Ben ve kocam Arapça dilini öğrenmek istiyoruz, ancak kadın ve erkeklerin karışık olduğu sınıflarda eğitim verilmektedir. Bildiğimiz üzere erkek ve kadınların karışık bulunduğu ortamların caiz olmadığıdır? Sizce karışık bulunmanın hükmü nedir? Delilleri nelerdir?

Açıklamalar: Her sınıfta 10 kişi bulunmaktadır, çoğunlukla kadınlar bulunmaktadır. Ben ve kocam bu derslere katılabilir miyiz? Kursiyerlerin bazıları da gayri Müslim’dir.

Cevap:

Allah’a hamd olsun,

Erkek ve kadınların bir arada bulunmaları,
birbirlerine karışmaları, iç içe olmaları, kalabalık
bir yerde sıkışmaları, kadınların erkeklerin
yanında açılmalarının tümü İslam Şeriatında
haramdır. Çünkü bunlar fitne ve şehvetlerin uyanmasına
sebep olup, fuhuş ve günahlara iten etkenlerdir.

Kur’an ve Sünnette kadın erkek
karışıklığının haram oluşuna dair,
birçok delil bulunmaktadır.  O
delillerden biri şöyledir: “… Peygamber’in hanımlarından
bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Bu, hem
sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temiz bir
davranıştır. ….”[1]
İbn Kesir Rahimehullah  bu
ayetin tefsirinde şöyle der: Sizin onlara izinsiz girmenizi haram
kıldığımız gibi onlara asla bakmayınız,
şayet birinizin onlardan alması gereken bir ihtiyacı varsa
onlara bakmasın, perde olmaksızın hiçbir şey istemesin.
Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem kadın erkek
karışımını, Allah’a en sevimli yerler olan camilerde
bile yasaklamıştır. Erkek ve kadınların
saflarını ayırdı. Kadınlar camiden çıkıncaya
kadar erkeklerin camiyi terk etmemeleri, camide kadınlara özel bir
kapının oluşturulması bu uygulamalardandır. Bu hususta
deliller şöyledir: 

“Ümmü Seleme Radiyallahu anha  derki: 
Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem namazı bitirmek için
selam verdiğinde kadınlar selamla beraber ayağa
kalkarlardı, kalkmadan önce biraz beklerdi, doğrusunu Allah
bilir bence onun beklemesi, erkeklerin kadınları görmemeleri
içindir.”[2]

Ebu Davud (876) numara ile Namaz kitabında, zikrederek,
“Kadınların erklerden önce namazdan çıkması
babında toplamıştır.”

İbn Omer Radiyallahu anhu, Rasulullah sallallahu
aleyhi vesellem
in şöyle dediğini rivayet eder: “Bu
kapıyı kadınlara has kılsaydık” Nafii derki: İbn
Omer vefat edene dek o kapıdan geçmedi.[3]

Ebu Hureyre Radiyallahu anhu, Rasulullah sallallahu
aleyhi vesellem
. in şöyle dediğini rivayet eder: “Erkeklerin
teşkil ettiği safların en hayırlısı birinci
saftır. En şerlisi de son saftır. Kadınların
teşkil ettikleri safların en hayırlısı son
saftır, en şerlisi de en öndekidir.”[4]

Bu hadis İslam şeriatın erkek kadın
karışımının haram oluşuna en büyük delildir.
Şöyle ki: Erkek kadın saflarına ne kadar uzak olsa o kadar
hayırlıdır, kadınların da safları erkeklerden ne
kadar uzaksa o kadar hayırlıdır. Rasulullah sallallahu aleyhi
vesellem
in şehvetlerin uyanması bakımında uzak olmakla
beraber erkek ve kadınların bulunduğu temiz ve ibadet yeri-
camideki icraatı böyleyse, başka yerlerde bu icraatı
uygulanması daha evladır.

