SORU:
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in azabın hafifletilmesi için kabirlerinde azap gören iki kişinin kabrinin üzerine iki yaş hurma dalı koyduğunu bir hadiste işitmiştim. Fakat bunun hikmetini bilEmemiştim.Kabir azabının ölüden hafifletimesi için Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in yaptığı gibi bir davranışta bulunmamız câiz midir?

CEVAP:

Hamd, yalnızca Allah’adır.

Birincisi:

Evet zikrettiğiniz hadis
doğrudur. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘den sâbit olduğuna göre, o iki
kabre uğramış ve şöyle buyurmuştur:

((
إِنَّهُمَا لَيُعَذَّبَانِ، وَمَا يُعَذَّبَانِ مِنْ كَبِيرٍ، ثُمَّ قَالَ: بَلَى.
أَمَّا أَحَدُهُمَا فَكَانَ يَسْعَى بِالنَّمِيمَةِ،

وَأَمَّا الْآخَرُ
فَكَانَ لاَ يَسْتَتِرُ مِنْ بَوْلِهِ، قَالَ: ثُمَّ أَخَذَ عُودًا رَطْبًا
فَكَسَرَهُ بِاثْنَتَيْنِ، ثُمَّ غَرَزَ كُلَّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا عَلَى قَبْرٍ،
ثُمَّ قَالَ: لَعَلَّهُ يُخَفَّفُ عَنْهُمَا مَا لَمْ يَيْبَسَا ))

[
رواه البخاري ومسلم ]

‘Şüphesiz
ki o ikisi azap çekiyorlar.Çektikleri azap da büyük bir şey değildir (kolay
olan, fakat ondan korunmaları nefislerine zor gelen bir şey idi.) Oysa o şey,
büyük günah idi.’ Sonra şöyle buyurdu:’Evet! Onlardan birisi, (insanlar
arasında) laf getirip-götürürdü.Diğeri ise idrar sıçrantısına karşı korunmazdı.
Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- sonra yaş bir dal isteyerek onu ikiye
ayırdı. Bir parçasını birinin üzerine dikti, diğerini de öbürünün üzerine dikti
ve: ‘Bu iki dal, yaş kaldıkça o ikisinden azabın hafifletimesini ümit ederim’
buyurdu.”

 [Buhârî,
hadis no: 1387, Müslim, hadis no: 292
]

Bu hadis,
kabir azabının hafifleyebileceğine delildir. Fakat bu iki yaş hurma dalının, bu
iki kabirde yatan kimselerden azabın hafifletilmesi ile ilgisi nedir?

1.
Çünkü iki yaş hurma dalı, kurumadığı sürece Allah Teâlâ’yı tesbih eder. Tesbih
ise ölünün üzerindeki kabir azabını hafifletir.

Bazı
âlimler, bu sebeplere binâen -uzak bir ihtimal olabilir-, kabirlerde yatanlardan
azabın hafifletilmesi için, insanın kabirlere gitmesinin ve kabirlerin yanında
tesbihte bulunmasının sünnet olduğu hükmünü çıkarmışlardır.

2.
Yine bazı âlimler şöyle demişlerdir: Bu, çok zayıf bir sebeptir. Çünkü iki hurma
dalı, ister yaş olsun, isterse kuru olsun, her hâlukârda  Allah Teâlâ’yı tesbih
eder.

Nitekim Allah Teâlâ, yerde
ve gökte olan her şeyin kendisini tesbih ettiğini haber vererek şöyle
buyurmuştur:

 (
تُسَبِّحُ لَهُ السَّمَاوَاتُ السَّبْعُ وَالْأَرْضُ وَمَنْ فِيهِنَّ وَإِنْ مِنْ
شَيْءٍ إِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ وَلَكِنْ لا تَفْقَهُونَ تَسْبِيحَهُمْ إِنَّهُ
كَانَ حَلِيماً غَفُوراً) [ سورة الإسراء الآية: ٤٤
]

“Yedi kat gök, yeryüzü
ve bunların içinde bulunanlar, O’nu tesbih ederler.O’na hamd ederek tesbih
etmeyen hiçbir şey yoktur.Ne var ki siz, onların tesbihini anlamazsınız. O,
halîmdir, çok bağışlayıcıdır.”

[
İsrâ Sûresi: 44]

Nitekim kuru olmalarına
rağmen taşlar, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in önünde Allah Teâlâ’yı
tesbih etmişlerdir. O halde buradaki sebep nedir?

