Biz, (12322) nolu sorunun cevabında, değerli âlim Abdulaziz b. Baz’a -Allah ona rahmet etsin- âit olan fetvânızı okuduk. Hutbenin konusu ise; Cuma gününü kabristan ziyâretine tahsis etmenin câiz olmadığı şeklinde idi. Bir müslümanın, kendisine kabristanı ziyâret etmesi için Cuma gününden başka bir günde izin verilmiyorsa, bu konudaki görüşünüz nedir?
Başka günlerde ziyâret etme imkanı bulamayan bu kimse, Cuma gününden başka bir günde kabristanı ziyâret ederse, kendisine bir günah var mıdır?
Hamd, yalnızca Allah’adır.
Bir müslüman, hafta boyunca
işine bağlı olduğundan dolayı Cuma gününden başka
bir günde kabristanı ziyâret etme imkanı bulamazsa, kendisine bir
günah yoktur. Çünkü bu davranışıyla Cuma gününü
diğer günlerden üstün tutmuş sayılmaz. Zirâ bu
davranışı, Cuma gününü kabristan ziyâretine tahsis etme
kabilinden değildir. Aksine Cuma gününün tatil günü olması
sebebiyledir.
Değerli âlim Abdullah
b. Cibrîn’e -Allah ona rahmet etsin-:
“Cuma günü, bizim tatil
günümüzdür (yani hafta tatilidir). Eğer bu günü veya bu günün bazı
saatlerini kabristan ziyâretine tahsis edersek, bu
davranışımız bid’ata girer mi?” diye sorulmuş, bunun
üzerine o şöyle cevap vermiştir:
“Hayır, bid’ata girmez.
Çünkü Cuma günü kabristanı ziyâret etmek konusunda bazı
deliller gelmiştir. Bu günü kabristan ziyâretine tahsis etmediğinize
göre ve bu gün sizin boş vaktiniz olduğu için inşaallah
size bir günah yoktur. Nitekim Cuma gününün tahsisi ve fazîleti hakkında
bazı deliller gelmiştir, ama bu deliller sâbit (sahih) değildir.”[1]
Değerli âlim Muhammed
b. Salih el-Useymîn -Allah ona rahmet etsin- de bu konuda şöyle
demiştir:
“Delillerin zâhiri geneldir
ve ister farz oruç olsun, isterse nâfile oruç olsun, Cuma gününü oruca tahsis
etmek (yani sadece Cuma günü oruç tutmak) mekruhtur. Ancak insan iş sahibi
olur (çalışan kimse olur) da Cuma gününden başka bir günde kaza
orucunu tutmak için boş vakti yoksa ve fırsat bulamıyorsa, bu
takdirde sadece Cuma günü oruç tutması, kendisine mekruh olmaz.
Çünkü o, buna muhtaç durumdadır.”[2]
Allah Teâlâ en iyi
bilendir.
[1]
“Fetâvâ
İbn-i Cibrîn”
[2] “Mecmû’
Fetâvâ İbn-i Useymîn”, c: 20, s: 55