Ebu Said el-Hudrî Radiyallahu anhu Rasulullah
sallallahu aleyhi vesellem
in mescidin dışında iken erkek ve
kadınların yolda karıştığını
görünce, şöyle dediğini rivayet eder: “Rasulullah
sallallahu aleyhi vesellem
kadınlara yönelik şöyle
dedi: Geri çekilin! Sizin caddenin ortasında yürümeniz uygun
değildir, sizler yolun kenarından geçiniz” bunun üzerine
kadınlar duvara yakın yürüdüklerinden dolayı elbiseleri duvara
yapışırdı.[5]

Kadın erkek karışıklığı bu
zamanda her tarafta yayılmış durumda çarşıda, pazarda,
hastanelerde, üniversitelerde ve başka yerlerde ancak, bizler bunu
isteğimizle seçmiyoruz, razı da değiliz, özellikle
İslamî konferanslar ve İslamî merkezlerin idarî yerlerinde böyledir.

İkincisi: Maslahatı korumak amacıyla mümkün
mertebede karışıklığı telafi edecek yollar
aramalıyız, Örneğin erkekleri kadınlardan ayıracak
mekânlar yapmalıyız, her iki kısma ayrı kapılar tahsis
etmeliyiz. Sesin ulaşması için iletişim araçlarını
kullanmalıyız. Kadınların hemcinsine eğitim vermesinde
ki yeterliliğe ulaşması için çaba sarfetmeliyiz.

Üçüncüsü: Var gücümüzle gözümüzü haramdan korumak ve
nefsimizle mücadele ederek Allah’tan korkmalıyız.

Aşağıda Müslüman araştırmacı ve
sosyologlarının erkek kadın
karışıklığı hakkında yaptıkları
çalışma hakkında birtakım bilgiler vermek istiyoruz:

–      

Sizce Şeriatta erkek ve kadın bir arada olmalarının
hükmü nedir? Sorusunu yönelttiğimizde: Sonuç aşağıdaki
gibi verilmiştir:

Araştırma kapsamı içinde bulunanların

%76 si caiz değildir.

%12 si Ahlak ve din krallarını riayet etmek
kaydıyla caizdir.

% 12 si Bilmediğini kaydetmişler.

Sizler hangisini tercih ediyorsunuz?

–      

Biri erkek kadın karışık, diğeri ise
erkek kadın ayrı ayrı çalıştıkları yer
olarak size iki iş alanı arasında çalışmak için seçme
hakkı verilirse  hangisini tercih
edersiniz? Sorusuna ise:

% 67 si karışık olmayan mekânları,

% 9 u Karışık mekânları,

% 15 Branşlarına uygun olduktan sonra fark etmez.

Sorun ciddidir!

Acaba siz kadın erkek karışımından
dolayı hiç sorun yaşadınız mı?

Araştırmaya katılmış olup erkek
kadın karışıklığından sorun
yaşayanların durumları aşağıdadır:  

– Ben iş günlerinin birinde kendi bölümüme
girdiğimde, kapalı bayan arkadaşım arkadaşları
arasında eşarbını çıkarmıştı,  o benim ansızın girmeme sürprizle
karşılarken, çok utandım.

-Benim laboratuvarda yapmam gereken bir deney vardı,  Ancak o gün Üniversiteye gidemediğim
için ertesi gün laboratuvara gitmem gerekiyordu, gittiğimde kendimi
kız öğrenciler, bayan öğretmen ve laboratuvar bayan
şefi arasında tek erkek olarak ben vardım. Bu durum beni çok zor
durumda bıraktı ve hareketlerim sınırlandı. ve bayanların
nefret edici ve sıkıntılı edalarıyla bana bakan bakışlarını
üzerimde hissediyorum.

-Ben dolapların birinden kadınlara özel ped almak
üzereyken bir erkek arkadaşlarımdan biri kendi özel
dolabından bazı eşyalarını almak için arkamda
durduğunu fark ettim, arkadaşım benim telaşlandığımı
fark edince hemen odadan çıkıp gitti.

