Kabrin yanında dînî öğüt vermenin meşrûiyeti nedir?
Kimisinin, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘den böyle bir şey gelmemiştir, kimisinin ise bu sünnettir, dediğini işittik.
Hamd,
yalnızca Allah’adır.
Evet. Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-‘den mutlak anlamda böyle bir şey
gelmemiştir sözü, doğru olmadığı gibi, bunun
sünnet olduğunu söylemek de doğru değildir.
Bunun
sebebi şudur: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in kabrin
yanında veya kabristanda cenâze hazır olduktan sonra Cuma hutbesi
veren hatip gibi insanlara öğüt verdiğine dâir hiçbir şey
gelmemiştir. Biz böyle bir şeyi işitmedik.
Dolayısıyla bu davranış bid’attır ve gelecekte daha
büyük bir şeye sebep olabilir. Belki de birisi çıkar da
hazırdaki ölü adam hakkında ileri-geri konuşabilir.
Örneğin
ölen bu adamın fâsık birisi olmasından dolayı, birisi çıkıp
da insanlara:
-Bu adama
bakın! Dün oynuyordu, dün alay ediyordu, şöyle şöyle
söylüyordu, şimdi ise kabrinde rehin durumdadır, diyebilir.
Veya
ölen adam zengin birisi ise, onun hakkında:
-Falancaya
bakın! Dün saraylarda yaşıyordu, otomobillere biniyordu, elinin
altında hizmetçileri vardı ve saygınlık içerisindeydi.
Şimdi ise o kabrindedir, diyebilir.
Bu
sebeple bir kimsenin öğüt veren hatip gibi kabristanda ayağa
kalkmasını uygun görmüyoruz. Çünkü bu davranış
sünnetten değildir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ölüyü
defnettikten sonra veya ölüyü defnetmek için beklerken kesinlikle
ayağa kalkıp insanlara hitaben öğüt vermiyordu. Sünnete
bizden daha yakın olmalarına rağmen selef-i sâlihin de böyle
bir şey yaptığını işitmedik. Yine selef-i
sâlihten önce dört halifenin de böyle bir şey
yaptıklarını işitmedik. Bildiğimiz kadarıyla
insanlar, Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali -Allah onlardan râzı olsun-
zamanında böyle bir şey yapmıyorlardı. Yolların
en hayırlısı, -hakka mutabık olursa- selefin yoludur.
Meclislerde
insanların karşılıklı konuşmaları gibi olan
öğütlere gelince, bunda bir sakınca yoktur. Sünenlerde sâbit
olduğuna göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Baki
el-Ğarkad kabristanına gittiğinde orada birtakım
insanların bir ölüyü defnettiklerini gördü.Fakat ölü henüz
defnedilmemişti. Yani insanlar ölü için kabir kazıyorlardı.
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- oturunca ashâbı da onun
çevresinde oturdular. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- insan
öldüğü zaman ve defnedildikten sonra ne halde olacağına
dâir hutbe gibi değil de sakin bir şekilde insanlara konuşmaya
başladı.
Aynı
şekilde Buhârî ve diğer hadis kitaplarında sâbit olduğuna
göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle
buyurmuştur:
(( مَا مِنْكُمْ مِنْ أَحَدٍ إِلَّا
وَقَدْ كُتِبَ مَقْعَدُهُ مِنَ الْجَنَّةِ وَمَقْعَدُهُ مِنَ النَّارِ. فَقُلْنَا يَا
رَسُولَ اللهِ! أَفَلَا نَتَّكِلُ؟ قَالَ: لَا، اعْمَلُوا، وَكُلٌّ مُيَسَّرٌ لِمَا
خُلِقَ لَهُ , ثُمَّ قَرَأَ :{فَأَمَّا مَنْ أَعْطَى وَاتَّقَى وَصَدَّقَ بِالْحُسْنَى
فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْيُسْرَى وَأَمَّا مَنْ بَخِلَ وَاسْتَغْنَى وَكَذَّبَ بِالْحُسْنَى
فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْعُسْرَى})) [ رواه البخاري وغيره ]
“Sizden kimse yoktur ki, cennet ve
cehennemdeki yeri (bedbaht
veya bahtiyar olduğu)
yazılmış olmasın!
Bunun üzerine
biz:
– Ey Allah’ın elçisi!
Öyleyse hakkımızdaki yazıya (Allah’ın
takdirine) tevekkül edip ona dayanmayalım (ameli
bırakmayalım) mı?’ dedik.
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:
– Hayır!
Çalışın. Herkes kendisi için yaratılmış
olana ulaşacaktır (saadet ehlinden olan herkes saadet ehlinin amelini
işleyecek, şekâvet ehlinden olan herkes ise şekâvet ehlinin
amelini işleyecektir).
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- sonra şu âyetleri
okudu:
‘Bundan sonra kim verir
(malını
Allah için harcar), günahtan kaçınır ve en güzeli (lâ ilahe
illallah’ı) tasdik ederse, biz de ona hayır ve kolaylık
yolunu kolaylaştırırız. Kim de cimrilik eder, kendisini
müstağni görür ve en güzeli (lâ ilahe illallah’ı) yalanlarsa,
biz de onu en güç olana (şekâvete) hazırlarız.'(Leyl
5-10)” (Buhârî ve başkası rivâyet etmiştir.)
Sözün özü: Kabrin yanında veya ölüyü
defnettikten sonra insanın ayağa kalkıp dînî öğüt
vermek için insanlara hitap etmesi, sünnetten değildir ve bildiğiniz gibi
böyle yapması da gerekmez. İnsanın,
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘i
örnek alarak hutbe şeklinde olmayan öğüt ve o anki duruma
uygun olarak arkadaşlarıyla oturup konuşur gibi
konuşması, güzel ve hoş bir davranıştır.”
