Eşimle birlikte bir batılı ülkede sıkıntılar ve tartışmalarla dolu bir 6 sene geçirdim. ayrıca eşim uyuşturucu bağımlısıydı. Durum dayanılmaz bir hal alınca, beni boşamasını talep ettim. Ama o reddetti. Daha sonra mahkemeye başvurdum. Fiilen boşanma gerçekleşti. Bu mevzuunun üzerinden bir kaç sene geçti. Şu an boşanmanın geçerli olup olmadığını öğrenmek istiyorum. Yeniden eşime dönmemin bir yolu var mıdır?
Cevap:
Allah’a hamd olsun,
Birincisi: eğer koca uyuşturucu kullanmak veya içki içmek gibi ağır
suçları işleme halinde ısrar ederse, kadının
boşanmayı talep etme hakkı vardır. Ayrıca kocanın
boşanmaktan kaçınması halinde, kadının durumu
şeri hakime aktarma hakkı vardır. Bunun sebebi kocayı
boşanmaya zorlamak içindir. Koca boşanmayı reddeder ve şeri
kadı da bulunmazsa durum ülkesinde mevcud olan İslami makama
taşınır (İslami Merkez gibi). Bu da kocayı
boşanmaya ikna etmek ya da bu alışkanlıktan vazgeçirmek
amacıyla yapılır. Şer’i makamda gerçekleşen
boşanmanın belgelendirilmeye ihtiyacı varsa yasal mahkemelere
bunu kayda geçirmek de caizdir.
İkincisi: eğer
kocayı boşanmaya zorlayacak yasal bir mahkemeye başvurduysan,
kocan da bunu boşanma niyetiyle telaffuz etmişse veya
yazmışsa boşanma gerçekleşmiştir.
Fakat koca boşanma niyetiyle hiç bir şey yazmamış ve
bir şey telaffuz etmemişse, sadece mahkeme boşanma kararı
vermişse, kafir hakimin bu hükmü geçerli sayılmaz. Fakihler,
müslümanlar arasında hükmedecek hakimin müslüman olması konusunda
ittifak etmişlerdir. Çünkü hüküm verme velayetin bir çeşididir.
Kâfirin müslüman üzerinde bir velayeti söz konusu değildir. İbn
Ferhun dedi ki:” Kadı İyad şöyle demiştir:” Hüküm
vermenin kendisi olmadan tamamlanmayacağı, velayetin
gerçekleşmeyeceği ve akdin sürekli olmayacağı şartlar
şunlardır;
İslam,
akıl, erkek olmak, hür olmak, buluğ, adalet, ilim, tek olması,
sağlık( özellikle de işitme, görme, konuşabilme).
Bu şart koşulanlarda ilk sekizi velayetin sıhhati
hakkındadır. Son üçü ise sıhhat şartı değildir.
Fakat olmaması azledilmeyi gerektirir. Yani delinin veya kafirin hükmü geçerli
değildir.”
Tabsiratul hukkam
1/26 – el mevsual fikhiyye 33/295
Cemaziyelevvel 1425 H.
tarihinde
Kopenhag’ta islam rabıtası ile Amerika
Şeriat Alimleri ve Topluluğu tarafından gerçekleştirilen 2.
Kongrenin sonunda şöyle bir açıklama yayınlanmıştır:
“Şeriatın
hakim olmadığı bir ülkede bir hakkı elde etmek veya bir
zulmü engellemek amacıyla, o konuda uygulanması gereken şer’i
hükmün belirlenmesi için bir takım ilim ehline başvurduktan sonra
sadece o hakkın elde edilmesi ve uygulanması için resmi ve yasal
mahkemelere başvurmaya ruhsat verilmiştir”.
Kongrenin yedinci
ekseninde: İslam ülkeleri dışından yasal mahkemelerin
uyguladığı medeni boşanma kararların geçerliliği
tartışılmıştır.
“ Bu karar şunu ifade eder: adam
karısını şeri bir şekilde
boşadığında, yasal mahkemeler önünde bunu
belgelendirmesinde bir sakınca yoktur. Fakat eşler boşanma
konusunda tartışırlarsa İslami Merkezler şeri hüküm
verme yetkisini kullanabilirler. Evliliği bitirmek için yasal mahkemelere
başvurmak yalnızca kanuni açıdandır. Yoksa şeri
açıdan evlilik bitirilmiş olmaz. Kadın, medeni
boşanmayı gerçekleştirdiğinde, bu kararla İslami
merkezlere yönelir ve şeri açıdan işin tamamlanması
için ilim ehlinden bu davalarda ehil olan insanların sorumluluğuna
taşır. Bu durumda zaruriyet bahanesiyle sadece yasal mahkemelerin kararıyla
yetinilmeyecek, zira artık farklı bölgelerde İslami
merkezler bulunmakla beraber bu merkezlere ulaşmak kolaydır.
Buna göre ülkendeki
İslam Merkezine müracaat etmen gerekir. Onlar bu
konuya bakmayı üstlenirler. Eğer kadın kocası
tarafından 1. ve 2. talakla boşanmışsa ve iddeti tamamlanmışsa
şahitlerin ve velinin hazır bulunmasıyla, yeni bir mehir ve yeni
bir akidle kadını tekrardan eşine dönebilir. Fakat 3
talakla boşanmışsa başka bir kocayla nikahlanana kadar ilk
eşe helal olmaz. Fakat ikinci eşle nikahlanması isteyerek
olması gerekir. birinci eşine dönmeyi helalleştirmek için
olmamalı. İkincisi eşle evlendikten sonra kesinlikle ikinci
kocanın ölmesi ya da boşanması durumunda tekrar birinci
eşle evlenebilir.
En iyi bilen Allah’tır.