-Günün birinde Üniversiteli bir kız dönemecin
yanında çok kalabalık bir geçitten geçerken bana çarptı, bu
kız acele ile konferansın birine gidiyormuş, bu
çarpışmadan dolayı dengesi bozuldu, onu her iki kollarımla
kucağıma alır gibi oldum, benim ve o kızın alay eden
gençler önünde ne büyük sıkıntıya düştüğümüzü siz
tahmin edebilirsiniz!

-Üniversitede basamaklardan bir kız
arkadaşım düştü, elbiseleri üzerinden açılarak zor bir
durum yaşadı. ters düştüğü için kendisine yardım
edemiyordu, kızın yakınında bulunan bir genç elbiselerini
örtükten sonra onu ayağa kaldırabildi.

-Bir şirkette çalışıyorum, şirketin
yetkilisine bazı evrakları teslim etmek istedim. Odadan çıkmak
üzereyken yetkili beni tekrar çağırdı, başı ile bana
bir şeyler işaret ediyor, bana bir dosya veya daha fazla evrak
isteyecek diye, onun tereddüdünü garipsedim, meşguliyetini ifade etmek
için masasının soluna doğru baktı, aynı zamanda
benimle konuşuyordu. Her şeyi söyleyebileceğini hayal ettim
ancak onun bana iletmek istediği elbiselerime aybaşı kanının
bulaştığıymış meğer o anda kabul edilir bir
dua olsaydı da yer yarılıp insanı içine alsaydı,
cidden de kendime yer yarılıp içine girseydim diye dua ettim.

Erkek kadın
karışıklığın kurbanları ve gerçek
kıssalar

Kaybolan Ümit

Ummu Muhammed kırk yaşını
aşmış olgun bir bayan olup hikâyesini şöyle anlatıyor:

Eşimle beraber her ne kadar ülfetli ve uyumlu olmazsa da dışa
kapalı bir hayat yaşadık, bir kadın olarak kocam gururumu
razı edecek kuvvette olmamasına rağmen güzel ahlakını
göz önüne aldığım için özel kararların büyük
kısmını aileme yüklemeden gözümü kapatarak yüklendim.

Kocam benim yanımda arkadaşı ve
ortağının ismini çok defa zikrederdi,  aslında evimizin bir parçası olan
kendi özel bürosunda uzun zamandan beri onunla buluşuyordu, ta ki bu
adam ailesiyle bizim eve ziyaret etti. O adamın eşime olan
aşırı sevgisinden dolayı ne ailevî ziyaretlerin
sayısını ne de ziyaret saatlerini saymayı düşünmedik.
Daha sonraları ben ve eşimle uzun saatler oturmak için tek
başına geliyordu. Kocamın ona olan güveni sonsuzdu.  Zamanla bu adamı yakından
tanıma fırsatı buldum. O adam ne şahane ve ne muhterem
biriydi! İçimden bu adama karşı aşırı bir sevgi
beslerken onunda bana karşı olan sevgisini hissediyordum. Daha sonra
bu sevgi başka bir hal aldı, şöyle ki senelerdir tam hayal
ettiğim adam bu adam olduğunu düşünmeye başladım. Ama
neden bunca seneden sonra gelmedi de şimdi geldi?  Her seferinde bu adam benim gözümde bir derece
yükselirken benim kocam ise diğer gözümden derecelerce
düşmüş olurdu. Sanki kocamın çirkinliğini anlamak için o
adamın güzelliğine muhtaçtım. Gece gündüz ikimizi meşgul
eden bu endişeler, bu muhterem adamla aramızdaki bu sevgi burada
bitmedi ama içimizdeki sevgiyi ne ben ne de o şu güne kadar bir türlü
dışarıya vuramadık. Bununla beraber sonunda kocamı
artık cılız, zayıf, nefret ettiğim titrek bir insandan
başka tasavvur edemiyordum. Neden bunca nefreti ona karşı
beslediğimi bilmiyorum. Kendi kendime bunca yükleri bu kadar zaman
sırtımda nasıl yüklediğimi soruyorum.. Durumlar öyle
kötüye gitti ki kocamdan beni boşamasını istedim. Kocam
benim isteğime binaen beni boşadı, ancak o artık enkaza
dönüşmüş naçiz bir koca haline gelmişti.        

