer âyetler hakkında bunun mecusi, hıristiyan ve yahudi gibi
cizye alınanlar hakkında olduğunu âlimler
açıklamışlardır. Onlar, İslam’a girmeleri için
zorlanmazlar. Bilakis, İslam’ı kabul etmeleri ya da cizye vermeleri
arasında muhayyer bırakılırlar.
İlim ehlinden diğer bazı
âlimlerde şöyle dediler: Bu, İslam’ın başında
idi. Sonra da bu, Allah Azze ve Celle’nin savaş ve cihad emriyle
neshedilmiştir. Her kim İslam’a girmekten kaçınır, kabul
etmezse, İslam’a girene veya cizye verene kadar şayet Müslümanlarda
güç-kuvvet var ise onlarla cihad etmek farzdır. Burada gerekli olan,
şayet onlardan cizye alınmaz ise, kâfirlerin İslam’a girmelerini
zorunlu tutmadır. Çünkü onların İslam’a girip Müslüman
olmalarında onların dünya ve âhirette kurtuluşları ve saadetleri
vardır. Bir insanı, içinde hüda ve saadetin olduğu hakka zorunlu
tutma, onun için batıldan daha hayırlıdır. Tıpkı
bir insanın Âdemoğlunun üzerine olduğu hak davayı,
velev ki hapse bile atılsa, dövülse de o hakkı
bırakmaması gibi. Bunun içindir ki kâfirleri, Allah’ın
Tevhidi’ne ve İslam Dini’ne girmelerini zorunlu tutma daha evla ve daha
gereklidir. Çünkü onda, onların dünya ve âhirette mutlulukları
vardır. Ancak onlar, mecusi, hıristiyan ve yahudiler gibi Kitap
Ehli’nden olurlarsa bu hüküm geçerlidir. Bu üç gurubun İslam’a girme veya
cizye vermede seçme hakkına sahip olduklarına dair Kurân ve sünnette
nas gelmiştir. Ya onlar İslam’a girerler ya da horlanmış
olarak cizye verirler.
Bazı ilim ehli, İslam ve cizye
verme arasında seçme hakkına sahip olma konusunda
başkalarını da bu guruba dâhil etmişlerdir. Tercih edilen
ise, bu üç guruptan başkasının bu kategoriye
girmeyeceğidir. Sadece bu üç gurup İslam’ı seçme ya da cizye
vermede seçme hakkına sahiptirler. Çünkü Allah Rasûlü sallallahu
aleyhi ve sellem Arap yarımadasında kâfirlerle
savaşmıştır. Allah Azze ve Celle şöyle buyurdu:
( فَإِنْ تَابُوا وَأَقَامُوا الصَّلاةَ وَآتَوُا الزَّكَاةَ
فَخَلُّوا سَبِيلَهُمْ إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ ) – التوبة / 5
«Fakat tövbe
ederler, namazı dosdoğru kılarlar ve zekâtı da verirlerse,
artık yollarını serbest bırakın. Allah, şüphesiz,
çok bağışlayıcıdır; çok merhametlidir.» (Tevbe: 5)
Allah Azze ve Celle
burada «veya cizye verirlerse» dememiştir. Yahudi, hıristiyan ve
mecusilerden İslam’a girmeleri istenir. Şayet onlar İslam’a
girmekten kaçınırlarsa cizye verirler. Şayet onlar ne
İslam’a girmeyi ne de cizye vermeyi kabul etmezler ise, şayet
Müslümanların güçleri yetiyorsa onlarla savaşmaları üzerlerine
vâcib olur.
Allah Azze ve Celle
şöyle buyurdu:
( قَاتِلُوا الَّذِينَ لا يُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَلا بِالْيَوْمِ
الآخِرِ وَلا يُحَرِّمُونَ مَا حَرَّمَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ وَلا يَدِينُونَ دِينَ
الْحَقِّ مِنَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ حَتَّى يُعْطُوا الْجِزْيَةَ عَنْ
يَدٍ وَهُمْ صَاغِرُونَ ) – التوبة / 29
«Kendilerine kitap
verilenlerden Allah’a ve âhiret gününe îman etmeyenlerle, Allah’ın ve
Rasûlü’nün haram kıldığını haram saymayanlarla ve hak
dîni dîn edinmeyenlerle, boyun eğip kendi elleriyle cizye vermedikçe
savaşın.» (Tevbe:
29)
Allah Rasûlü sallallahu
aleyhi ve sellemin mecusilerden cizye aldığı sabit
olmamıştır. Ne Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellemden ne de
O’nun ashabından -Allah onlardan razı olsun- zikredilen bu üç taife
dışında cizye aldıkları sabit olmamıştır.
Bunda asıl olan Allah Azze ve Celle’nin şu kavlidir:
( وَقَاتِلُوهُمْ حَتَّى لا تَكُونَ
فِتْنَةٌ وَيَكُونَ الدِّينُ كُلُّهُ لِلَّهِ ) – الأنفال / 39
«Fitne
kalmayıncaya ve dîn, tamamen Allah’a âit oluncaya kadar onlarla savaşın.» (Enfâl: 39)
Allah Azze ve Celle
şöyle buyurdu:
( فَإِذَا انْسَلَخَ الأَشْهُرُ الْحُرُمُ فَاقْتُلُوا
الْمُشْرِكِينَ حَيْثُ وَجَدْتُمُوهُمْ وَخُذُوهُمْ وَاحْصُرُوهُمْ وَاقْعُدُوا
لَهُمْ كُلَّ مَرْصَدٍ فَإِنْ تَابُوا وَأَقَامُوا الصَّلاةَ وَآتَوُا الزَّكَاةَ
فَخَلُّوا سَبِيلَهُمْ إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ ) – التوبة / 5
«Haram aylar
çıkınca, müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün;
onları tutun; hapsedin; bütün gözetleme yerlerinde onları
gözetlemek için oturun. Fakat tövbe ederler, namazı
dosdoğru kılarlar ve zekâtı da verirlerse, artık
yollarını serbest bırakın. Allah, şüphesiz, çok
bağışlayıcıdır; çok merhametlidir.» (Tevbe: 5)
Bu âyet,
“Âyetus-Seyf” (kılıç âyeti) olarak isimlendirilir.
Bu ve benzeri âyetler,
İslam’da zorlama olmadığını söyleyen âyetleri
nesheder.
Başarı
Allah’tandır.