Buradaki sebep şudur:
Çünkü Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu iki yaş hurma dalı kurumadığı
sürece, o ikisinden kabir azabını hafifletmesini Allah -azze ve celle-‘den ümit
etmiştir. Yani kabir azabının hafifletilmesinin süresi, pek uzun değildir. Bunun
sebebi ise, o ikisinin dünyada yapmış oldukları şeyden şiddetle sakındırmak
içindir. Çünkü o ikisinin dünyada yaptıkları, büyük günahlardan idi.

Nitekim yukarıda Buhârî ve
Müslim’in rivâyet ettiği hadiste, Paygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in
sözü bunu göstermektedir:

  “Oysa
o şey, büyük günah idi.”

Onlardan
birisi, idrar sıçrantısına karşı korunmazdı.İnsan, idrar sıçrantısından
korunmadığı takdirde, abdestsiz olarak namaz kılmış gibi olur.Diğeri ise,
insanlar arasında laf getirip-götürür, Allah’ın kullarının arasını bozar,
onların arasında düşmanlık ve kin tohumlarının yayılmasına sebep olurdu.
-Bu durumdan Allah’a sığınırız-. Dolayısıyla bu iş, çok tehlikelidir.

Bu,
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in kabir azabı gören iki kimseye
-ümmetini bundan şiddetle sakındırmak için- O’nun geçici bir şefaatı olduğuna
delâlet eden hadisin anlamına daha yakındır.
Yoksa Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in sürekli olan şefaatinden
cimrilik ettğinden dolayı değildir.

 

İkincisi:
Bazı âlimler -Allah onları
affetsin-, şöyle demişlerdir: Kabir azabının ölünün üzerinden hafifletilmesi
için, insanın yaş bir hurma dalını veya ağacı veyahut buna benzer bir şeyi
kabrin üzerine dikmesi, sünnettir. Fakat hadisten çıkarılan bu hüküm, haktan çok
uzaktır ve bu davranış, şu sebeplerden dolayı câiz değildir:

1.                      

Kabirde yatan ölünün durumu, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘e
gösterildiği gibi, bize gösterilmemiştir. Kabirlerinde azap gören iki adamın
durumunu, Allah Teâlâ vahiy yolyla Peygamberi Muhammed -sallallahu aleyhi ve
sellem-‘e göstermiştir.

2.                      

Şayet biz de böyle yapar ve ölünün kabrinin üzerine yaş dal veya ağaç dikersek,
ölüye kötülük etmiş oluruz. Çünkü ölünün azap gördüğünü zannederek onun hakkında
kötü zanda bulunmuş oluruz. Onun azap gördüğünü nereden biliyoruz. Belki
nimetler içerisinde yaşıyordur. Belki Allah Teâlâ bu ölüye lütufta bulunarak
ölmeden önce onu bağışlamıştır. Çünkü rahmetinin sebepleri pek çoktur.
Dolayısıyla kullarının Rabbi olan Allah Teâlâ onu bağışlamış olabilir ki o zaman
da bu kimse azabı hak etmiş olmaz.

3.                      

Kabir azabının ölünün üzerinden hafifletilmesi için, insanın yaş bir hurma
dalını veya ağacı veyahut buna benzer bir şeyi kabrin üzerine dikmesi sünnettir
diye çıkarılan hüküm, ilk müslümanların izlediği yola aykırıdır.İnsanlar
içerisinde Allah’ın dînini en iyi bilen kimseler olmalarına rağmen, ilk
müslümanların sünnetinde böyle bir davranış yoktur.

4. Allah Teâlâ bize bundan
daha hayırlı bir yolu göstermiştir.

Nitekim Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- ölüyü defnettikten sonra kabrinin başında durur ve
onun için şöyle duâ ederdi:

((
اِسْتَغْفِرُوا لِأَخِيكُمْ، وَسَلُوا لَهُ بِالتَّثْبِيتِ، فَإِنَّهُ الْآنَ
يُسْأَلُ )) [ رواه الترمذي ]

“Kardeşiniz için Allah
Teâlâ’dan bağışlanma isteyin ve (kabirdeki sorgu sırasında cevap verirken) onun
için sebat dileyin. Çünkü o, şu an sorguya çekilmektedir.”

[Tirmizî]

 

Mecmû’u Fetâvâ Muhammed b.
Salih el-Useymîn, cilt: 2, sayfa: 30’dan alıntı yapılmıştır.