Boşanmakla beraber evim yıkılıp
çocuklarımın tutunacak dalları kalmadı aynı zamanda o
adamın da ailevi durumu kötüye gitti, zira hanımı kalplerin
gizliliklerini, bir kadın fıtratı gibi aramızda olan
bitenden anlıyordu, böylelikle onun hayatını cehenneme
çevirmişti. Öyle ki gecenin birinde sabaha doğru saat 2 de evini
terk ederek kimseyi dinlemeden tek başına evime saldırdı.
Bağırıp çağırıyor, bana kötü töhmetler
isnat ediyor. Onun evi de benim evim gibi yıkılmaya doğru
gidiyordu. İtiraf ediyorum! Beraber geçirdiğimiz o tatlı
sohbetlerimiz bize uygun olmayan ömrümüzde birbirimizi iyi tanıma
fırsatı verdi.

Onun ailesi de benimki gibi yıkıldı, her
şeyim gitti, ikimiz de birbirimize ulaşmak için pozitif adım
atacak durumda değiliz. Ben şu an geçmiş hayatımın en
sefil hayatını yaşıyorum, hayali bir mutluluk ve kaybolan
bir ümidi arıyorum.

BİRE BİR

Umu Ahmed bize hikâyesini anlatıyor: Eşimin evli
birkaç arkadaşı vardı, haftalık evlerimizin birinde gece
toplantıları düzenlemek, efkâr dağıtmak için bize
gelirlerdi. Doğrusu ben bu gecelerden razı değildim,
şöyle ki: akşam yemeğinde buluşulur, yemekten sonra
tatlılar, kuruyemişler, meyve suları ve çoğu zaman edep
dairesini aşan yüksek sesli kahkahalar! Nükteler, espriler
yapılırdı.

Arkadaşlık adı altında kişi ile falanca
kadın ve falanca adamın karısı arasında iki de bir
gizli kahkahaların işitilmesi için tüm zorluklar
kaldırılmıştı, ağır şakalar-hiç
utanmadan kadınlara özel mahrem yerlerini ağza almak çekici ve
geçerli bir şey idi.

Bu tür işlerde onlara katılmakla beraber kalbim ve
vicdanım rahat değildi. Bu hal bu alçak ve rezil havayı
açığa vurana dek devam etti. Telefon çaldı, telefona haftada bir
partiye katılanlardan bir arkadaşı, hal hatırdan sonra
kocamın evde olmadığından özür diledim. Ancak o
kocamın evde olmadığını bildiğini ve sadece benim
için aradığını benimle ilişkiye girmek istediğini
anlatınca, isyan ederek ona çok kaba konuşarak onu rezil ettim, o ise
gülerek bana: gösterdiğin cesareti kocana karşı da
göster ve onun ne yaptığına bakıp kontrol etmemi
istedi. Bu konuşma beni yıktı, ancak tutunmaya
başladım ve kendi kendime bu adam benim ocağımı
yıkmak istiyor dedim. Ancak o bende kocam hakkımda şüpheler
uyandırmayı başardı.

Çok geçmeden korktuğum olay gerçek oldu,
kocamın bana ihanet ederek başkasının karısıyla
aşk yaşadığını keşfettim. Benim için
ölüm kalım savaşıydı. Kocama vaziyeti şöyle
açıklamaya başladım: Başkalarıyla ilişki
kurabilecek yeteneğe sahip bir tek sen değilsin, zira bana da o
karşılıklı teklif geldi. Arkadaşının
kıssasını anlattım, bu olay ona şok etkisi yaptı.
Eğer sen benim o falanca kadınla olan ilişkini kabul etmemi
beklersen benimki de ona mukabil olsun dedim. O anda benliğime deprem
vurulmuşa döndüm. O benim kastımın bizzat ihanet
olmadığını biliyordu. Ancak hayatımıza giren
musibet ve yaşadığımız bozuk çevrenin farkına
vardı. Bana itiraf ettiği gibi daha önceki kötü
ayağı bırakana kadar çok sıkıntı çektim. Evet,
kocam o kötü ayakları bırakıp evine döndü ancak daha
önceki kocamı bana kim getirebilirdi? Onun derinliklerimin içindeki
heybetini, saygısını ve değerini kim getirebilirdi?  Kalbimde O kokuşmuş kötü
çevreden büyük yara ve yakan pişmanlık kaldı. Bu
kötülüklere şahit olarak iyi niyet yerinde -aslında kötü
niyet- kaldı. Artık o izzet sahibinden rahmet bekliyordu.

Zekâ da bir fitnedir

 Abdulfettah diyor ki:

Büyük bir şirkette birim müdürü olarak
çalışıyordum. Uzun bir müddet şirket
çalışanlarından birine güzelliğinden değil de başka
bir özellikten dolayı âşık oldum. Ona olan aşkım
onun işinde ciddi olması, zekâsı, üstün olmasıyla beraber,
utangaç ve saygıdeğer biri olmasındandı. İş
haricinde hiçbir şeyi hedeflemez. Onu beğenmem, beraberinde ona
bağlanmamı gerektirdi. Ben ise evli biri olarak Allah’tan korkup
beş vakit namazını kılan biriyim. Ona olan sevgimi
anlattım bana sadece olamaz dedi, çünkü o da evli ve çocuk sahibidir. O
hiçbir surette ne isim adı altında olursa olsun kesinlikle kabul
etmedi, ne dostluk, arkadaşlık, sevgi veya başka isim
altında. Ban bazen kötü endişelere kapılıyordum, çünkü
içimden ona ulaşmak için onun kocasından boşanmayı arzu ediyordum.
Bir nevi intikam almak için ben ona baskı yapıp müdürlerime
karşı onun konumunu karalıyordum, bunların tümünü
gönül rahatlığıyla hiçbir öfke, yorum, kınama
yapmadan sadece çalışır da çalışır. O kendi
seviyesini çok iyi bilir. Onun beni reddettiği zamanda bile hiç
değişmedi. Ben kolaylıkla kadınlara kanacak biri de
değildim, çünkü ben Allah’tan korkan biri olarak İş icabı
haricinde onun hududunu aşmadım. Ancak bu kadın benim
aklımı çaldı.. Çözümü nedir? Bilmiyorum. 

İbn’l İzz Avvam

(N.A.A.) 19 Yaşında genç bir kız anlatıyor:

Ben daha küçük yaşında iken evimizde ailemin
dostlarıyla gece toplantılarını her iki kendi masum
gözlerimle izliyordum.  Hatırladığım
kadarıyla erkeklerden sadece babamı hatırlıyorum. Onun tüm
hareketlerini, yürüyüşlerini, evimizdeki kadınlara yönelik
eğlenme ve şehvetli bakışlarını
hatırlıyorum. Onlarla eğlendiğinde göğüslerine
yapışarak flört yaptığını, bunun
gözlerine diğerinin saçlarına başkasının boyundan
tutup flört yaptığına şahit oldum. Zavallı annem
kendi halinde basit biri idi, bu geceleri babamın zoruyla yapıyordu.

Gelen kadınların arasında babamın dikkatini
kendi üzerine çeken biri vardı. Bazen ona yaklaşarak bazen de onun
sulak hareketleri dikkatini çekiyordu. Annem misafirler ile mutfakta
meşgulken ben önemle onları gözetliyordum. Bu gece
toplantıları ansızın kesintiye uğradı, bu küçük
yaşımla nedenini öğrenmeye çalıştım ama
nafile. Hatırladığım kadarıyla annem o aralarda
babamın isminin anılmasına bile dayanamayacak şekilde tamda
yıkılmıştı. Ben etrafımdaki büyüklerden
(hıyanet, yatak odası, kadını kendi gözleriyle
görmüş, alçak kadın, rezil bir halde….) gibi,  sadece büyüklerin anlayacağı anahtar
kelimelerin sonu gelene dek, gizli sesler duyuyordum.

Büyüdüm, anladım ve tüm erkeklere kin ile bakmaya
başladım, tümü hainler. Annem ezilmiş bir
kadıncağız, annem bize gelen tüm kadınları adam
tavlayan diye nitelendirerek onları babamı bekleyeceklerdir, babam
ise dışarıda sevdiği hobisi olan kadın
kovalamasına çıkmıştı.

Ben şuan 19 yaşındayım birçok erkek genç
tanırım, ancak ben babamdan ötürü tüm erkeklerden intikam almak bana
çok zevk veriyor, çünkü hepsi babamın birer fotokopisi gibiler. Bana
dokunmaksızın kendimi tehlikeye onları da kandırmaya devem
edeceğim. Üniversitede veya çarsıda belli işaretler ve
hareketler yaparak beni kovalarlardı. Telefonumun zili asla durmuyor.
Bazen Âdem ve Hava cinsine yaptığımla iftihar ediyorum,
çoğu zaman da boğulmak üzere ölmek ve hayal
kırıklığına uğruyorum. Hayatımı büyük
ve siyah bir bulut gölgelendiriyor bunun ismi ise babamdır.

Balta kafaya değmeden
önce

(S.N.A.) Tecrübelerini anlatıyor:

Günün birinde işimin
gereği karşı cins(Erkekler) ile sürtüşme
yaşayacağımı düşünmemiştim ancak gerçekten de bu
oldu. Başlangıçta erkeklerden korumak için peçe kullandım, ancak
bazı arkadaşlarım bana peçenin dikkati daha fazla çektiğini
söylemeleri üzere en iyisi peçeyi bırakayım özellikle
gözlerimin biraz belirginliğinden gerçekten de peçesiz daha iyi
olacağı niyetiyle çıkardım. Ancak zamanla
karışık ortamlara girmekle beraber onlarla konuşup
esprilere girmediğim için kendimi anormal hissettim. Onların
gözünde doğal olarak bu (yabani) kadından korunmak için
birbirlerini ikaz ediyorlardı, doğrusu bu fikir kendini büyük
görüp gururlananlarla alıp vermek istemediğini beyan eden biri
tarafından bana söylenmişti. Doğrusu bende böyle bir kibir
bulunmamaktadır. Bir yandan nefsime zulmetmemeye karar verirken diğer
yandan da arkadaşlarıma karşı nefsimi uygun olmayan bir
duruma düşürmemeye karar verdim. Bende onlarla beraber eski günlerin
aksine karşılıklı hal hatır sormaya
başladık. Onlara, konuşma gücümü kullanarak büyük bir ikna
kabiliyetimin ve insanları etkileme yeteneğimin olduğunu kabul
ettirdim. Benim mantıklı konuşmalarım bazı
arkadaşlarımı cezp ettiriyordu. Çok fazla zaman geçmeden
gördüm ki birebir görüştüğüm yetkili birinin yüzünde konuşmalarımın
etkisiyle dili tutuldu,rengi sarardı ve konuşma biçimimden
etkilenerek söylediklerimden haz almaya başladı ardından
bilerek bazı konuları açarak onunla münakaşa etmemi
sağlamaya çalışıyordu. Bende onun gözlerindeki pis
bakışları fark ediyordum. Ben de ondan etkilendiğimi inkar
etmiyordum. Dindar bir bayanın bile bir adamın aklını
nasıl kolay bir şekilde aklını çelmesini dehşete
kapılarak garipsedim. Peki ya kadın açık saçık biri olup
kötülüğe çağırırsa adamın hali ne olur?
Doğrusu onunla gayri meşru bir şey düşünmemiştim ama
onun benim için düşünceleri baştan sonuna kadar kısa vadeli
değil de tam tersine uzun vadeliydi. Fakat fazla zaman  geçmeden kendime gelerek özgüvenimi
sağladım ve bu yabancı adamın hoşuna gidecek
şeyleri yapmayı  reddettim.
Sadece manevi haz için dahi olsa, beni onunla yalnız bırakacak bütün
yolları kapattım ve sonunda kendime bazı dersler alarak
çıktım.

Bu faydalar;

1-Erkekler ve kadınlar
ne kadar inkâr etse de erkek-kadın arasındaki bu cazibe her zaman
vardır. Bu cazibe meşru olarak başlasa da gayri meşru
şekilde biter.

2-İnsan ne kadar
kendini muhafaza etse de şeytanın tuzağından emin olamaz

3-İnsan ne kadar kendi
nefsine kontrol altına alsa dahi karşı cins ile makul çerçeveler
içerisinde muamele etse de karşı cinsin duygu ve hislerini kontrol
edemez. 

4-Son olarak erkek
kadın karışımında kesinlikle hayır yoktur. Zannedildiği
gibi hiçbir meyve veremez ve doğrusu sağlam düşünceyi bertaraf
eder.

Bundan ne sonra ne yapılmalı?

Erkek kadın
karışımıyla ilgili anlattığımız bunca
kıssadan sonra ne yapmalıyız?

İtiraf etmemiz gerekir ki erkek kadın
karışımını ne kadar güzel görüp önemsemezsek
de onun kötülükleri bize bulaşır. Zararları ailelerimizi
paramparça eder, kişinin sağlam fıtratı, toplumsal
ilişkilerde erkek kadın karışımının
sağlıklı olmasını kabul etmeyi tiksindirici bulur.  Kadın ve erkeklerin karışık
ortamda çalışılmasına dair yapılan sosyal
araştırma anketine katılanların yüzde(% 76) gibi bir
çoğunluğun karışık çalışmak
istemediğini belirten sağlam fıtrat budur işte. Keza
katılımcıların (% 76) sı Şeriata göre de caiz
olmadığını söylemişlerdir. Asıl dikkat
çekilmesi gereken İslamî toplumumuzun sahiplerinin temizliğine delalet
eden bu şerefli oran değil, asıl bizi durduran erkek kadın
karışıklığına cevaz veren bu küçük (% 12)
işte bu az topluluk istisnasız karışıklığa
din, gelenek, adetler, ahlak, iffet, örtü, gibi güzel değerleriyle,
kendilerince karışıklığın hududunu
koruyacağına dikkat çekmek gerekiyor.

Onlara soruyoruz, acaba az önce zikrettiğimiz güzel
kıstasların hangisi bugünkü erkek kadın
karışıklığının üniversitelerimizde,
çarşılarımızda, işyerlerimizde aile ve sosyal toplantılarımızı
kapsamaktadır? Yoksa bu yerler, elbisede, konuşmada, insani
ilişkilerde, haddi aşmışlar. Açılıp
saçılmak, fitne, gayri meşru sapık ilişkiler,
ahlaksızlık, çıplaklık, sanki lisan-i hal derki: Nezih
ortamda erkek kadın karışıklığını kabul
edenler dahi şimdiki karışıklıktan razı
değildirler.

İtiraf etmek gerekir ki: Şu anki erkek kadın
karışıklığı o sıcak, sulak ve
cıvık şey ki zehirli mikrop ve toplumsal bakterilerin verimli toprağını
temsil eder. Toplumun köşelerinde, duvarlarında ve
tavanlarında yaşam bulurlar, hiç kimsenin erkek kadın
karışıklığının neden olduğunu bilmeden,
gelişip çoğalır ve yapışırlar. Sessiz fitnenin
başı gerçekten erkek kadın
karışıklığı olduğu bilinsin diye! Bu erkek
kadın karışıklığın gölgesinde kalpler,
şehvetler, kayarlar, ihanetler fışkırırlar, evler ve
kalpler de yıkılırlar. Allah’tan selamet, afiyet ve durumumuzun
düzeltilmesini diliyoruz. Allah’ın selamı Rasulullah sallallahu
aleyhi vesellem
a olsun.

[1] Ahzab,53

[2] Buharî,793

[3] Ebu Davud,(484),Kitab-i-sala,

[4] Müslim,664

[5] Ebu Davud, Edeb kitabı, Peygamber(a.s.)in
kadın ve erkeklerin yolda yürürken sünneti.